MESCİD-İ AKSA’NIN MİNARELERİ
Betül ALTUN ERİNCİK
Beytülmakdis’ten göğe yükselen ezan sedaları
Mescid-i Aksa Külliyesi’nin üçü kuzey duvarında, biri ise batı duvarında olmak üzere dört minaresi bulunur. Bu minareler, hemen yanı başında yer aldıkları Aksa kapılarının ya da banilerinin adıyla anılır. Kudüs’e hâkim olan tüm Müslüman yönetimlerden pek çok kıymetli eseri bünyesinde barındıran Mescid-i Aksa’yı minarelerle süsleyenler ise Memlüklüler olmuştur. Mescid-i Aksa’nın müezzinleri, beş asırdır Kazzaz ailesinin üyeleri arasından seçilmektedir.
Esbat Kapısı Minaresi / Salahiyye Minaresi
Mescid-i Aksa Külliyesi’nin kuzeydoğu köşesinde yükselen bu minare, adını yakınında yer alan Esbat Kapısı’ndan alır. Salahiyye Medresesi’nin civarında bulunduğundan “Salahiyye Minaresi” olarak da anılır. Memlük Sultanı Eşref Şaban döneminde, Haremeynü’ş-Şerifeyn nazırı ve Kudüs naibi Emir Seyfeddin Kutluboğa tarafından, Memlük dinî mimarisinin karakteristik üslubuna uygun biçimde dörtgen planla inşa edilmiştir. (769/1367)
1586 yılında meydana gelen depremde yıkılan minare, Sultan III. Mehmet Döneminde Osmanlı mimarisine özgü silindirik tarzda yeniden yapılmıştır. (1599) Bu minare, Mescid-i Aksa Külliyesi’nin silindirik gövdeye sahip tek minaresi olma özelliğini taşır.
Gavanime Kapısı Minaresi / Kalavun Minaresi / Seraya (Bölük) Minaresi
Mescid-i Aksa Haremi’nin kuzeybatı köşesinde, adını yanı başındaki Gavanime Kapısı’ndan alan minare, Memlük Sultanı Hüsamettin Laçin döneminde, Haremeynü’ş-Şerifeyn nazırlığı görevini yürüten Kadı Şerefüddin Abdurrahman b. Fahr es-Sahib tarafından inşa ettirilmiştir. (1298) 1329 yılında Sultan Muhammed b. Kalavun tarafından restore edilmesi nedeniyle “Kalavun Minaresi”, Osmanlı döneminde ise askerî birliklerin konuşlandığı bölgeye yakınlığı sebebiyle “Seraya (Bölük) Minaresi” adlarıyla da anılmıştır.
Mısır etkisini taşıyan Filistin’deki diğer örneklerde olduğu gibi dört köşeli bir kaide üzerinde yükselen minare, şerefesinin üst kısmında sekizgen biçimle son bulur. 38,5 metreyi bulan yüksekliğiyle Gavanime Minaresi, Mescid-i Aksa Külliyesi’nin en görkemli ve en yüksek minaresidir. İşgalci İsrail güçlerinin batı tünelinde yürüttüğü kazılar sebebiyle zarar gören bu zarif yapı, 2001 yılında kapsamlı bir restorasyondan geçirilmiştir.
Minarenin de yer aldığı Mescid-i Aksa’nın kuzeybatı köşesi, Hristiyanlar açısından da öneme sahiptir. Hristiyan inancına göre minarenin zemininde bugün dahi izleri görülen taş merdivenler, Hristiyanlığın önemli figürlerinden biri olan Aziz Pavlus’un Kudüs’teki son vaazını verdiği mekândır.
Silsile Kapısı ( Zincirli Kapı) Minaresi / Mahkeme Minaresi
Mescid-i Aksa’nın batı revakları üzerinde, Silsile Kapısı’nın hemen yanında yer alan minare, kapı ile aynı adı taşır. Osmanlı döneminde mahkeme binası olarak kullanılan Tenkiziyye Medresesi’nin yakınında bulunduğundan, “Mahkeme Minaresi” adıyla da anılır. Memlükler döneminde, Şam saltanat naibi Emir Seyfeddin Tenkiz bin Abdullah en-Nasiri tarafından inşa ettirilmiştir. (1329)
Gavanime Minaresi’nde olduğu gibi kare planlı bir kaide üzerine yükselen yapı, taş sütunlar üzerinde taşıdığı kapalı balkonu ile dikkat çeker. Konumu itibarıyla büyük bir öneme sahip olan Silsile Kapısı Minaresi, Burak Duvarı’na bakar. Ancak, güvenlik gerekçesini öne süren işgalciler, Müslümanların bu minareyi kullanmalarını yasaklamıştır.
Meğaribe (Faslılar) Kapısı Minaresi / Fihri Minaresi / Burak Mescidi Minaresi
Mescid-i Aksa’nın güneybatı köşesinde, Mağribliler Kapısı’nın yakınında yer alan minare, kapıyla aynı adı taşır. 23,5 metre yüksekliğiyle Mescid-i Aksa Külliyesi’nin en küçük minaresidir. Memlük Sultanı Hüsamettin Laçin döneminde, Haremeynü’ş-Şerifeyn nazırlığını yürüten Kadı Şerefüddin Abdurrahman b. Fahr tarafından inşa ettirilmiştir.
Minare, 1969 yılında İsrail işgal güçleri tarafından yıkılan ve adını paylaştığı Fihri Zaviyesi’nin hemen yanında bulunur. 1922 yılında meydana gelen depremin ardından Mescid-i Aksa İmar Komitesi tarafından restore edilmiş; bu onarım sırasında, daha önce mevcut olmayan dörtgen biçimli bir kubbe eklenmiştir.
Burak Duvarı’na olan yakınlığı sebebiyle işgalciler, Müslümanların minareyi kullanımını kısıtlamış ve ezan sesinin dışarıya verilmesini yasaklamıştır. İsrail’in arkeolojik kazı çalışmalarını sürdürdüğü bölgede yer alması nedeniyle batı duvarındaki diğer iki minare gibi Mağribliler Kapısı Minaresi de ciddi bir tehdit altındadır.