YENİ BİÇİMLERİYLE ŞİDDET
Prof. Dr. Ejder OKUMUŞ
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Şiddet, günümüz dünyasında toplumsal hayatın bütün alanlarında belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar farklı, yoğun, sık, vurgulu, ayrıntılı, dramatik, medyatik, karmaşık, gizli veya örtülü, “eğlenceli” ve “şiddetli” biçimlerde kendini göstermektedir. Şiddet, bugün yeni biçim ve içeriklerle karşımıza çıkmaktadır. Bu manada şiddetin; hayatın farklı boyutlarında ailede, eğitimde, siyasette, boş zamanlarda, ekonomik ilişkilerde, iletişimsel süreçlerde döngüsel hâllere bürünebildiği de gözlemlenebilmektedir. Şiddetin döngüselleştiği durumlarda bazen çok yaygın ve etkili şekillerde toplumsal ilişkiler tarumar olabilmekte, birçok insan için hayat çekilemez hâle gelebilmektedir. Denilebilir ki fert, topluluk veya gruba ruhen yahut bedenen, madden veya manen zarar veren, yaralayan, sakat bırakan veyahut öldüren bireysel, örgütsel veya grupsal davranışlar olarak anlaşılabilecek olan şiddet, maalesef toplumsal gerçekliğimizin, insanlığın yerel ve küresel ölçeklerde ayrılmaz bir yönünü oluşturmaktadır.
Fiziksel olabildiği gibi psikolojik, sembolik veya metaforik de olabilen şiddet, genel anlamda her türlü kabalığı, sertliği, yumuşak karşıtlığını, zarar vermeyi, hak çiğnemeyi ifade etmektedir. Şiddetin ve şiddet eylemlerinin çeşitli psikolojik, sosyolojik, siyasal, kültürel vb. sebep ve boyutlarından bahsedilebilir. Örtülü şiddetten açık şiddete, dolaylı şiddetten dolaysız şiddete, öfkeden hakarete, sözel şiddetten (örneğin ağızdan çıkan kötü sözden) fiziksel (örneğin bedene indirilen bir yumruk darbesine) şiddete, nazardan (kötü bakıştan) bedene fiilî müdahaleye, tehditten tazyike, çocuk istismarından her türlü cinayete, cinsel gündelik hayat ilişkilerindeki şiddet içerikli veya yüklü davranışlardan terör olaylarına, özneler arası şiddetten devlet şiddetine, iki kişi arasındaki kavgadan savaşlara, şiddetten karşı-şiddete kadar insana zarar veren şiddeti, şiddetin çeşitli biçim ve tiplerini, dünyanın bütün coğrafyalarında görmek mümkündür.
Şiddet, yeni biçimleriyle yerel, ulusal ve küresel ölçeklerde insanlar arası ilişkileri olumsuz etkilemekte; bazı kişi, grup ve kuruluşlar hatta devletler üzerinden toplumu, insanlığı tehdit etmektedir. Sözle, sesle, savaşla, katliamla, terör ve terörizmle, internetle, dijital ortam veya araçlarla kendini gösteren şiddet; sokakta, evde, çalışma hayatında, bürokraside, kurumsal süreçlerde, akran münasebetlerinde, uluslararası ilişkilerde günümüz insanının en ciddi meselelerinden biri hâline gelmiş bulunmaktadır. Öyle ki; bu çerçevede şiddetin en azgın, en yakıcı, en vahşi, en barbar örneklerinden birine kör, katı ve bağnaz bir ideolojik din anlayışının da meşrulaştırmasıyla İsrail devleti ile siyasal aktörlerinin yönetiminde acımasız, azgın, gayrimeşru ve gayriahlaki terörist saldırılarına, katliam ve soykırımına maruz kalan Gazze’de, Filistin topraklarında, Beyt-i Makdis’te, Kudüs’te şahit olmaktayız.
Küresel ölçekte yoğun bir şekilde gündeme gelen şiddet, en hafifinden en ağırına kadar en çok çocukları, kadınları ve dezavantajlı kişileri vurmaktadır. Evde, sokakta, işte, yolculukta, dolmuşta, otobüste, metroda, trende, internette, eski ve yeni biçimleriyle medyada sürekli karşılaştığımız muhatap olduğumuz şiddet, medyatikleşmenin de etkisiyle dijital ve siber düzlemlerdeki görünümleriyle toplumsal hayatta bir tür gösteriye hatta “gösteriş”e dönüştürülerek etkili kılınmaktadır. Şiddetin bu gösteri ve gösteriş dünyasında hayatın hemen her alanında kadın ve çocuklar, gençler ve yaşlılar, maddi ve canlı unsurlarıyla, bitki ve hayvanlarıyla, yeri ve uzayıyla tabii çevre, en önemlisi de bütün bunlarla ilişkili olarak toplumun ve dolayısıyla insan varlığının özü ve belkemiği olan aile hayatı, büyük zararlara, yokluklara, gerilimlere, mutsuzluklara, ayrışmalara, bağımlılıklara, hastalıklara maruz kalmaktadır.
