Aylık Dergi

Aylık Dergi

Temmuz-2026

TAKDİM

Hamza BAYRAM

Yüce Allah, insanı vahiy nimetiyle müşerref kılmış, ona akl-ı selim ile doğruluktan ayrılmamayı, kalb-i selim ile vicdanlı olmayı, zevk-i selim ile de yeryüzünü İslam ahlakıyla müzehher kılmayı bahşetmiştir. Dünya ve ukba saadetini ihdas edecek İslam dini aynı zamanda insanın anlam arayışına rehberlik eder. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) tebliğinin çağlara taşınması, mümin gönüllerde makes bulması ise sahih bir din dilinin inşasıyla mümkündür. İslam’ın asli kaynakları olan Kur’an ve sünnete dayalı, merhamet ve samimiyetle bezeli bir din dili, insanları dışlamadan kalplere dokunur. Fakat geçmişte olduğu gibi günümüzde de dinî söylemde zaman zaman eksen kayması yaşanmakta; dinî tekelciliğe varan oluşumlar, kişisel ihtiraslarını din adına meşrulaştırmaya yeltenmektedir. Kendini dinin biricik hamisi, şaşmaz otoritesi yahut yegâne sözcüsü olarak lanse eden kişi ya da gruplar, asıl zararı dine ve o dinin mensuplarına vermektedir. Yakın tarihimizde yaşadığımız acı tecrübe de kendi din anlayışını mutlak hakikat olarak dayatan bir oluşumun, arka planda menfaatçi bir yaklaşım sergileyerek insanları nasıl terörize ettiğini göstermiştir. Zihinleri iğfal eden bu oluşumlar hem dinî müesseselere hem topluma hem de vahdet bilincine zarar vermişlerdir. Kavramları manipüle eden, Müslümanların samimiyetini sömüren, din istismarıyla sapkın ideolojilerini din gibi dayatan oluşumların önüne geçmek için sağlam ve sahih bilgiye dayalı bir din dilinin inşası elzemdir. Bugün din istismarının yeni zemini olan sosyal medya ve sanal ağlar da aynı hassasiyetle ele alınmalı, dijital dünyada dinî otorite oluşturmaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunmalıdır. 

Diyanet Dergi olarak temmuz sayısı dosyamızda “Din Üzerine Konuşanlar” konusuna yer verdik. Prof. Dr. Hatice Kelpetin Arpaguş, “Din Dilinin İnşası: Dinî Tahribe Giden Yolda ‘Din Adına Konuşmak’ mı ‘Din Hakkında Konuşmak’ mı?” yazısıyla dosyamızda yer aldı. Arpaguş, topluma hitap eden bir Müslüman’ın, dinî konuşmalarında din adına konuşmakla din hakkında konuşmak arasındaki farkın gerektirdiği sorumluluğu idrak etmesinin önemini vurguladı. Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut “Hakikat Arayışında Çıkmaz Sokak: Dinî Tekelcilik” yazısıyla dosyamıza katkı sundu. Dinî tekelciliğin çoğu defa din istismarı üzerinden temellendirildiğini, dinî değerlerin ve kutsal varlıkların araçsallaştırılması yoluyla istismar edildiğini dile getirdi. Prof. Dr. Bahset Karslı, “Gelenekten Dijitale: Dijital Kültürde Dinî Otoritenin Dönüşümü”nü yazdı. Algoritmanın kurucu bir otorite figürüne dönüştüğünü aktaran Karslı, dijital ortamda paylaşılan dinî içeriklerin de doğruluktan ziyade algoritmaya uygunlukla nasıl yaygınlık kazandığının ve bunun sonucunda ortaya çıkabilecek tehlikelerin altını çizdi. 

