Bursa Hacivat Mahallesi Sefa Camii Müezzin Kayyımı
Aydın KARAKELLE:
“Samimi bir gönülle ve doğal bir üslupla yaklaşıldığında açılmayacak hiçbir kapının olmadığını bizzat tecrübe ettim.”
Bir din görevlisi olarak insanların sosyal hayatına ve özellikle de gönüllerine dokunabilmeyi nasıl başarıyorsunuz ve bu minvalde neler yapıyorsunuz?
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.), ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermek için çabalamanın Allah yolunda cihat etmek ya da gece namaz kılıp gündüz oruç tutmak gibi olduğunu bildiren (Buhari, Nafakat, 1; Müslim, Zühd, 41.) hadisinden ilham alarak yetim, öksüz, ihtiyaç sahibi kimseler ve gençlerle daha sıkı iletişim kurmanın, toplumun sorunlarına çözüm bulmanın ve onların ihtiyaçlarına samimi bir şekilde yaklaşmanın ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Samimi bir gönülle ve doğal bir üslupla yaklaşıldığında açılmayacak hiçbir kapının olmadığını bizzat tecrübe ettim.
Din görevlisi ve Türkiye Diyanet Vakfı gönüllüsü olarak genç arkadaşlarla birlikte bir hayır marketi oluşturduk. Yaklaşık on yıldır, aylık olarak yüze yakın ihtiyaç sahibi ailenin gıda, hijyen ve kahvaltı ihtiyaçlarını karşılıyoruz. İnsanlarımızın bize emanet ettiği akika, adak ve diğer kurban etlerini hayır çalışmalarında değerlendiriyoruz. Ayrıca kira, okul, kırtasiye, bayramlarda yetim giydirme ve yetimlerle ilgili projemiz kapsamında on ihtiyaç sahibi aileye düzenli olarak destek sağlıyoruz.
Bu faaliyetlerimizde şeffaflık bizim için çok önemlidir. İnsanları sahada gezdirerek yapılan çalışmaların açık ve güvenilir olduğunu gösteriyor, zenginle fakir arasında gönül köprüleri kurmaya gayret ediyoruz. Onlarla doğrudan temas kurarak samimi bir muhabbet ortamına vesile oluyoruz. Bu faaliyetlerimiz, bir kar tanesi gibi başladı, bugün ise bir kartopu misali büyüyerek yoluna devam ediyor.
Roman kardeşlerimizle yaptığınız çalışmalar ve bu kardeşlerimizin gönül dünyasına dokunmanız hakkındaki deneyimlerinizi anlatır mısınız?
Roman kardeşlerimiz, zaman zaman toplum içinde kendilerini dışlanmış hissedebiliyorlar. Oysa kalpleri sevgiye, samimiyete ve güvene son derece açıktır. Bizler, onlarla aynı mahallede yaşamaktan ve onların günlük hayatına ortak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.
Üç yıldır Bursa İl Müftülüğü Roman Koordinatörü olarak görev yapıyorum. Bu süreçte gördüm ki Roman kardeşlerimiz, hoca kimliğine büyük saygı duyuyorlar. Ancak samimiyet ve içtenlik olmadığını gördüklerinde de gönül kapılarını kolay açmazlar. 2023 yılında Başkanlığımız tarafından organize edilen bir umre programında, kardeşlerimizin ilk defa kutsal toprakları görmesini sağladık. Onların gözlerindeki sevinci, dualarındaki içtenliği hiçbir şeyle ölçemem. Onlarla kurduğumuz güven bağı, bize sadece bir “hoca” olarak değil aile fertlerinden biri gibi yaklaşmalarını sağlıyor.
Gönül dünyanızda insanların hayatına dokunabilmek nasıl bir duygu oluşturuyor? Hayatlarına dokunduğunuz insanlardan nasıl dönüşler alıyorsunuz?
