Ramazan Cami ve Hayat

Ramazan Cami ve Hayat

Şubat-2026

İnsan, varlık âlemi içerisinde hem bedeni hem de ruhuyla bir denge üzere halk edilmiştir. Bu dengenin muhafazası da nefsin bitmek bilmeyen arzularının dizginlenmesi ve ruhun asli hâline yönelmesiyle mümkündür. Yüce Allah’ın biz müminlere bir rahmet kapısı olarak bahşettiği ramazan ayı ve oruç ibadeti, meşakkatten ziyade bir arınma, durulma ve aslına rücu etme vesilesidir. Bu kutlu iklim, mümini sadece ferdî bir ibadet neşvesine değil aynı zamanda İslam’ın şiarlarından olan cami ve cemaat ruhuyla bir olmaya, bütünleşmeye ve kardeş olmaya davet eder. Zira ramazan mevsimi, orucun sabrıyla caminin huzurunu, vahyin nuruyla hayatın gerçeklerini harmanlayan muazzam bir mekteptir. Oruç, sadece imsak ve iftar vakitleri arasındaki zaman dilimine hapsedilemeyecek kadar derin bir ahlak okuludur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), Mescid-i Nebevi merkezli yaşam formunu hayata geçirmesiyle ramazanı ve sosyal hayatı caminin merkeziyetinde, Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde ve ibadetin samimiyetiyle ihya etmeyi öğretmiştir. Allah Resulü, ümmetine ramazan ayını bir yardımlaşma, sosyalleşme, infak ve mukabele iklimi olarak miras bırakmıştır. Bu nebevi ruhun devamı olarak inşa edilen kültür ve medeniyetimizde camiler, mescitler ramazan ayında hayatın merkezi ve kalbi hâline gelmiş; müminler vahiyle burada tazelenmiş, cemaatle burada kenetlenmiştir. Sahur, iftar, teravih, mukabele, itikâf, yardımlaşma, birlik olma, cemaate devam etme gibi nimetlerin hayata daha fazla dâhil oluşuyla ramazan ayında camiler, sair zamanlarda olduğundan ziyade çok fonksiyonlu yapıya bürünür. Bütün toplumsal hayatımızı kuşatan camiler, ramazan ayında âdeta sosyal yaşam alanlarına dönüşür.

Diyanet Aylık Dergi olarak bizler de gönüllerin yumuşadığı, rahmetin sağanak sağanak yağdığı bu mübarek iklimin manevi dokusunu dergimizin sayfalarına taşımak istedik. Aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığının, 2026 yılı ramazan teması da olan “Ramazan, Cami ve Hayat” dosya konusuyla karşınızdayız. Doç. Dr. Mehmet Ali Aytekin, “Ramazan-ı Şerif İkliminde Camide İbadet Neşvesi”; Dr. Rukiye Aydoğdu Demir, “Hilalin Aydınlığında”; Doç. Dr. Hasan Yücel ise “Vahyin Işığında Yeniden Doğmak” başlıklı yazılarıyla bu ayki dosya konumuza katkıda bulunan isimler.

Söyleşimizi ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ile gerçekleştirdik. Ramazan ayının bireysel ve toplumsal hayatımızı dönüştüren etkisine ve manevi gücüne değinen Arpaguş; oruç, cami ve Kur’an ekseninde şekillenen bir hayatın, modern insanın anlam arayışına verilecek en kıymetli karşılık olduğunu vurgulayan açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Safi Arpaguş, özellikle de camilerin kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma anlayışının canlı tutulmasında önemli bir fonksiyona sahip olmasının; camilerde, mescitlerde verilen vaaz u nasihatlerin, halkı irşat için yapılan sohbetlerin, okunan hatm-i şeriflerin, Kur’an, hadis ve ilmihâl derslerinin ramazan ayının manevi ağırlığına uygun olarak daha fazla anlam kazanmasının altını çizdi.

Rahmet, bereket ve mağfiret ayı ramazan-ı şerifin, başta Gazze ve Kudüs olmak üzere mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizin kurtuluşuna, İslam âleminin vahdetine ve insanlığın hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim. Ayrıca 6 Şubat 2023’te meydana gelen acı ve yıkıcı afette hayatını kaybedenlere de bilvesile rahmet dilerken, Allah Teala’dan ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza etmesini niyaz ediyorum. Berat Gecenizi ve ramazan ayınızı tebrik eder; bereketin hanelerinizden ve sofralarınızdan, huzurun gönüllerinizden eksilmemesi temennileriyle bütün okurlarımıza hayırlı okumalar dilerim.