Bu ayki söyleşimizi Prof. Dr. İhsan Toker ile gerçekleştirdik. Modern dünyayla birlikte her şeyin tüketim nesnesine dönüştürülmeye çalışıldığını belirten Toker, din alanında geleneksel sınırların aşılmasının ve bilincin yerini kontrolsüz bireysel çıkışlara bırakmasının da bir değer tüketimi olduğunu vurguladı. 

Sizleri birbirinden kıymetli yazarların kaleme aldığı metinlerle baş başa bırakırken Yüce Rabbimizden İslam dünyasının birlik ve beraberliğini muhafaza etmesini niyaz ediyor, yakın tarihte bir din istismarı neticesinde verdiğimiz büyük mücadelenin bir kez daha yaşanmamasını diliyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü münasebetiyle vatanımız için canını feda eden şehitlerimizi rahmetle anıyorum.


Aile Dergi

Aile Dergi

Temmuz-2026

ÖFKENİN GÖLGESİNDE KAYBOLAN ADALET

Gülhiman HEKİMOĞLU

En yalın tanımıyla linç; bir kişi ya da grubun, herhangi bir yargılama süreci olmaksızın kalabalıklar tarafından fiziki veya manevi şiddete maruz bırakılarak cezalandırılmasıdır. Linç ve onun modern türevi olan linç kültürü, insanlık tarihi boyunca adaleti nefislerin öfkesine teslim etmenin en ilkel ve tahrip edici tezahürüdür. Sosyolojik açıdan bakıldığında bu olgu, bireylerin kendi başlarına asla cesaret edemeyecekleri cürümleri, kitle psikolojisinin sağladığı sahte “haklılık” ve “anonimlik” zırhına bürünerek topluca işlemesidir. Psikolojik boyutta ise linç, kişinin kendi içsel yetersizliklerini, suçluluk duygularını ve bastırılmış öfkesini hedef tahtasına oturtulan bir kurban üzerinden kusarak arınma çabasıdır. Bugün bu ilkel dürtü, dijitalleşmeyle birlikte fiziki meydanlardan sosyal medya platformlarına taşınmış; klavye arkasına saklanan kalabalıkların her gün yeni bir kurbanı itibar suikastına uğrattığı kitlesel bir cinnete dönüşmüştür.

Oysa araştırmadan hüküm vermek ve yargısız infazda bulunmak, hem insani ahlakın hem de ilahi adaletin kökten reddettiği bir haddi aşma durumudur. İslam inancı, “Ey iman edenler! Bir topluluğa olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin...” (Maide, 5/8) ilahi ikazıyla, kitle psikolojisinin insanı sürükleyeceği zulme karşı aşılmaz bir sınır çizer. Kur'an-ı Kerim, duyulan her habere körü körüne inanıp harekete geçmeyi de “Bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın; yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük eder, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat, 49/6) ayetiyle kesin bir dille yasaklar. Linç güruhu, savunma hakkını yok sayarak kul hakkına girmekte ve faili tövbe imkânından mahrum bırakmaktadır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) kendisini taşlayan topluluklara karşı dahi lanet değil hidayet dilemesi, linç kültürünün kör karanlığına karşı insanlığa sunulmuş en büyük rahmet ve adalet rehberidir.

Bu toplumsal cinnetin önüne geçmek ise ancak bireysel bir uyanışla mümkündür. Ekran karşısında veya sokakta akıntıya kapılmamalı; doğruluğundan emin olmadığımız hiçbir iddiayı yaymamalı ve adaletin gürültülü kalabalıkların tekelinde olmadığını unutmamalıyız. Tepkilerimizi öfke ve nefretle değil; ahlak, merhamet ve hukuk süzgecinden geçirerek dile getirmek, toplumsal barışımızı korumanın en temel şartıdır. Kalabalıkların haklılık illüzyonuna karşı durarak adaletin sesini kitlelerin gürültüsünden daha gür çıkarmak her birimizin insani ve vicdani borcudur.