İnsanların gönül dünyalarına dokunabilmek, tarif edilemeyecek bir huzur ve manevi tatmin veriyor. Muhataplarımızı tanımak, kültürlerini, sorunlarını ve ihtiyaçlarını bilmek; onlara dokunabilmek için şarttır. Din, mezhep, meşrep veya etnik köken ayırt etmeden herkese yardım etmek, gönüllerine dokunmak bizim şiârımızdır. Buna örnek olarak bir Suriyeli ihtiyaç sahibini anlatabilirim. Savaş bittiğinde ülkesine dönmeye karar verdi ancak dönüş öncesi benimle ısrarla görüşmek istediğini söyledi. Bu, bizim için tarif edilemez bir manevi kazançtı. En büyük ödülümüz, aldığımız dualardır: “Allah senden razı olsun”, “Rabbim muradını versin”, “Hamdolsun, seni tanıdık.”
Yaptığınız çalışmalar sırasında unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?
İhtiyaç sahibi ailelere ulaştığımızda daima hassasiyet gösteririz. Aileler bize gelmez, biz bizzat evlerine gidip eksikleri tespit ederiz, bunu yaparken de mahremiyetlerini koruruz.
Bir ziyaretim esnasında yaşlı bir teyze bize ihtiyaçlarını anlattı ve defalarca dua etti: “Allah sana hac veya umre nasip etsin.”
O an kendi kendime: “Zaten hacca ve umreye görevli gitmiştim, zor ihtimal.” dedim. Ancak akşam Ankara’dan umre ile ilgili daire başkanlığından arandım ve bana Roman vatandaşlarımızın başında umreye görevlendirildiğim söylendi.Teyzemizin duasının bu kadar hızlı netice vermesi beni tarifsiz bir manevi hazla doldurdu.
Unutamadığım bir anım da işitme ve konuşma engelli çocukları olan bir aile ile ilgilidir. Onların evini ziyaret ettiğimde çocuklar bana resmimi çizmiş ve A4 kâğıdına şu notu yazmıştı: “Seni çok seviyoruz Aydın Hocam.” O an gözlerim doldu, çok sevindim ve anlatılamaz bir biçimde mutlu oldum. Bu anılar, gönül hizmetinin gerçek değerini bize hissettiren, unutulmaz hatıralardır.
Gerçekleştirmiş olduğu din hizmetleriyle insanların gönlüne girmek için çabalayan meslektaşlarınıza ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Bizler, din görevlisi olarak yalnızca görevimizi yapmakla kalmayıp insanların kalplerine ulaşmayı ve onlarla gönül bağı kurmayı bir ibadet bilinciyle yerine getiriyoruz. Her insan farklıdır, her aile farklıdır. Küçük bir tebessüm, bir hâl hatır sorma, bazen hayatlarda büyük fark oluşturur. Ve işte o fark, hem onların gönlüne hem de bizim gönlümüze huzur taşır.
Bizler görevimizi aşk ve samimiyetle yaparsak insanlar bize, bir “hoca” değil bir dost ve kardeş olarak yaklaşır. Her yaptığımız iyilik, bir örnek olur, diğer arkadaşlarımızı da aynı gönüllülükle harekete geçirir. Gönül hizmeti, manevi kazanç ve mutluluk yoludur; en büyük ödül, karşılıksız sevginin ve duaların bereketidir.
Öz Geçmiş
Aydın Karakelle, 1981 yılında Bayburt’un Merkez ilçesinde doğdu. İlköğretiminin ardından orta ve lise eğitimini Bursa Merkez İmam Hatip Lisesinde tamamladı. Ardından Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu ve hâlen manevi danışmanlık ve rehberlik üzerine yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Müezzin kayyım olarak Hacivat Mahallesi Sefa Camii’nde görevine devam etmekle beraber Bursa İl Müftülüğü tarafından görevlendirilmiş ve Osman Gazi Gençlik Merkezi’nde Manevi Danışman olarak da görev yapmaktadır.