Hamza BAYRAM

Okuma Kültürü ve Düşünsel Dönüşüm

Okuma Kültürü ve Düşünsel Dönüşüm

Şubat-2026

TAKDİM

BİR ZİHİN İNŞASI: OKUMA KÜLTÜRÜ
Okuma; kâinatın sessiz harflerini kalbin diliyle çözme, eşyanın ardındaki hakikate yönelme ve insan olmanın o bitimsiz anlam arayışını bir yörüngeye oturtma gayretidir. Dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeğin henüz hiçbir kavramla tanışmamış o ilk bakışı; okumanın en saf ve dikey hâlidir. İnsan, satırlara düşen mürekkebin ötesine geçmeye; hayatı, ölümü ve nihayet kendi içindeki derin boşlukları anlamlandırmaya yazgılıdır. Bu bağlamda okuma kültürü inşa etmek, basit bir entelektüel hobi olmanın ötesinde, kişiyi varoluşun derinliklerine taşıyan ve hakikatle buluşturan temel dayanaktır.

Modern zamanın bilgi yığınları arasında, okumanın bir “hikmet arayışı” olmaktan çıkarılıp mekanik bir işleme dönüştürülmesi günümüzün önemli krizlerinden biridir. İslam düşünce geleneğinde bilgi, eylemden ve ahlaktan bağımsız bir istif alanı olarak görülmez. Gerçek bir okuma kültürü; metinlerin zihne birikmesiyle değil hayata eşlik etmesiyle mümkündür. Zira okumak, zihni empati ve tefekkürle yeniden inşa eden; insanı bilgiden bilgeliğe, veriden hakikate taşıyan bir düşünsel süreçtir. Diyanet Aile Dergisi olarak bu ay, okumanın ve düşünsel dönüşümün imkânlarını merkeze alan zengin bir içerikle karşınızdayız: Emin Gürdamur, “Okuma Kültürü ve Düşünsel Dönüşüm” başlıklı yazısında modern okur tipinin yaşadığı kopuşa dikkat çekerek şu can alıcı tespiti yaptı: “Okuduklarımız bizi daha merhametli, daha adil, daha dikkatli kılmıyorsa Batı merkezli bir cereyanın etkisi altında kalmışız demektir. İslam düşünce geleneğinde bilgi, ahlak üretmiyorsa nakıs kabul edilir.” Nuray Alper, kütüphaneleri “mana ambarı” olarak nitelendirdiği makalesinde, kütüphanelerin imhasını medeniyetin hafızasının yaralanması olarak betimledi ve kütüphanenin zamana açılan bir kapı olduğunu vurguladı. Çocukluk dönemindeki zihinsel inşayı, Psikolog Hümeyra Yabar ile ele aldık. Yabar, “Ebeveynlerini düzenli okurken gören çocuklar, okumayı yetişkinliğe ait doğal ve keyifli bir rutin olarak kodlar.” vurgusuyla bizlere yol gösterdi. Yazar Merve Gülcemal ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, çocuklara “Allah tarafından sunulmuş eşsiz hazineler” olarak bakmanın inceliklerini konuştuk. Dr. Murat Çinici, “Kalabalık Yalnızlıkta ‘Hem-derd’ Nerede?” yazısında dijital illüzyonları sorgularken yazar Naime Erkovan, “Sen Çağır” başlıklı denemesinde bir işi halis niyetle yapmanın ve o ilahi çağrıya (Oku!) kulak vermenin dönüştürücü gücünü hatırlattı.

Sizleri dergimizle baş başa bırakırken geride bıraktığımız Berat Kandili’nizi en içten dileklerimizle kutluyor, gölgesi üzerimize düşen mübarek Ramazan ayının İslam âlemine ve tüm dünyaya hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyoruz.

Gülhiman HEKİMOĞLU

Gizlerini Saklarsın İçinde Yorulmadan Ey Deniz, Nerede Senin İç Hazinelerin?

Gizlerini Saklarsın İçinde Yorulmadan Ey Deniz, Nerede Senin İç Hazinelerin?