Diyanet Aile Dergisi olarak linç ve linç kültürünü konu edindiğimiz sayımıza Doç. Dr. Abdullah Altuncu “Dijital Çağın Modern Engizisyonu: Linç Kültürü” başlıklı yazısıyla katkıda bulunurken Esma Türkseven “Ekranın Ötesindeki Mahkeme: Adalet mi İnfaz mı?” sorusunun cevabını aradı. Zeynep Merdan ise; linç kitlesinin gözüne kestirdiği insanı harcayıp o kişiyi tek hatasına, tek cümlesine indirgediğini belirtip sonrasında onun adeta insan değilmiş gibi acımasızca cezalandırıldığını ve itibarsızlaştırıldığını hatırlattı. Bu ayki Söyleşi konuğumuz; sanatla çocukların yüreğine dokunmaya, kültürel mirası atölyeler ve sahne çalışmaları yoluyla yeni kuşaklara aktarmaya gayret eden tiyatro sanatçısı Mehmet Tahir İkiler.

Dopdolu içeriğimizle sizleri baş başa bırakırken 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nüzü kutluyor, bu vesileyle aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Keyifli okumalar.


Geçerken

Geçerken

Temmuz-2026

TEMAŞA

ZÜBEYDE ANDIÇ

Aynalıkavak Kasrı

Bizans imparatorlarının gezinti ve dinlenme yeri üzerinde yükselip İstanbul’un fethinden sonra Tersane Hasbahçesi adıyla anıldım. Temelim Sultan I. Ahmed döneminde atıldı. Zamanla genişleyen tersane nedeniyle Haliç’in sularına bakan eşsiz bahçe içinde soylu bir yadigâr olarak kaldım. Osmanlı’nın İstanbul’daki sarayları arasında dördüncü büyük saray olarak seçkin bir yere sahibim. Adımla ilgili iki rivayet vardır: Venedik’ten gelen muazzam aynaların kavaklarımla buluşmasından ya da tersanedeki kalyon aynalarının gölgeme vurmasından adımın Aynalıkavak olduğu söylenir. Geleneksel Osmanlı ahşap mimarisinin sivil zarafetini yansıtırken Batı’nın barok ve rokoko izlerini gövdemde taşırım. Arazi eğimine uygun olarak karaya tek, denize iki katımla bakar; Lale Devri’nin ruhunu bağrımda yaşatırım. Tek dilimli kubbemle örtülü Arz Oda’mda III. Selim’in altın tuğrası, Yesarizâde’nin talik hattı ve Enderuni Fazıl’ın övgüleri yankılanır. Bir musiki dehası olan III. Selim, lirik bestelerini Has Oda’mda notalara dökerken Şeyh Galib’in mısraları tavanımdaki bitkisel nakışlara can verirdi. Sultan Abdülmecid’in dokunuşlarıyla yenilenmiş üç asırlık bir müze-sarayım şimdi. Geçmişin izleri arasında musiki ile dolu odalarımda ziyaretçilerimi beklemekteyim.

Diyanet Çocuk

Diyanet Çocuk

Temmuz-2026

Merhaba

Merhaba çocuklar, yazın en sıcak günlerinden geçiyoruz. Sıcaktan hiçbir şey yapamıyoruz. Biraz hareket edip koşup oynasak terliyor ve çok yoruluyoruz. Evde gün boyu boş boş oturup hiçbir şey yapmayınca da can sıkıntısından patlıyoruz. Ne yapsak nasıl yapsak da bu can sıkıntısından kurtulsak dediğinizi duyar gibiyim. Size güzel bir haberim var. Yaz Kur’an kursları açıldı. Arkadaşlarınızla bir araya gelip Kur’an-ı Kerim öğrenebilir, değerler eğitimi alabilir ve çeşitli aktivitelerle eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. 

