kitaplık
YAŞAMAZ ÖLÜMÜ GÖZE ALMAYAN
-Çanakkale Hikâyeleri-
Mustafa Mirza DEMİR
Vatan, milletleri bir arada tutan; sosyal ve kültürel birliktelik alanı ve devletlerin yegâne hâkimiyet sahası… Genel itibarıyla din, dil, hukuk, örf, âdet ve kültür beraberliği içerisinde yaşayan toplulukların, üzerinde hür ve eşit bir şekilde yaşama imkânı bulduğu ve barındığı arazi bütünüdür. Fakat sadece sınırları çizilmiş bir toprak parçası veya “mavi vatan” diye adlandırdığımız deniz sahasından ibaret de değil! Binlerce yıllık ortak hafızanın, kader birlikteliğinin, fertleri “biz” eden duygunun ve ruhları birbirine düğümleyen kutsal bir bağın adıdır vatan. İnsanoğlunun yeryüzündeki tarihî yolculuğunda dinin huzurla yaşandığı, dilin özgürce yankılandığı ve ecdadın hatırasının her köşe başına sindiği, özgürlüğün ve bağımsızlığın gür sesidir vatan.Mazinin ve yarınlara verilen sarsılmaz bir sözün simgesidir vatan. Anadolu insanı, vatanın bir bütün ve mukaddes olduğuna inanır; vatan müdafaasını kutsal bilir ve vatan uğruna gaza etmeyi de kendi canından aziz bilir. “Ölürsek şehit, kalırsak gazi…” diyerek türkü yakar analar. Cephelerde can vermekten çekinmez, Anadolu’nun kahraman evlatları. Vakur anaların dualarıyla mayalanan bu topraklar, sadece askerî bir güçle değil sarsılmaz bir imanla ayakta durur.
Bu imanın en gür ses verdiği yer hiç şüphesiz, Çanakkale Savaşı’dır. “Çanakkale Geçilmez!” sözünü tarih sayfalarına kocaman harflerle yazdıran ecdadımızın bu büyük zaferi, yalnızca Türk ve İslam tarihi değil aynı zamanda bütün dünya tarihi açısından da önemli bir kırılma noktasını oluşturur. İmkânsızlıklar içerisinde verilen bu mücadele, teknikle imanın mücadelesidir. Nitekim “Çanakkale Geçilmez!” nidası, dünyanın tüm gelişmiş silahlarına karşı imanın zaferi olarak tarihin kalbine kazınmıştır. O gün Gelibolu sırtlarında parlayan o gurur ve onur meşalesi, daha sonra Kurtuluş Savaşı ile karanlıkları aydınlatacak olan millî şuurun da ilk kıvılcımıdır.
Türkiye Diyanet Vakfı yayınları arasında yer alan, Yaşamaz Ölümü Göze Almayan -Çanakkale Hikâyeler- adlı kolektif eser, bu ruhun ve inancın hikâyesini konu ediniyor. Yenilgi üzerine yenilgi yaşayan asker ve toplumun küllerinden doğuşunun hikâyesini… “...kına yerine ağıt yakan gelinlerin, gözlerinde yaş kalmamış anaların, gönlü buruk kalan babaların hikâyesini…” Azmin, sabrın, vefakârlığın, fedakârlığın, inancın ve zaferin hikâyesini okura yeniden hatırlatmak isteyen bu çalışma için on öykücü bir araya geldi. Her biri kendi dili, üslubu ve hissiyatınca kaleme aldığı Çanakkale hikâyeleriyle okurun zihnine ve gönlüne hitap ediyor. Bütün yazılar bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturuyor, şanlı bir vatan savunması, destansı bir zaferin hikâyesi, genç öykücülerin kalemlerinin ucunda tarihin derinlerinden okura seslenen hisli bir türküye dönüşüyor âdeta. Yıllar geçse de izi silinmeyen, ağıtlarda, türkülerde, ninnilerde yaşayan Çanakkale ruhunun dalgalandığı esere katkıda bulunanların arasında; M. Fatih Kutlubay, Özlem Karapınar, Naime Erkovan, Yunus Meşe, Hüseyin Ahmet Çelik ve Veysel Altuntaş gibi isimler yer alıyor.
Çanakkale’yi; bedenleri, ruhları ve imanlarıyla geçilmez kılan şanlı ecdadın aziz ruhlarını rahmet ve minnetle yâd ediyor; Yaşamaz Ölümü Göze Almayan –Çanakkale Hikâyeler- adlı eseri de içtenlikle bütün okurlarımıza takdim ediyoruz. İyi okumalar.