TEMAŞA
Misafir Taşları
Malatya’nın kalbi Battalgazi’de, sırtını evlere yaslamış küçük bir caminin duvar dibindeki on iki taştan biriyim. Kimler geldi geçti bu topraklardan, kimler gönül sofrasında ağırlandı, uğurlandı, bilirim ama bizi buraya kim yerleştirdi bilemem. Gönlü de sofrası da açık insanlarla dolu bu topraklarda tek bir kişinin adını söyleyemem. Battal Gazi’nin izinden gidip cömertliğinden feyzalanların dilindeki duayı, sofrasındaki bereketi kalbimin üstünde taşır; duvarlarında Süleyman mührü taşıyan Toptaş Camii’nin gölgesinde asırlardır misafirlerimi beklerim. Kayısı çiçeklerinin kokusuyla belenen baharlar da gördüm, taş duvarları çatlatan kışlar da. Yağmurlar yağdı, yılmadım. Karlar yağdı, üşümedim. Depremler oldu, parçalanmadım. İnancın saflığıyla iyiliğin ve merhametin sıcak karnında var oldum. Ne çok gariban umutlandı göğsümde, ne çok kervan gölgesi düştü üstüme. Başını sokacak dulda, karnını doyuracak bir lokma ekmek arayanlara, yolda kalanlara, yola düşenlere varlığımla güç verdim. Merhameti çok, gönlü yüce insanlar; üstüme oturanları baş tacı edip misafir etti hanelerinde. Sofralar kurdu, döşekler serdi onlara. “Misafir, Allah’ın emanetidir.” düsturunun, Halil İbrahim sofrasının Anadolu’daki şahidiyim ben.