İnsan, varlık âlemi içerisinde hem bedeni hem de ruhuyla bir denge üzere halk edilmiştir. Bu dengenin muhafazası da nefsin bitmek bilmeyen arzularının dizginlenmesi ve ruhun asli hâline yönelmesiyle mümkündür. Yüce Allah’ın biz müminlere bir rahmet kapısı olarak bahşettiği ramazan ayı ve oruç ibadeti, meşakkatten ziyade bir arınma, durulma ve aslına rücu etme vesilesidir. Bu kutlu iklim, mümini sadece ferdî bir ibadet neşvesine değil aynı zamanda İslam’ın şiarlarından olan cami ve cemaat ruhuyla bir olmaya, bütünleşmeye ve kardeş olmaya davet eder. Zira ramazan mevsimi, orucun sabrıyla caminin huzurunu, vahyin nuruyla hayatın gerçeklerini harmanlayan muazzam bir mekteptir. Oruç, sadece imsak ve iftar vakitleri arasındaki zaman dilimine hapsedilemeyecek kadar derin bir ahlak okuludur.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), Mescid-i Nebevi merkezli yaşam formunu hayata geçirmesiyle ramazanı ve sosyal hayatı caminin merkeziyetinde, Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde ve ibadetin samimiyetiyle ihya etmeyi öğretmiştir. Allah Resulü, ümmetine ramazan ayını bir yardımlaşma, sosyalleşme, infak ve mukabele iklimi olarak miras bırakmıştır. Bu nebevi ruhun devamı olarak inşa edilen kültür ve medeniyetimizde camiler, mescitler ramazan ayında hayatın merkezi ve kalbi hâline gelmiş; müminler vahiyle burada tazelenmiş, cemaatle burada kenetlenmiştir. Sahur, iftar, teravih, mukabele, itikâf, yardımlaşma, birlik olma, cemaate devam etme gibi nimetlerin hayata daha fazla dâhil oluşuyla ramazan ayında camiler, sair zamanlarda olduğundan ziyade çok fonksiyonlu yapıya bürünür. Bütün toplumsal hayatımızı kuşatan camiler, ramazan ayında âdeta sosyal yaşam alanlarına dönüşür.
Diyanet Aylık Dergi olarak bizler de gönüllerin yumuşadığı, rahmetin sağanak sağanak yağdığı bu mübarek iklimin manevi dokusunu dergimizin sayfalarına taşımak istedik. Aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığının, 2026 yılı ramazan teması da olan “Ramazan, Cami ve Hayat” dosya konusuyla karşınızdayız. Doç. Dr. Mehmet Ali Aytekin, “Ramazan-ı Şerif İkliminde Camide İbadet Neşvesi”; Dr. Rukiye Aydoğdu Demir, “Hilalin Aydınlığında”; Doç. Dr. Hasan Yücel ise “Vahyin Işığında Yeniden Doğmak” başlıklı yazılarıyla bu ayki dosya konumuza katkıda bulunan isimler.
Söyleşimizi ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ile gerçekleştirdik. Ramazan ayının bireysel ve toplumsal hayatımızı dönüştüren etkisine ve manevi gücüne değinen Arpaguş; oruç, cami ve Kur’an ekseninde şekillenen bir hayatın, modern insanın anlam arayışına verilecek en kıymetli karşılık olduğunu vurgulayan açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Safi Arpaguş, özellikle de camilerin kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma anlayışının canlı tutulmasında önemli bir fonksiyona sahip olmasının; camilerde, mescitlerde verilen vaaz u nasihatlerin, halkı irşat için yapılan sohbetlerin, okunan hatm-i şeriflerin, Kur’an, hadis ve ilmihâl derslerinin ramazan ayının manevi ağırlığına uygun olarak daha fazla anlam kazanmasının altını çizdi.
Rahmet, bereket ve mağfiret ayı ramazan-ı şerifin, başta Gazze ve Kudüs olmak üzere mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizin kurtuluşuna, İslam âleminin vahdetine ve insanlığın hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim. Ayrıca 6 Şubat 2023’te meydana gelen acı ve yıkıcı afette hayatını kaybedenlere de bilvesile rahmet dilerken, Allah Teala’dan ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza etmesini niyaz ediyorum. Berat Gecenizi ve ramazan ayınızı tebrik eder; bereketin hanelerinizden ve sofralarınızdan, huzurun gönüllerinizden eksilmemesi temennileriyle bütün okurlarımıza hayırlı okumalar dilerim.
Hamza BAYRAM