Söyleşi: Mahir KILINÇ
Muğla Bodrum Sariye Saffet Çebi Camii İmam Hatibi
Mehmet Emin ERBEK:
“Görev mahallimiz ister köy ister kasaba ister şehir her neresi olursa olsun din hizmetini severek yapmalıyız.”
“Ramazan, paylaşma ve dayanışma ayıdır.” diyerek ramazan ayında her gün kendi ellerinizle hazırladığınız yemeklerle yüzlerce insanı iftar sofrasında buluşturuyorsunuz. Öncelikle böyle bir düşünce sizde nasıl oluştu? Bunu ne zaman ve nasıl gerçekleştirmeye başladınız?
Ben askerliğimi Bingöl Kiğı İlçe Jandarma Komutanlığında yaptım. Askerliğim esnasında aşçılara yardım ediyordum. Böylece aşçılık hikâyem askeriyede başladı. Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Gedikhasanlı kasabasında imam hatip olarak görev yaparken Müftü Bey’in de onayıyla hafızlık öğrencilerimize hem belletmenlik yaptım hem yemek pişirdim. Sariye Saffet Çebi Camii’nde göreve başlayınca da cemaatimle sohbet ederken askerde ve bir önceki görev yerimde hafızlara aşçılık yaptığımı söyleyince aralarından biri, “Hocam, madem elinden aşçılık geliyor, camimizde de çorba yapsak da bazı namazlardan sonra çorba dağıtsak.” dedi. Benim de aklıma önümüz ramazan olduğu için sadece çorba dağıtmak yerine ramazan ayı boyunca her gün tabldot usulü beş çeşit menülü iftar yemeği vermek geldi. Çünkü bu bölgede çalışmak için gelen çok fazla gurbetçi kardeşimiz vardı ve doğru düzgün yemek yapıp yiyemiyorlardı. Sonrasında bu düşüncemizi esnaflarla ve işverenlerle paylaştık. Allah razı olsun, hepsinden çok güzel dönüşler aldık. “30 İftar 30 İkram” sloganıyla camimizin bahçesinde iftar programlarımızı tertip ettik. O günden bugüne de camimizde bu iftar programları bir geleneğe dönüştü ve hâlen de devam ediyor Allah’ın izniyle.
Camideki din hizmeti görevinizin yanı sıra düzenlediğiniz bu iftar sofralarının dışında insanların hayatına ve gönlüne dokunacak başka ne gibi faaliyetler yapıyorsunuz?
Bulunduğum mekânın hem işveren hem de işçi kardeşlerimizin bir arada olduğu bir sanayi bölgesi olması hasebiyle sıklıkla onlara ziyaretlere gidiyorum ve onları camimize davet ediyorum. Onlarla caminin bahçesinde çay ikramı eşliğinde sohbetler gerçekleştiriyoruz. Sanayide çalışan gençlerimizle ilgilenmeye, cemaatimizle de el ele vererek sorunları olanların sorunlarını gidermeye çalışıyoruz.
Yine camimiz bünyesinde hayırseverimizin desteğiyle kimsesiz ve zor durumda kalan kimselere, yeme içme, giyim ve nakdi yardımların ulaşmasını sağlıyoruz. Son olarak İlçe Müftümüz Fetullah Uydaş Hocam ile yapmış olduğumuz istişarelerle ve kendilerinin de bizzat desteğiyle camimizin müştemilatında gençlerimizi toplayıp dersler yapacağımız bir alanı amacına uygun hâle getirdik. Özellikle gençlik merkezi olarak kullanacağımız bu alanı diğer cemaatimizle yapacağımız din dersleri ve sohbetler için de kullanıma elverişli bir alan yaptık. İnşallah ramazan ayı içerisinde ve sonrasında da daimî bir şekilde kullanacağız.
Bu çalışmalarınız esnasında unutamadığınız anılarınızı okuyucularımızla paylaşır mısınız?