Ocak-2026

TEMAŞA

Sultan III. Ahmet Meydan Çeşmesi ve Sebili
Sultan III. Ahmet tarafından 1728 yılında deniz kenarına yaptırıldım. Daha sonra Topkapı Sarayı’nın giriş kapısı önündeki meydana taşındım. Türk su mimarisinin şaheserleri arasında sayılan ve iç kısmımda sekizgen bir su haznesi bulunan gövdem; ortasındaki beş kubbeli, kurşun kaplamalı ve dört yana meyilli bir çatıyla örtülmüştür. Geniş saçağım, kabartma ve kalem işi motiflerle bezelidir. Dört yüzlü bir meydan çeşmesi olarak tasarlanan yapımın her bir yüzüne Şair Vehbi’nin III. Ahmet ve Sadrazam İbrahim Paşa için söylediği kaside talik hatla yazılmıştır. Ayasofya’ya bakan cephemde III. Ahmet’in kaleme aldığı ve yine onun tarafından tek satır hâlinde celi sülüs hatla yazılı beyit vardır. Renkli mermer ve çiniler kullanılarak denge, estetik ve simetrinin hâkim olduğu bir biçimde inşa edilen gövdem; palmet, mukarnas, kıvrık dallar, çiçekler, madalyon, şemse, rumi tasarımlar ve panolar hâlinde yan yana sıralanmış yoğun işlemelerle eşsiz bir güzellik taşır. Küçük bir su köşkünü andıran yapım, Lale Devri’nin özelliklerini yansıtması ve Avrupa etkisini taşıyan ilk yapı olması nedeniyle benzersizdir.



Merhaba

Merhaba

Şubat-2026

Kış mevsiminin ve üç ayların son ayı bu sene şubat ayında buluştular. Rahmet ikliminin sıcaklığı soğuk kış günlerinde içimizi ısıttı. 19 Şubat’ta başlayan ramazan ayı ile Rabbimize yaklaşıyoruz. Dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan Müslüman kardeşlerimizi daha iyi anlıyor, onlarla aynı duyguları paylaşıyoruz. Bu ayda hepimiz oruç tutmanın, sahura kalkmanın heyecanını yaşıyor, sabrı öğreniyor, kendimiz dışındakilerle özdeşim kuruyoruz.

Bu ay hayatımızın merkezinde olan ramazanı gündem konusu yaptık. Çünkü yememiz içmemiz, uyumamız uyanmamız hep ramazana göre programlı. Bu ay oruçla, namazla, Kur’an-ı Kerim’le sadakayla, güler yüzle hayatımızın her anını ibadetlerin huzuruyla donatalım. Ramazanın kıymetini bilelim, her anını bilinçle geçirelim diye sizlere duvarınıza asacağınız ramazan süsü ve ramazan çetelesi veriyoruz.

Ayrıca bu sayıda Finlandiya’yı gezecek, sırıkla atlama sporunun inceliklerini öğrenecek, afiyetle yediğimiz sucuk ve pastırmanın tabağınıza gelene kadar hangi işlemlerden geçtiğini öğreneceğiz.

Ramazan ayı gelmeden hasat zamanının habercisi, mübarek mevsimin tam ortası Berat Kandili’ni 2 Şubat’ta hep birlikte idrak edeceğiz. Bu bereketli dönemde ailenize, kendinize, arkadaşlarınıza dua etmeyi ve ramazan çetelenizi doldurmayı unutmayın. Sözü daha fazla uzatmadan sizleri derginizle baş başa bırakıyor, keyifli okumalar diliyorum.

Gülhiman Hekimoğlu


Diyanet Cim Dergisi

Diyanet Cim Dergisi

Ocak-2026

Merhaba

Zaman hızla geçti, koca bir yılı geride bıraktık. Havalar iyice soğudu. Çocuklarımızla kapalı alanlarda daha uzun vakit geçiriyoruz. Bizler bu vakitlerin en güzel şekilde değerlendirilebilmesi için zengin bir içerikle dergimizi hazırladık.

Özlemle beklenen Leylek Cim, bu yıl yeni maceralarıyla karşınızda. Yeşil Vatan köşemizde Seksek, Taptap ve Zıpzıp ormanlarla ilgili çok güzel bilgileri bizlere aktaracak. Hikâye, şiir, özel eğitim etkinlikleri ve resim çizmeyi birlikte öğreneceğimiz sayfalarla dergi içeriğimiz oldukça zengin. Ayrıca bu yıl için bir sürprizimiz var. Dört yaşından küçük çocuklarımıza yönelik hazırladığımız etkinlik kitabı Cikcik her ay Cim’e eşlik edecek.