Şiddet Endüstrisi
Şiddetin endüstrileştirildiği, endüstri ürünleriyle topluma sunulduğu, ticarileştirildiği ve alınıp satıldığı bir süreçteyiz. Bu çerçevede bir şiddet endüstrisinden bahsedilebilir. Şiddet endüstrisi, şiddetle ilgili ürünlerin üretilip piyasaya sürüldüğü ve satıldığı bir yapıyı ifade etmektedir. Bu endüstri çok özenle kurulan, işletilen bir endüstri türüdür. Bu endüstri evde, sokakta, iş yerinde, toplu taşıma araçlarında, otururken, ayakta dururken, yürürken, koşarken, seyahat ederken, toplantıda iken, kısaca her hâlimizde şiddeti, şiddet ürününü karşımıza çıkarabilmekte ve bize takdim edebilmektedir. Böylece bir de onu insanlarla ve doğal çevreyle ilişkilerimizde devreye sokabilmekte ve bizler de şiddetin bir parçası hâline gelebilmekteyiz.
Şiddetin Medyatikleşmesi
Şiddetin medya yoluyla normalleştirildiğini gözlemlemekteyiz. Şiddet, geleneksel ve yeni biçimleriyle medyada yer bulan ve meşrulaştırılan bir olgudur. Medya, reddederken veya olumsuzlarken bile şiddeti normal hâle getirmektedir. Haber programlarında, tartışma programlarında, filmlerde, reklamlarda, eğlence programlarında, yemek programlarında, çocuk oyunlarında, spor programlarında, maçlarda şiddetin yoğun bir şekilde ele alındığını, gösterime sokulduğunu, anlatıldığını, güncelleştirildiğini, mütemadiyen gündemde tutulduğunu, bir bakıma “estetize edilerek” sunulduğunu görmekteyiz. Bu noktada medyanın şiddetinden şiddetin medyasına geçiş yapıldığı söylenebilir. Medyanın bütün tür ve biçimleriyle, bütün araç ve teknolojileriyle çeşitli güçlerin elinde şiddetin bizzat öznesi ve aracı olduğu, topluma şiddet uygulayabildiği, muhatap kitlesine şiddet uygulayabildiği bilinmektedir. Fakat bundan daha ileri bir durumla karşı karşıyayız. Şiddetin medyalaşması, medyatikleşmesi veya medyatize olmasıyla birlikte şiddet medyayla bütünleşmekte, medya büsbütün şiddetin elinde, şiddet endüstrisinin bir parçası olarak şiddet üretmektedir.
Dijital Şiddet
Dijital şiddet, şiddetin âdeta incelikle işlenerek insanları, özellikle çocuk ve gençleri hedef alarak onların hayatlarının “olağan” boyutu hâline geldiği bir şiddet türüdür. Dijital şiddet, insanın ısrarla izlenmesine veya takip edilmesi, görüntülerinin alınıp paylaşılmasına, video veya ses kayıtlarının alınıp internet ortamlarında yayınlanmasına ve bunlar üzerinden tehdit edilmesine göndermede bulunmaktadır. Bu hususlara bağlı olarak dijital alanlarda maddi ve manevi olarak insanı rahatsız eden, üzen, itibarsızlaştıran veya onurunu/itibarını zedeleyen, nefret içeren söz, söylem ve eylemlere maruz bırakan eylemleri ifade eden dijital şiddet, toplumsal huzuru tehdit eden tehlikeli bir durumdur. Böylece patolojinin normalleştiği bir şiddet sarmalı toplumda etkili olmaktadır. Dijital şiddet, fert, grup veya kurumun siber araçlarla kuşatılması ve çok boyutlu bir zarara maruz bırakılmasını amaçlamaktadır.
Sosyal medya mecralarında her türlü şiddet çok farklı biçimleriyle yüzünü göstermektedir. Dijital şiddet; sosyal ağlar, uygulamalar, bloglar, arama motorları, web siteleri, mesajlaşma mecraları, akıllı telefonlar, dijital oyunlar, internet gazeteleri, çevrim içi forumlar gibi pek çok interaktif platformda varlığını gösterebilmektedir. Dijitalleşmeyle kendini gösteren hızlı, derin, ince, gizli ve gizil şiddet sarmalı, insanları öyle kuşatmaktadır ki bazı durumlarda bilhassa interneti, sosyal medyayı bilinçli olarak kullanmayan, internet bağımlısı olan çocuk ve gençler hatta bazen internete bilerek giren yahut girdiğini düşünen kişiler dahi şiddet sarmalı ve bombardımanından payına düşeni almaktadır. Bilgisayar, cep telefonu ve tablet gibi teknolojik araçlar vasıtasıyla dijitalleşmenin bir parçası olanlar, bilgi toplarken bile şiddete maruz kalabilmektedirler. İnsan, dijital ortamlarda devasa bir bilgi bombardımanına ve düzensiz bilgi yığınına muhatap olmaktadır. İnternette doğru olmayan pek çok bilgi kontrolsüzce yayılmaktadır. Yani insan dijital araçlarda infodemiye maruz kalmaktadır. Bu da insana ciddi bir şiddet uygulanması anlamına gelmektedir. Dijital ortamlarda insanlar, benzer bir şekilde sadece doğrudan şiddet görüntüleriyle ve şiddete başvuran ilişki ve diyalog biçimleriyle değil dolaylı olarak, söz gelimi resimlerle de şiddete maruz kalabilmektedirler. İnternette sosyal medyada, örneğin Whatsapp gruplarında, X’te, İnstagram’da, Facebook’ta vd. şiddet dili ve söyleminin kol gezdiği, insanların birbirlerine dil ile şiddet uyguladıkları bilinmektedir. Dijital şiddetin etkisi dijital ortamlarla sınırlı kalmamakta, insanlar oradan öğrendikleri şiddeti gerçek hayatta da uygulama yoluna gidebilmektedirler. Dolayısıyla dijital ortamlar, şiddetin öğrenildiği ortamlar olabilmektedir.
