HER ÇOCUĞUN HAKKI
Ferize YEKSEK
Çocuk: Gönül meyvesi, evin neşesi, ömrün semeresi, dünya hayatının süsü, göz aydınlığı… İnsanlık zincirinin süreklilik halkası… Anne babaya Yüce Allah tarafından bahşedilmiş en değerli armağan. Aynı zamanda tüm insanlığın uhdesine tevdi edilmiş en kıymetli emanet. Çocuk, arz üzerinde açan cennet kokulu nadide bir çiçek…
Anne rahmine düşen her çocuk, “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin, 95/4.) buyuran Yüce Allah’ın Rahman ve Rahim esma-i hüsnasının şekillenip vücut bulmuş hâlidir. Yoktan var eden, ölü toprağa can veren Halık’ın yarattığı en mükerrem varlık olan insan, anne rahminde cenin iken yaşama hakkına sahiptir. Hatta İslam hukukunda cenin (sağ doğmak kaydı ile), miras, vasiyet, vakıf ve nesep haklarını haiz olacak şekilde bir “kişi” kabul edilir. Hakların ondan alınması Allah’ın haram kıldığı bir fiildir. Bilakis çocuğun bedenine ve canına yönelik her türlü saldırı ve tehditten itina ile muhafazası gerekir. Zira çocukluk dönemi insanın en masum, en zayıf ve korunmaya en muhtaç olduğu dönemdir.
Önce ona güzel bir şekil verip sonra ona ruhundan üfleyen (Secde, 32/9.) Yüce Allah, insana kulak, göz vs. haricinde gönül verdiğini söyler. (Nahl, 16/78.) Bu bağlamda her çocuğun bedeninin korunması ve ihtiyaçlarının karşılanması hak olduğu gibi ruhunun da örselenmeden, incitilmeden, izzet-i nefsi muhafaza edilerek büyütülmeye hakkı vardır. Dünyaya gelen her masum yavrunun, eşref-i mahluk olan fıtratına uygun bir biçimde büyütülmesi, fıtratının korunması ve bu fıtrata muhalif bir müdahaleye maruz kalmaması en tabii hakkıdır. Sevgi, çocuk ruhunun en temel gıdasıdır. Ailesinin merhamet kanatları altında, güven ve huzur ortamında, muhabbetle, şefkatle, adaletle, ilgi ve alaka ile büyüyen çocuk, dinî ve ahlaki değerler üzerine inşa edilmiş güçlü karakteriyle tüm insanlığa faydalı bir yetişkine dönüşür.
Her çocuk, Alîm olan Allah’ın Âdem’e (a.s.) öğrettiği tüm isimlerin (Bakara, 2/31.) miras bırakıldığı bir vâris olarak dünyaya gelir. Bu sebeple Kur’an’ın insanlığa ilk hitabı, “Oku!” olmuştur. Çünkü insanı bir “alaka”dan yaratan sonsuz kerem sahibi Rabbimizin insana verdiği en büyük ikramlardan biridir “kalemle yazmak ve bilmediğini öğrenmek”. (Alak, 96/1-5.)
Eğitim hakkı her çocuğun vazgeçilemez ve gasp edilemez hakkıdır. Ebeveynler imkânları dâhilinde, çocukların hayallerini çalmadan, ufuklarını daraltmadan, cesaretlerini kırmadan, yüreklerindeki sevinci korkuya dönüştürmeden ve gözlerindeki ışığı söndürmeden dinî, ilmî, ahlaki ve mesleki eğitimleri hususunda azami gayreti göstermelidir.
Doğumu yaklaşan bir bebek için yapılan hazırlıkları hatırda tutarak Kur’an ayetlerine bakalım. Yeryüzünün döşek kılınması (Nebe, 78/6.), gecenin örtü yapılması (Nebe, 78/10.), yakın semanın yıldızlarla süslenmesi (Fussilet, 41/12.) gökten rahmet olarak temiz bir su indirilmesi (Furkan, 25/48.) ve daha nice ayetlerde insan için hazırlanmış, kusursuz bir denge üzerine kurulmuş, hiçbir aksama olmadan süregiden bir nizamdan, dünyadan bahsedilir. Her çocuğun, Rabbinin kendisi için hazırladığı bu mükemmel ortama doğma ve orada huzur içinde yaşama hakkı vardır. Kirletilmemiş, kaynakları tüketilmemiş, dengesi bozulmadan korunmuş, her bir canlıya yaşam ortamı sunduğu gibi kendisine de kaliteli ve sağlıklı bir yaşam imkânı sunan bir dünya her çocuğun hakkıdır. Bugün üzerinde yaşadığımız dünya, yarının çocuklarının bize emanetidir. Emanete riayet ise keyfiyyet değil vazifemizdir.
Hasılıkelam söz konusu geleceğimiz, çocuklarımız olduğunda din, dil, ırk vs. ayrımı yapmaksızın topyekûn insanlık âlemi olarak azami hassasiyet göstermeliyiz. Her türlü saldırıdan ve kötülükten korunarak beden ve ruh sağlığı zedelenmeden yaşanabilir bir dünyada güvenle büyümek, önemsenmek, anlaşılmak, sevilmek, sayılmak, desteklenmek, özgür ve mutlu olmak, adalete inanmak, eğitim görmek tüm çocukların hakkıdır.
Allah diyor ki: “Geçti gazabımı rahmetim!”
Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim…
Necip Fazıl Kısakürek
Günümüz dünyasında ise bu hakları konuşmanın, hayal etmenin veya elde etmenin çok uzağında ama bizim çok yakınımızda, insanın zulmünden ve gazabından kurtulmak için Allah’ın rahmetinden başka sığınacak yeri olmayan mahzun bakışlı çocuklar var. Varlıkları yaşamdan çok, ölüme yakın. Kimi öksüz kimi yetim, minik yürekleri korkuya ve hüzne teslim olmuş çocuklar, faili olmadıkları savaşların en masum kurbanları. Başta Gazze ve Filistin olmak üzere birçok çocuk en temel hakkından mahrum bırakılmakta. Çocukların öldürüldüğü bir dünyada kim emniyettedir acaba!