Bu sayıda yaz tatilinde can sıkıntısının esiri olmayın diye size dolu dolu bir dergi hazırladık. Tekvando sporunun inceliklerini ve dondurmanın nasıl yapıldığını öğrenirken minik gezginimizin bu ayki durağı Gana’yı keşfedeceksiniz. Aynı zamanda ek olarak verdiğimiz bulmaca kitapçığı ile çeşit çeşit bulmaca, bilmece ve etkinliklerle keyifli vakit geçireceksiniz. 

Bu ay içinde vatanın korunması ve savunulmasında kahramanca mücadele ederek şehit olanları andığımız, millî birlik ve beraberliğimizi perçinlediğimiz 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü de yer alıyor. Bu vesileyle bütün şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi de şükranla anıyoruz.

Sizleri derginizle baş başa bırakıyor. Hepinizi meraklı ve heyecanla parlayan gözlerinden öpüyor, âlemlerin sahibi olan Rabbime emanet ediyorum.


Gülhiman Hekimoğlu


Cim Dergisi

Cim Dergisi

Temmuz-2026

MERHABA


Yaz sıcakları iyiden iyiye kendini hissettirdi. Tatil bütün hızıyla ve eğlencesiyle devam ediyor. Kimimiz memleketlerinde, kimimiz sayfiyelerde sevdiklerimizle geçiriyoruz bu güzel günleri… Diyanet Cim dergisi olarak yavrularımıza tatil günlerinde eşlik etmek için yine dopdolu bir içerik hazırladık.

Günlük hayatta bir yerden bir yere gitmek için farklı ulaşım araçları kullanırız. Her gün yüzlerce araba trafiğe çıkar ve trafik kuralları sayesinde güvenli bir şekilde yolculuk ederiz. Dergimizde bu ay arabalara ve trafik işaretlerine yer veriyoruz, hikâye ve etkinliklerimizle trafik kurallarına uymamız gerektiğinin altını çiziyoruz. Çocuklar hazırladığımız araba maketleriyle oynarken öğrendikleri kuralları pekiştirebilirler.

Ayrıca bu ay “Güzel Ülkemin Tarihî Eserler Haritası”nı hediye ediyoruz. Haritayı inceleyip gezi planları yapabilirsiniz. Ağustos ayında görüşmek üzere herkese hayırlı yolculuklar dileriz…


Gülhiman Hekimoğlu


İlmi Dergi

İlmi Dergi

Haziran-2026

Editörden 

Diyanet İlmî Dergi’nin kıymetli okurları, 

İnsanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri, hiç şüphesiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) dünyayı teşrifleridir. O, yalnızca bir toplumu dönüştüren tarihî bir şahsiyet değil; Allah’ın son elçisi olarak insanlığa hidayet, adalet, merhamet ve hikmet yolunu gösteren evrensel bir rehberdir. Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesiyle “âlemlere rahmet” olarak gönderilen Hz. Peygamber, tebliğ ettiği ilahî mesaj ve örnek hayatıyla insanlığın maddî ve manevî dünyasında derin izler bırakmış, asırlar boyunca farklı coğrafyalarda yaşayan milyonlarca insanın düşünce, ahlak ve medeniyet tasavvurunu şekillendirmiştir. Onun örnekliğini hakkıyla kavramak, yalnızca dinî bilgi edinmek değil; inancı ahlâkla, ibadeti sorumlulukla ve insan olmayı merhametle buluşturmaktır. Hz. Peygamber’in rehberliği, müminlere Rabbine karşı daha bilinçli bir kulluğun, insanlığa karşı ise daha adil, daha dürüst ve daha merhametli bir hayatın imkânlarını göstermeye devam etmektedir. 

Günümüzde insanlığın karşı karşıya bulunduğu ahlâkî, sosyal ve kültürel sorunlar dikkate alındığında, Hz. Peygamber’in ortaya koyduğu değerler sisteminin daha iyi anlaşılmasına duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Adalet, merhamet, insan onuruna saygı, birlikte yaşama ahlakı, emanet bilinci ve sorumluluk gibi evrensel ilkeler, onun hayatında somut karşılığını bulan temel değerlerdir. Bu yönüyle Hz. Muhammed (s.a.s.), yalnızca Müslümanlar için değil, insanlığın ortak vicdanına hitap eden evrensel bir örnek olarak önemini korumaktadır. 