15 Ocak’ta idrak edeceğimiz Miraç Kandili’ni tebrik ediyoruz.

Şubat sayısında görüşmek dileğiyle...

Gülhiman Hekimoğlu


Diyanet İlmi Dergi

Diyanet İlmi Dergi

Aralık-2025

Editörden / From The Editor

Diyanet İlmî Dergi’nin değerli okurları;

2025 Aile Yılı” münasebetiyle hazırladığımız Postmodern Dönemde Aile konulu bu sayımızı alanlarına katkı sağlayacağını düşündüğümüz on dört makale ile istifadelerinize sunuyoruz.

Fahime İsrafiloğlu, “The Qur’ān and Value Conflicts in Marriage in the Modern Era” adlı makalesiye Kur’an’ın evlilik kurumuna yönelik ilkeleri perspektifin-den modern toplumlarda artan değer çatışmalarını analize tabi tutmayı amaçla-maktadır. Faruk Görgülü, “Postmodern Dönemde Babalık Rolünün Erozyonu: Kur’an Perspektifinden Bir Değerlendirme” başlıklı çalışmasıyla postmodern dönemde yaşanan babalık rolü erozyonuna değinmekte ve Kur’ân-ı Kerîm merkezli baba-evlat ilişkisi modelinden hareketle çözüm önerileri sunmaya çalışmaktadır.

“Modern Dönemde Aileyi Korumaya Yönelik Bir Tedbir Olarak Talâk Fetvalarındaki Değişim” konulu araştırmasıyla Fatih Yücel, modern dönemde değişen veya değişmesi teklif edilen talâk fetvalarını Osmanlı Hukûk-ı Âile Kararnâmesi, Din İşleri Yüksek Kurulu ve çağdaş İslâm hukukçularının yaklaşımları çerçevesinde incelemektedir. Hasan Demir, “Nikāh in the Digital Age: Evaluation of Video Online Marriage Contracts in terms of Islamic Law” başlıklı çalışmasında dijitalleşmeyle birlikte gündeme gelen çevrimiçi nikâh olgusunu farklı açılardan ele almaktadır.

“Dijital Platformlarda Anneliğin Dönüşümü: Instagram Etiketlerine Yansıyan Anne Temsillerinin Tematik Analizi” isimli araştırmalarıyla Esra Tuysuz- İhsan Çağçıoğlu; dijital mecralarda anneliğin yalnızca özel bir rol değil, kamusal, kültürel ve ekonomik bir kimliğe dönüştüğünü ortaya koymaktadırlar.

Tuba Kevser Şahin, “Aile İçi Problemlerinin Çözümünde Din ve Maneviyat: Strazburg’daki Türk Göçmenler Üzerine Nitel Bir Araştırma” adlı makalesiyle bir saha çalışmasını alana katkı olarak sunmaktadır.

Ercan Çelik, “Kutsallığın Gölgesinde Aile: Aile Kurumunun Meşruiyetine Teolojik ve Sosyolojik Yaklaşım” adlı makalesiyle ailenin kurulma ve korunmasında dinî meşrulaştırmanın belirleyici rolünü ele almaktadır.

Fatma Eroğlu Genç, “Postmodern Aile Anlatısının Çocuk Edebiyatındaki Temsili: Yaramaz Evin Yeni Misafirleri Örneği” adlı makalesiyle postmodern dönem yönelimlerinden olan eşcinselliğin normalleştirilip özendirildiği bir çocuk kitabını amaçlı örneklemeyle seçmiş ve söylem analiziyle çözümlemiştir.

“Postmodern Dönüşümün Aile Yapısına Etkisi: Baba Yoksunluğu Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme” isimli çalışmasıyla Osman Dertli, postmodern dönemin getirdiği kültürel ve fikri dönüşümlerin aile kurumunu maruz bıraktığı çözülme sürecinde yaşanan baba yoksunluğu olgusunu farklı boyutlarla irdelemektedir.

