TEMAŞA
Zübeyde Andıç
Irgandı Köprüsü
Bursa’nın kalbinde, Gökdere’nin nazlı nazlı akan serin suyu üzerinde arastalı bir köprüyüm. 1442 yılında, II. Murad döneminde Irgandılı Ali’nin oğlu Hacı Muslihiddin tarafından inşa edildim. Köklü bir geçmişin ayakta kalmış bir tanığı olarak geçmiş zamanların izlerini gövdemde taşıdım.
Ben, sadece iki yakayı birleştiren bir köprü değil üzerinde dükkânlar taşıyan, yaşamaya devam eden bir sokağım. Üstümden geçenlerin adımları, geçmişten geleceğe taşınan kadim geleneklerin renklerine karışır. Asırlardır çarşılar kurulur, tezgâhlar açılır üzerimde. Floransa’daki Ponte Vecchio, Venedik’teki Rialto ve Bulgaristan’ın Lofça şehrindeki Osma Köprüsü ile bu nadir mimari mirasın bir parçasıyım.
Tek bir devasa kemer üzerinde yükselen sarı renkli ahşap dükkânlarımla yeşil şehrin en güzel duraklarından biriyim. Hemen baş ucumda yer alan ve dünyanın ilk hayvan hastanesi kabul edilen Gurabahane-i Laklakan ile kesişir bakışlarımız. Göç yolunda yaralanan leyleklerin tedavi edildiği bu yuvanın merhametli gölgesi düşer üstüme.
1855’teki büyük depremin ve savaşların yıkıcı etkisiyle sarsılsam da usta ellerce onarıldım. Gün gördüm, günler gördüm. Bursa’da zamanı zanaat, tarih ve inançla ördüm.