Hz. Peygamber’in hayatını, sözlerini, uygulamalarını ve temsil ettiği değerler sistemini anlama çabası, İslâm ilim geleneğinin en köklü ve en verimli araştırma alanlarından biri olmayı sürdürmektedir. İslâm ilim geleneğinde siyer ve hadis çalışmaları, Hz. Peygamber’i anlama çabasının en temel iki sütununu oluşturmuştur. Siyer, onun hayatını ve tebliğ mücadelesini tarihî bağlamı içerisinde ele alırken; hadis ilmi, sözlerini, uygulamalarını ve örnekliğini sonraki nesillere aktaran ilmî mirası incelemektedir. Bununla birlikte tefsir, kelâm, fıkıh, tasavvuf, İslâm tarihi, edebiyat ve diğer birçok ilim dalı da kendi yöntem ve perspektifleri çerçevesinde Hz. Muhammed’i anlamaya, onun örnekliğini yorumlamaya ve gelecek nesillere aktarmaya gayret etmiştir. Asırlar boyunca oluşan bu çok yönlü ilmî birikim, Hz. Peygamber’in yalnızca tarihî bir şahsiyet olarak değil, her çağda insanlığa rehberlik eden canlı bir örneklik modeli olarak daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına imkân sağlamaktadır. 

Doğumunun 1500. yılı münasebetiyle hazırlanan “Doğumunun 1500. Yılında Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.)” konulu bu sayımız, Hz. Peygamber’i evrensel bir örnek olarak yeniden düşünmeye imkân sağlayacak çalışmaları okuyucularla buluşturmayı hedeflemektedir. Sayımızda Hz. Peygamber’in örnekliğinin günümüz dünyasına sunduğu imkânları değerlendiren makalelere yer verilmiştir. Böylece klasik kaynakların sunduğu zengin mirasın yeniden okunması ve çağdaş araştırmaların ortaya koyduğu yeni perspektiflerin okuyucularla buluşturulması hedeflenmiştir. Bu sayının, Hz. Peygamber’e dair mevcut literatüre mütevazı bir katkı sunmasının yanı sıra, onun hayatı ve mesajı üzerine yapılacak yeni araştırmalara da zemin hazırlaması ümit edilmektedir. 

“Doğumunun 1500. Yılında Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.)” konulu sayımızla alanlarına katkı sunacağını düşündüğümüz on makaleyi istifadenize sunuyoruz. 

“Günümüzdeki Hak İhlâlleri Karşısında Vedâ Hutbesi’nin Evrensel Öğreti ve İlkelerini Yeniden Okumak” başlıklı çalışmasıyla Emine Gümüş Böke, Veda Hutbesi’nde yer alan temel insan hakları ilkelerinin günümüz insan hakları anlayışıyla ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Şaban Kondi, “Bireysel İmandan Toplumsal İnşaya Kur’an’ın Tebliğ Dilindeki Tedrîcî Dönüşüm” isimli makalesiyle Mekke ve Medine dönemlerindeki tebliğ ve davet dilinin tedricî dönüşümünü, bireysel iman inşasından toplumsal düzenin kuruluşuna uzanan bir süreç olarak ele almaktadır. 