Osman Yılmaz - Dilek Gürbüz Yiğit, “Diyanet İşleri Başkanlığı Hutbelerinde Aile Teması Üzerine Bir İçerik Analizi” başlıklı çalışmalarıyla aile konusuna doğrudan ve dolaylı temas eden 656 Başkanlık hutbesini nitel araştırma yöntemiyle; ailenin önemi, işlevleri, aileyi bir arada tutan değerler ve aile içi roller gibi boyutlarla incelemeye tabi tutmaktadırlar.

“Parenting in the Age of Social Media: A Bibliometric Analysis of “Sharenting” with R” başlıklı makalesiyle Esra Ergin; WoS ve Scopus indeksleri üzerinden yaptığı araştırmasını “sharenting araştırmalarının çocuklar, ebeveynler, sosyal medya ve mahremiyet odaklı olduğunu ve hukuki, kültürel ile psikolojik boyutların yeterince ele alınmadığını göstermektedir.” ifadeleriyle neticelendirmektedir.

“Postmodern Dönemde Aile ve Çocuk Mahremiyeti: Dijital Dünyada Ebeveyn Paylaşımı (Sharenting) Üzerine Nitel Bir İnceleme” isimli makalesiyle Çağla Girgin, dijital çağda anne babaların sosyal medya tutumlarını, sharenting davranışlarını ve çocukların ekran ilişkisine yönelik tutumlarını çocuk mahremiyeti ve aile ilişkilerine etkisi üzerinden değerlendirmektedir.

Fatih Bıyıklı, “Kriz, Esneklik ve Yeni Normal: Pandemi Sonrası Türkiye’de Aile-İş Dengesi ve Örgütsel Uyum Süreçleri” konulu makalesiyle ulaştığı sonuçların Türkiye özelinde aile dostu çalışma modelleri geliştirme ve dayanışmayı güçlendirmeye ilişkin özgün katkılar sunmaktadır.

Ali Güngör, “Türkiye’de Aile Politikalarının Dönüşümü: 2000 Sonrası Kalkınma Planları Üzerine Bir İnceleme” konulu çalışmasıyla alana katkı sunmaktadır.

Yazarlarımıza, dergimize ve akademi dünyasına sundukları katkılardan dolayı teşekkür ediyor, okurlarımızı bu sayımız ile baş başa bırakıyoruz.

Dr. Hatice Boynukalın Şenkardeşler

The Magnificent Balance In The Universe

The Magnificent Balance In The Universe

Mart-2026

Editorial

 The question of creation stands as one of the most fundamental inquiries at the heart of the relationship between humanity and existence. Throughout history, human beings have sought to comprehend the order of the universe they inhabit, the meaning of their own existence, and the wisdom that underlies it all. The Holy Qur’an invites the human being to this journey of contemplation and declares, “Indeed, in the creation of the heavens and the earth and the alternation of the day and night there are signs for people of reason.” (Al-i ‘Imran, 3:190). Thus, it reminds us that the order within the universe is a clear proof of divine power.

 The universe created by Allah the Almighty, who is the Creator and Sovereign of all existence, is at the same time a collection of signs pointing to His existence. Indeed, the Qur’an declares, “Travel throughout the land and see how He originated the creation…” (‘Ankabut, 29:20), thereby directing humankind toward observation, reflection, and contemplation. This divine call activates the human intellect, heart, and conscience, reminding the human being of the responsibility to comprehend the meaning of existence.

 In Islamic thought, one of the fundamental concepts in understanding creation is sunnatullah. The universe is neither abandoned nor purposeless; rather, everything continues its existence within the measure and laws determined by divine wisdom. In the Holy Qur’an, it is declared, “Indeed, We have created everything, perfectly preordained.” (Qamar, 54:49), clearly expressing this divine balance. In this respect, the realm of existence has been presented to human observation; thus, the universe has become a great book of contemplation that must be read.

