BİREY VE TOPLUM HUZURUNUN ÜÇ ANAHTARI
Dr. Mahmut KAYIŞ
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْراً مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْراً مِنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْلإيمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü)
lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
(Hucurat, 49/11)
Toplumların ve fertlerin huzurlu, sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesinde, bireyler arasındaki ilişki ve iletişimin güçlü olmasının büyük önemi vardır. Fertler arasındaki iletişimin kalitesi ise aralarındaki sözlü ve davranışsal muamelelerin keyfiyetiyle yakından ilişkilidir. Bazı hatalı ve yanlış eylemler vardır ki bunlar insanların kalbinde üzüntüye sebep olurken bireyler arasında da güvensizlik ve kırgınlıklara yol açar, birlik ve beraberliği zayıflatır. İlahi vahiy, insan onurunu ve toplumsal huzuru korumayı esas almış; Cahiliye toplumunda yaygın olan insanları alaya alma, ayıplama, küçümseme, onlara hoşlanmayacakları lakaplar takma ve kusurlarını araştırma gibi kötü davranışları kesin bir şekilde yasaklamıştır. Çünkü bu tür hareketler, kul hakkına sebebiyet verdiği gibi bireyler arasında kin, kırgınlık ve güvensizlik doğurur.
Alay ve istihzadan uzak durmak
Kur’an-ı Kerim’in bize bildirdiğine göre alay ve istihza, peygamberleri inkâr eden kavimlerin ve münafıkların özelliklerinden biridir. (Enbiya, 21/41) Bu kötü huy, onlara Allah’ı anmayı ve O’na iman etmeyi unutturmuştur. (Mü’minun, 23/110) İlahi vahiy, bu kişiliklerin ayrıntılı tahlilini Hümeze suresinde yapmaktadır. Burada anlatıldığı üzere bu kimseler; servetlerine güvenerek dünyada ebedî kalacaklarını zannetmekte, başkalarının kusurlarını araştırmakta, onların şeref ve haysiyetlerini zedelemektedir. (Hümeze, 104/1-9) Alay ve istihza, çoğunlukla iman etmeyenler ve münafıklarla ilişkilendirilse de Kur’an, müminleri de bu kötü davranış biçiminden kesin bir şekildAe sakındırmıştır. Bu nedenle geçmişten günümüze Müslümanlar, mümin kardeşleriyle alay etmekten ve onları kötüleyip küçümsemekten uzak durmaya gayret etmişlerdir.
Ayıplamamak ve kusurları araştırmamak
Alay etmek, ayıplamak, kusur aramak ve lakap takmak arasında güçlü bir bağ vardır. İnsan zihni, önce kusur ve ayıp arayarak bir hazırlık sürecine girer. İlahi mesaj ise bu sürecin daha ileriye taşınmasını engellemek için ilk aşamada kusur aramayı ve ayıplamayı yasaklamıştır. Çünkü bu davranış, çoğu zaman lakap takmaya ve alay etmeye dönüşmektedir. Böylece Müslüman’ın, daha baştan bu kötü huyun kapısına yaklaşması bile engellenmek istenir. Bu hükümle amel eden Müslüman, muhatabını diliyle, eliyle, gözüyle veya başka bir işaretle alaya almaz. Müslüman kardeşine kötü söz söylemez ve ona lanet okumaz. Geçmiş âlimlerimiz de bu kötü eylemden uzak durma konusunda yol gösterici sözler söylemişlerdir. Onlardan birisinde “Eğer çokça kusur görmek istersen, kusur arayan kimseye bak. Çünkü o, insanları kendi kusurlarından daha fazlasıyla ayıplar.” (Kurtubi, el-Câmi‘ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 16/327) denilmiştir. Dolayısıyla Müslüman’ın başkasıyla değil kendi ayıp ve günahıyla meşgul olması gerekir.
Çirkin lakaplar kullanmaktan sakınmak
Konumuz olan ayetin nüzul sebeplerinden birine göre, bir sahabi başka bir sahabiye, annesinin Cahiliye döneminde ayıplandığı bir lakapla hitap etmiş; bunun üzerine o sahabi başını eğerek utanmıştır. Bu olayın ardından Yüce Allah, mevzumuz olan ayeti indirmiştir. (Begavi, Me‘âlimu’t-tenzîl, 4/260) Lakap takma yasağı, geniş bir mefhum olup Müslüman’ın duyduğunda üzüldüğü bütün nitelemeleri içerir. Müslüman’ı kâfir ve fasık gibi vasıflarla nitelemeyi kapsadığı gibi hakaret maksadıyla hayvanların isimleriyle seslenmeyi de içine alır. Lakaplar, bazen kişilerin dış görünüşleri ve eksikliklerine göre yapılmaktadır. Hâlbuki bir Müslüman’ın dikkate alması gereken şey şekil ve suret değil kişinin davranışları ve kalbinde taşıdığı fazilettir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 34) Bununla birlikte Müslüman’ın güzel bir lakap ile anılması veya isimlendirilmesi yasak kapsamının dışında tutulmuştur.
Yasaklanan bu üç davranışın temelinde, Müslüman’ın, mümin kardeşine hürmetle bakmak yerine onu küçük ve değersiz görmesi olduğu söylenebilir. Oysa Allah, alay edilen kimselerin, alay edenlerden daha değerli olabileceğini bildirmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) de bu konuda şöyle buyurmuştur: “Müslüman kardeşini küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.” (Müslim, Birr, 32) Bu sebeple bir mümin, kardeşlerine karşı daima saygılı ve değer verici bir bakış açısı geliştirmelidir. Çünkü bir Müslüman’ın kardeşini küçümsemesi, kalbinde kibir bulunduğuna işaret eder. Zira Allah’ın elçisi şöyle buyurmuştur: “Allah güzeldir, güzeli sever. Kibir ise hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir.” (Müslim, İman, 147) Dolayısıyla mümin, iç dünyasında bulunan kibir duygusundan arınmaya gayret etmeli; alay etmek ve küçümsemek yerine, Müslüman kardeşlerini takdir eden ve onlara değer veren bir tutum sergilemelidir.
Bu üç davranışın arkasında, eğlenme ya da eğlendirme gayesi de etkin olabilmektedir. Bahsedilen durum, başkasının incinmesi pahasına ortaya çıkan problemli bir hazdır. Kişi, karşısındakinin ne hissettiğini düşünmek yerine kendi aldığı hazza odaklanmakta, böylece başkasının üzüntüsü, kendi eğlencesinin aracı hâline gelebilmektedir. Eğlence ve keyif adı altında yapılan alaycılık, toplumun hemen her kesiminde görülmekte, masum bir eğlence gibi sunulan bu fiil, toplumda ayrımcılığı artırabilmektedir.
Sonuç olarak bir insanın, hangi şekilde olursa olsun bir başkasıyla alay etmesi, onu ayıplaması ve ona çirkin lakaplar takması yasaklanmıştır. Çünkü böyle bir durumda kişi, kendisini üstün, karşısındakini ise değersiz ve küçük görmekte, ona bir nevi şiddet uygulamakta, onu dışlamakta ve kötü bir vasıfla damgalamaktadır. Bunun neticesinde kul hakkına girmekte ve dinen günahkâr olmaktadır. Ayrıca bu tür davranışlar toplumda yaygınlaştıkça insanlar arasındaki huzur ve güven azalmakta, kardeşlik bağları zayıflamaktadır. Ya Rabbi bizleri bu fiilleri yapmaktan uzak eyle! Âmin.