Yozgat Kadışehri ilçemizin Yakacık köyünde imam hatip olarak görev almıştım. Göreve başladığımın ertesi günü 5-6 yaşlarında iki çocuk, kapıya gelip “Hocam bize Kur’an öğretir misiniz?” diye sordular. Ben de “Elbette, siz istersiniz de ben sizi geri çevirir miyim?” dedim. O iki çocuğun vesilesiyle başlayan kursta ilkokulun farklı kademelerinde okuyan öğrencilerden olmak üzere 85 öğrenciye ulaştık. Bunların 55’i erkek, 30’u kız öğrenciden oluşuyordu. Onlarla 10 ay boyunca aralıksız her gün ders yaptık. Bu öğrencilerimden 10’unu rahatlıkla namaz kıldırabilecek bir seviyeye getirdik. Cami cıvıl cıvıl bir eğitim yuvası hâline dönüşmüştü. Kız çocuklarından istidatlı olanların velileriyle özellikle konuşup Yozgat İl Müftülüğüyle de irtibata geçip onları hafızlık kurslarına yazdırdık. O öğrencilerden hafız olanlar ve görev alanlar dahi oldu. Görev alan kız çocukları da o köyde örnek teşkil etti ve diğer kız çocuklarının da okutulmasına vesile olundu. Kapıya gelen o çocuklarla başlayan süreç güzelliklere, hayırlara vesile oldu.
Bir diğer anım -ki belki de o anları ömrümce unutamam- Türk halkı olarak belki de hiç unutamayacağımız ve “asrın felaketi” diye anılan o büyük deprem 2023 yılında gerçekleşmişti. 2023 yılının ramazan ayı en hüzünlü ve en buruk ayımızdı. Depremzede kardeşlerimizden en az 30 aileye hem iftar hem de sahur erzaklarını temin ederken ve onlara sofra hazırlarken çok duygulanmıştım. O felaketi hem bizzat yaşayıp enkazdan kurtulan hem de pek çok yakınını da kaybeden o insanların, acılı günler geçirmesine rağmen sabırla Hakk’a teslim olup oruç tutmaları ve dirayetli olmaları beni çok derinden etkilemişti.
Gerek din hizmetiniz gerek cami dışı faaliyetleriniz esnasında edinmiş olduğunuz tecrübelerden yola çıkarak meslektaşlarınıza neler söylemek istersiniz?
Din görevlisi kıymetli hoca arkadaşlarıma nasihat etmek haddime değil ancak teşvik sadedinde belki birkaç paylaşımda bulunabilirim. Bizler, din görevlisi olarak çok kutsal bir emanetin hadimleri ve bekçileriyiz. Öncelikle bu emanetin farkına varıp onun sorumluluğunu taşımalıyız. Sonrasında da görev mahallimiz ister köy ister kasaba ister şehir her neresi olursa olsun din hizmetini severek yamalıyız. Görev yaptığımız mahalli hem temiz hem de örnek teşkil edecek şekilde güzelleştirmeliyiz. Hiç kuşku yok ki din hizmetini yürüttüğümüz camilerimiz cemaatiyle, çocuklarıyla, gençleriyle şenlenir. Bu mabetleri öylesine güzel hizmetlerle donatmalı, bu hizmetleri çoğaltmalı ve her daim de kendimizi yenilemeliyiz. Görev mahallimizde insanlara yumuşak bir dille, samimi bir gönülle yaklaşmalıyız. Cemaatimiz bu samimiyeti gördüğü zaman gönül kapılarını bizlere açıyor ve daha fazla yardımcı oluyor. Bu durum da hizmetlerimizin dalga dalga büyümesine ve genişlemesine vesile oluyor.
Öz Geçmiş
Mehmet Emin Erbek, 1984 yılında Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Umutlu kasabasında doğdu. İlköğrenimini burada bitirdikten sonra 2002 yılında Yozgat İmam Hatip Lisesinden mezun oldu. Ardından vatani görevini tamamlamak için askere gitti ve askerlik dönüşü de ilahiyat ön lisansı bitirdi. 2011 yılına kadar çeşitli camilerde vekil imam olarak görev yapan Erbek, sınavları kazanarak bu yılın Şubat ayında, Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Gedikhasanlı kasabasındaki Mehmet Şakir Efendi Camii’ne imam hatip olarak atandı. Buradaki görevinin ardından 2019 yılında hâlen görevini sürdürdüğü Muğla’nın Bodrum ilçesindeki Sariye Saffet Çebi Camii’ne tayin oldu.