 This perspective not only leads the human being to a sense of awe before the universe, but also calls him to responsibility. For the human being is entrusted with preserving balance upon the earth that has been given to him as a trust. This outlook, shaped under the guidance of the Qur’an, transforms the understanding of creation into more than a mere matter of knowledge; it becomes an inseparable part of faith and the consciousness of responsibility. In this issue of Diyanet Journal, we are pleased to present our special feature entitled “The Magnificent Balance in the Universe.” Prof. Dr. Soner Gunduzoz addresses our main theme in his article, “Existence from Chaos to Cosmos: What Qur’anic Knowledge Tells Us and the Possibility of a Theistic Science.” In the Muslims of the World section, Yasar Cuhadar discusses Ethiopia’s encounter with Islam and its historical journey. Our guest for this issue’s interview, Prof. Dr. Necdet Cagil, emphasizes that reflecting upon the unique order and harmony of the universe represents a form of worshipful consciousness that draws human beings closer to the Creator. We present this issue, featuring many esteemed articles and distinguished contributors, to you, our valued readers, and wish you an enjoyable and beneficial reading experience.

 Gulhiman HEKIMOGLU


Diyanet Bayram Gazetesi

Diyanet Bayram Gazetesi

Mart-2026

BAYRAMLARIN AYDINLIK SABAHI

Müminlerce sergilenen Kur’an ve sünnet kaynaklı bu tutum aslında asırlar boyu süregelen bir kardeşlik ahdinin zamana yenik düşmeden tazelenmesidir.

çinde eşsiz güzellikler barındıran ve kavuştuğumuzda bizleri her bakımdan etkisi altına alan rahmet ayı ramazanın gündüzlerinde ve gecelerinde biraz daha kendi dünyamıza yönelmeye, ruhumuzu tazelemeye, onun bereket ikliminde biraz daha kalbimizi beslemeye çalıştık. Yegâne rehberimiz Kur’an’ı okuyarak, dinleyerek; kıldığımız namazlarla, tuttuğumuz oruçlarla, yaptığımız iyiliklerle, verdiğimiz zekât ve sadakalarla Yüce Rabbimizin rızasını kazanmaya gayret ettik. Bizleri gece gündüz yenileyen ramazan ayının bereketle donatılmış her anında rahmet kapılarının ardına kadar açık olduğunu hissederek Rahman’ın isteklerine uygun bir hayat için dünümüzü ve bugünümüzü her yönüyle muhasebeye tabi tuttuk. Yüce Yaratıcımıza karşı sorumluluklarımızı ve çevremizle ilişkilerimizi yeniden gözden geçirme fırsatı bulduk. Bir irade eğitimine dâhil olarak dünyevi istek ve arzularımızı dizginlemeye, heva ve heveslerimizi törpülemeye çabaladık. Sabır ve tevekkül içinde, “Rabbim emretti, ben de O’nun emrini yerine getirdim.” diyerek tuttuğumuz orucun ardından zamanın en kıymetli dilimlerinden biri olan Ramazan Bayramı’na ulaştık. Şimdi, Cenab-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği bu imkâna ve nimetlerine karşı şükür zamanı. Bu rahmet ikliminin, ihsan ve yardımlaşma ayının kalplerimize nakşettiği duygularla kardeşliğimizi hatırlayarak; millet olarak, İslam ümmeti olarak ortak bir sevinçle, bizleri bayrama ulaştırdığı için Yüce Mevla’ya şükretme zamanı. 

Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ

Dergiler

32 dergi listelendi.

Ramazan Cami ve Hayat
İletişimde Nebevi Ahlak
Nesirden Nazma İslam Edebiyatı
Allah'ın Emaneti Yetimler
Peygamberimiz Cami ve Namaz
Okuma Kültürü ve Düşünsel Dönüşüm
Vahiy, Akıl ve Fıtrat Ekseninde Tevhid
Gönlün İkramı Nezaket
Bir İnsan Hakkı İhlali Olarak Şiddet
Nehirden Denize Özgür Filistin
Gizlerini Saklarsın İçinde Yorulmadan Ey Deniz, Nerede Senin İç Hazinelerin?
Diyanet Geçerken Dergisi
Diyanet Geçerken Dergisi
Diyanet Geçerken Dergisi
Diyanet Geçerken Dergisi
Merhaba
Kudüs
Peygamber Duaları
Tarihî Kalıntılar
Geleneksel Sporlarımız
Diyanet Cim Dergisi
Diyanet Cim Dergisi
Diyanet Cim Dergisi
Diyanet Cim Dergisi
Diyanet Cim Dergisi
Diyanet İlmi Dergi
Diyanet İlmi Dergi
Diyanet İlmi Dergi
Diyanet İlmi Dergi
Diyanet İlmi Dergi
The Magnificent Balance In The Universe
Diyanet Bayram Gazetesi