“İslâm Öncesi Arap Toplumunun İtikadî Yapısı” konulu çalışmasıyla Ramazan Altıntaş, Câhiliye Arap toplumunun inanç sistemini deformasyona uğramış kavramlardan hareketle kendi iç tutarlılığı olan bir “şirk kozmolojisi” olarak değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Muzaffer Barlak, “İman-Amel Bütünlüğüyle Bir Medeniyet Kurmak: Hz. Muhammed ve İslâm Medeniyetinin İnşâsı” isimli makalesiyle Hz. Peygamber’in vefatından kısa bir süre sonra vuku bulan istikrarsızlık ve iç çatışmalar neticesinde gündeme gelen, iman ile amel arasında ilişkiyi, İslâm medeniyetinin kurucusu olarak Hz. Peygamber’in serdettiği ve Ehl-i sünnet düşüncesinde sistemleşen denge çerçevesinde, değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Mustafa Yalçınkaya, “Hz. Peygamber’in Ümmet Bilinci ve Kelâmî Perspektiften Uhuvvetin Evrensel Boyutu” adlı çalışmasıyla Hz. Peygamber’in tesis ettiği ümmet bilincini kelâmî bir perspektiften incelemekte, bu hususun bir yansıması olan iman kardeşliğinin ontolojik, epistemolojik ve evrensel boyutlarıyla ele almaktadır. 

“Boykot Döneminde Hz. Peygamber ve İlk Müslümanların Direnişi” adlı makalesiyle Hasan Telli, müşriklerin Hz. Peygamber’e, ilk Müslümanlara ve Haşimoğullarına karşı uyguladıkları boykotu; o dönemde nâzil olan Kur’an âyetleri ve siyer kaynakları üzerinden inceleyerek analiz etmiş, nâzil olan âyetleri siyer rivayetleriyle bütüncül bir şekilde konuya farklı bir açıdan bakmıştır. Mustafa Soycan, “Kur’an ve Sünnetin Câhiliye Şiddet Kültürüne Pedagojik Açıdan Yaklaşımı” konulu çalışmasında İslâm’ın tebliğ döneminde Arap Yarımadasında yaşayan insanlara Kur’an’ın hangi pedagojik üslupla yaklaştığı ve şiddete dayalı bu ortamı köklü bir zihniyet dönüşümüyle nasıl çözdüğü üzerinde durmaktadır. 

Ömer Dursun, “Hakîkat-i Muhammediyye Düşüncesinde Hz. Peygamber’in Âlemlere Rahmet Oluşunun Anlamı” konulu çalışmasıyla muhakkik sûfîlerin, yaratılışın gayesi bağlamında ortaya koydukları hakikat-i Muhammediyye düşüncesinden yola çıkarak Hz. Peygamber’e (s.a.s.) ait hakikatle temsil edilen ilâhî rahmetin yaratılış sürecindeki konum ve işlevini incelemekte; rahmetin muhabbet ve marifetle ilişkisini ele alarak Hakk’ın bilinme iradesinin yaratılışın gayesi olarak nasıl temellendirildiğini ele almaktadır. ,

“Ebû Hanîfe’nin Hz. Peygamber Medhiyyesi: Kasîde-i Nu‘mâniyye ve Manzum Tercümesi” isimli makalesiyle İbrahim Akyol, Ebû Hanîfe’ye aidiyetinde tartışma bulunan 53 beyitlik Kasîde-i Nu‘mâniyye’yi yer yer bazı imge ve ifadeleri şerh eden Yalvaçlı İbrahim Efendi’nin manzum tercümesi üzerinden alan yazına bir katkı olarak sunmaktadır. Gökhan Coşgun, “Recâîzâde İbrahim Şefîk Bey’in Na‘tları” adlı çalışmasıyla Hz. Peygamber sevgisini konu edinen edebî na’t türünü; Osmanlının son dönemlerinde yaşayan İbrahim Şefik Bey’in na’tları üzerinden ele almakta bu na’tları şekil ve muhteva yönünden tahlil etmektedir. 