Siber Şiddet ve Zorbalık
Şiddetin en etkili, en kurnazca, sinsice kendini gösterdiği türlerden biri siber şiddet ve ona bağlı olarak siber zorbalıktır. Siber zorbalık da dâhil şiddet, siber tehditlerin insan için en tehlikelilerinden biridir. İnternete girilen bilgisayarlar ve cep telefonlarıyla diğer birçok aracın çok geniş ölçekte kullanımı, siber şiddete ve zorbalığa maruz kalmayı arttırmaktadır. Elektronik temelli iletişim teknolojileri aracılığıyla ortaya konulan dijital bir şiddet türü olarak siber zorbalık, insanlar, özellikle çocuk ve gençler üzerinde olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Siber şiddet, internet ortamında sosyal ağlarda, mesaj gruplarında, dijital oyunlarda çocuklarla gençlerin karşılaştıkları, öznesi ve nesnesi olabildikleri çok tehlikeli bir şiddettir. Siber şiddet, siber ortamlarda her türlü şiddeti içine alan bir kavramsallaştırmadır. Fakat bu şiddet türünün içinde değerlendirilen siber zorbalık günümüzde internet, dijital teknolojiler veya cep telefonları aracılığıyla hayat gerçekliğinin çok farklı ortamlarında, araçta, uçakta, trende özellikle çocuk, ergen veya gençler arasında gerçeklik bulan eziyete, tehdide, tacize, tahkire, mahremiyeti çiğnemeye işaret etmektedir. Bugün dünyada kendi toplumumuz dâhil internet kullanımın artmasına paralel olarak akran şiddeti ve zorbalığının siber ve dijital düzlemde arttığı söylenebilir.
Siber şiddet kapsamında çocukların hatta gençlerin çeşitli yöntem, dil ve araçlarla taciz, tahkir gibi yollarla istismara uğra(tıl)dıkları, çocuk ve gençlerin âdeta köleleştirildikleri, uşaklaştırıldıkları ve kötüye kullanıldıkları hususunu da hatırlamak gerekmektedir. Çocuklar, bazı kötü niyetli kimse veya odaklar tarafından çeşitli rollere bürünerek mesela arkadaşlık kurma, sorunlarıyla ilgilenme, şakalaşma, sevme, espri yapma, sahiplenme gibi bahanelerle istismara ve dolayısıyla şiddete maruz bırakılabilmektedirler.
Şiddetin Gösteriye Dönüşmesi
Şiddetin gerek doğrudan toplumsal gerçeklikteki iletişimsel eylemlerle gerekse geleneksel ve yeni medya araçları ve ortamlarındaki gösterimlerle âdeta gösteriye dönüştürüldüğü, bazen gösteriye dönüştürülerek eğlence aracı hâline getirildiği görülmektedir. Gazze’de yapılan katliam ve soykırımın, çoğunluğunu çocuk ve kadınların teşkil ettiği büyük ölümlerin gerçekleştiği orantısız, acımasız, barbarca savaş bütün şiddet boyutlarıyla televizyonlarda, internetin bütün alanlarında, gazetelerde gösterilmektedir. Erkeğiyle kadınıyla çocukların, ergenlerin, gençlerin, yetişkinlerin, yaşlıların, ailenin, özellikle dezavantajlı kişilerin şiddetin bu gösteri hatta gösteriş konusu yapıldığı dünyada zihinsel, fikrî, bedensel, ruhi, maddi ve manevi düzlemlerde çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya kaldıkları bir gerçektir.
Netice olarak şiddet, toplumsal gerçekliğin dijital ve siber ortamlar dâhil bütün boyutlarında kendini gösteren insanlar için çok tehlikeli bir durumdur. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki dijital ve siber şiddet, bütün şekil ve muhtevalarıyla gerçek şiddettir. Şiddetin dijital veya sanal ortamda gerçekleşen bir şiddet olması, bu şiddet türünün gerçek olmadığı anlamına gelmez. Şiddet sarmalı ve döngüsünden kurtulmanın yolu, insanın özne olması, özne toplum inşa etme çabası içinde olması, bunun için de ailenin varlığını, sağlığını ve huzurunu korumaya çalışması elzemdir. Bütün bunların gerçekleşmesi için de kendi medeniyet kodlarımıza bağlı, doğru bir eğitim hayatının olması gerekmektedir.