HATIRLI BİR RAMAZAN


Veli KAPLAN

Muğla Menteşe Akçaova Hacı Mehmet Fikret Çiçek Kur’an Kursu Öğreticisi


Ağustos 2017’de başlamıştım Almanya’da Spaichingen Fatih Camii’ndeki görevime, endişeyle çıkılmış bir yolculuğun ardından. Fakat sonu huzur ve mutluluğa açılan, çok güzel dostlukların başladığı hatırlı ve hayırlı bir yolculuk…

Daha geldiğim ilk günden itibaren hem cemaatimizin hem cami dernek yönetimimizin ilgi ve alakaları çok iyiydi. Görev icabı, güzel vatanımız Türkiye’den ilk defa ayrıldığımız bu uzak diyarda, cemaatimizin her bir ferdi bizim ailemiz; annemiz, babamız, kardeşimiz oldu. Bir tahta bavul ile yıllar önce anavatanından ayrılıp buraya gelen Anadolu’nun güzel insanları bizleri ailelerinden ayırmadılar.

Vatanımızdan uzak oluşumuzun hüznü elbette vardı; zaman zaman içimizde bir yerlerde, zaman zaman dilimizde, sözlerimizde… Fakat şundan eminim ki buradaki yurttaşlarımızın varlığı, bizim sevincimize ortak olduğu gibi hüznümüze de ortak oldu. Her işimizde, hemen yanı başımızda gördük onları.

Orada, soy isimleri ve memleketleri farklı ama inançları, sevinçleri ve hüzünleri bir olan kocaman bir aile olmanın verdiği mutlulukla pek çok hatıra biriktirebildik. Yaşadığımız onca güzel zaman, ileride özlemle hatırlanmayı; hatırlanıp özlem giderilmeyi ve Rabbimizin rahmetine uğurladıklarımıza dua etmeyi bekliyor. Şimdi ben, o hatıra sandığından bir tanesini sizinle paylaşmak istiyorum: 2022 yılının ramazan ayını…

Covid-19 salgını, tüm dünyayı olduğu gibi bizi de vurmuştu. Yeri geldi camimiz ibadete kapandı, yeri geldi camiye girebilmek için şartları zorlamamız gerekti. Bir mümin için camiden ayrı kalmak her zaman zordur. Ama kalbi camilere bağlı olanlar, ezan-ı Muhammedî’nin sesini sadece camide duyabilenler ve camide nefes alabilenler için bu daha da zordur. Bu zorluğu, yeryüzündeki bütün müminler gibi cemaatimiz de iliklerine kadar hissetmişti. Covid-19 salgını can almaya ve haber kanalları ölüm haberlerini vermeye başlamıştı. Alman makamları ile yapılan görüşmeler neticesinde camilerin ibadete kapatılmasına karar verilmişti. Bu haberi cemaatimize verdiğim ilk andaki tepkiler hâlâ hatırımda...

Geçen zorlu ayların ardından, nihayet camilerimizde normal saf düzenine geçilerek şükürler olsun, camimiz ve cemaatimiz birbirine kavuştu. Sonunda beklenen gün geldi ve rahmet mevsimi ramazan ayına kavuştuk.

Ramazan öncesi, yönetimdeki arkadaşlarımız ile yaptığımız görüşmede birtakım planlamalar yaparak cemaatimizin daha güzel ve daha coşkulu bir ramazan ayı geçirmesine katkı sağlamaya karar vermiştik.

Camimizin temizliğini, kadın ve erkek cemaatimize yönelik mukabelelerimizi, sohbetlerimizi, iftar programlarımızı bu niyetle başlattık. Fakat bir fikrimiz daha vardı, iki güzeli bir araya getirmek: Çocuk ve cami. Hem de rahmet mevsiminde… Amacımız, çocuklarımıza camimizi sevdirmekti. Bunun için iki haftalık okul tatilini de fırsat bilerek bir liste hazırladık. Teravih namazına gelen her evladımıza hediye verecektik. Cemaatimiz kendi elleriyle teravih namazına gelen çocuklarımıza hazırladıkları hediyeleri verecekler, yavrularımız da büyüklerimizin ellerini öpecek ve teşekkür edeceklerdi. Büyük ile küçüğün buluşması, sevginin paylaşılması gerçekleşecekti. Cemaatimize gerekli duyuruları yaptık. Onlar da bu işi canıgönülden sahiplendiler.

Camide toplu olarak ibadet edemediğimiz iki ramazan ayının

ardından, camimiz ve cemaatimizin bir araya gelişi de bir şölen havasında oldu. İlk teravih heyecanını hep beraber yaşadık. Fakat çocuklarımızın hediyelerine kavuşma heyecanı bambaşkaydı. Hediyeler paylaşıldıkça yüzler gülüyor, gözler parlıyordu. Yüzler güldükçe ramazan daha da kuşatıyordu bizleri. Paylaşmanın verdiği o heyecanla ramazan; kalbimizi ayrı bir heyecan, şevk ve huzurla dolduruyordu.

Teravih namazına gelen çocuklarımızın sayısı artıyor, çocuk neşesi ve cıvıltısı eşliğinde namazlarımızı eda ediyorduk. Ayrı bir manevi atmosferin içindeydik. Ramazan ayının bitmesini istemiyorduk. Teravihlerimiz gözyaşlarıyla kılınıyor, dualar gönülden yapılıyordu. Sanki ilk defa bir ramazan yaşıyorduk.

Ama her sayılı gün gibi ramazan ayı da bitiyordu. Bütün o güzelliği ile bizi terbiye eden, bize şefkati, merhameti, kulluğu, paylaşmayı, sevmeyi ve sevdirmeyi öğreten ramazan ayını yaşlı gözlerle uğurladık ve bu ayda yaptıklarımıza bakınca “iyi ki yapmışız” dediğimiz birçok hayırlı amelin olduğunu gördük. Hiç şüphesiz bunların başında, teravih namazına gelen çocuklarımıza verdiğimiz hediyeler geliyordu.

Her ramazanda, “bir sonraki yılın ramazanına yetişir miyim” duygusunu yaşıyorum endişe ve bilinmezlik ile ama o yılın ramazan ayında çocuklarımızın kalplerine dokunduğumuzdan gayet eminim.

Bize paylaşmanın sevincini yaşatıp kalplere dokunma fırsatı veren rahmet ve mağfiret ayı, gönlümüzün baharı şehr-i ramazanı hakkı ve layığıyla ihya edebilmiş olmak temennisiyle…