Bu vesileyle “Doğumunun 1500. Yılında Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.s.)” konulu sayımıza katkı sunan kıymetli araştırmacılarımıza, titiz değerlendirmeleriyle yayın sürecine destek veren hakemlerimize ve derginin hazırlanmasında emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Hz. Peygamber’in hayatını, sünnetini ve insanlığa bıraktığı evrensel mirası daha yakından tanımaya katkı sağlamasını temenni ettiğimiz bu sayının, ilim dünyasına ve okuyucularımıza faydalı olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz. 

Prof. Dr. Talip Ayar 

Diyanet Journal

Diyanet Journal

Haziran-2026

Introduction

The human being is the most precious trust of our Exalted Lord; a distinguished creation endowed with dignity, honor, and rights. Indeed, in the Qur’an it is declared, “Indeed, We have dignified the children of Adam…” (Isra, 17:70), thereby drawing attention to the intrinsic worth with which humanity has been created. In this respect, the issue of human rights is not merely a legal debate, but a fundamental matter situated at the heart of a profound moral and civilizational vision. Islam, with its approach centered on the protection of human life, intellect, property, lineage, and faith, grounds rights and freedoms in a divine foundation and offers a comprehensive perspective that encompasses not only individual rights but also social order, justice, and humanity’s relationship with the entirety of existence. In the Qur’an, the verse, “whoever takes a life—unless as a punishment for murder or mischief in the land—it will be as if they killed all of humanity; and whoever saves a life, it will be as if they saved all of humanity…” (Maʾidah, 5:32), strikingly affirms the inviolability of the right to life.

The Prophet Muhammad (saw) set forth the finest example regarding human rights not only through his words but also through the practices he demonstrated throughout every stage of his life. In the Farewell Khutbah, he declared, “Your lives, your property, and your honor are inviolable to one another,” thereby proclaiming clearly and decisively the sanctity of fundamental human rights. This statement constitutes a universal principle that addresses not merely a particular time or community, but all of humanity. The warnings of the Prophet Muhammad aim to prevent violations of rights and to establish a social order grounded in justice and compassion. They also foster a sense of respect, responsibility, and fairness in human relations. In this way, the exemplary model he presented continues to serve as a timeless guide for the protection and preservation of human rights.

In this issue of Diyanet Journal, we present to you our featured theme, “Human Rights in Islam”. Prof. Dr. Saffet Sancaklı contributes to the agenda section with his article, “The Islamic Perspective on Human Rights”, while Associate Professor Dr. Bayram Koseoglu enriches our theme with his article, “Islam: The Religion of Tawhid, the Community of Wahdah”. Our interview guest, Prof. Dr. Recep Senturk, revisits the universality of human rights through the lens of Islamic principles and values, offering insightful evaluations on the crises confronting the modern world. We hope that this issue in your hands will contribute to a deeper understanding of Islam’s profound perspective on the question of human rights and serve as a means for us to reconsider our individual and societal responsibilities. We wish you a blessed and beneficial reading.

Gulhiman Hekimoglu


Arapça İlmi Dergi

Arapça İlmi Dergi

Haziran-2026


2026 Kurban Bayram Gazetesi

2026 Kurban Bayram Gazetesi

Mayıs-2026

Dergiler

45 dergi listelendi.

Aylık Dergi
Aile Dergi
Geçerken
Diyanet Çocuk
Cim Dergisi
İlmi Dergi
The Magnificent Balance In The Universe
Arapça İlmi Dergi
2026 Ramazan Bayramı
Aylık Dergi
Aile Dergi
Geçerken
Diyanet Çocuk
Cim Dergisi
Diyanet İlmi Dergi
THE MOST BEAUTIFUL EXAMPLE PROPHET MUHAMMAD (SAW)
Arapça İlmi Dergi
2025 Kurban Bayram Gazetesi
Aylık Dergi
Aile Dergi
Geçerken
Diyanet Çocuk
Cim Dergisi
Diyanet İlmi Dergi
REASON AND WILLPOWER IN ISLAM
Arapça İlmi Dergi
2025 Ramazan Bayram Gazetesi