Şanlıurfa Siverek Abdullah Aydın Camii İmam Hatibi

Mehmet Emin IŞIKGÖZ: “Aile insanlar için onları dışarıdaki kötülüklerden koruyan en mukaddes sığınaktır. İnsanlar huzur buldukları en güvenilir limanları olan aileyi gözlerinden sakınarak korumalı ve onun devamlılığı konusunda da hassasiyet göstermelidir.”


Söyleşi: Mahir KILINÇ


İmam hatiplik görevinizin yanı sıra yıllardır yatağa bağımlı eşinize göstermiş olduğunuz özverinizle de takdir topluyorsunuz ve tüm eşlere örnek oluyorsunuz. İnsanların böylesine hassasiyete sahip olmalarına yönelik neler söylemek istersiniz?

Eşler birbirine Yüce Allah’ın bir emanetidir. Evvela bu hassasiyetle birbirlerine baktıklarında gerçek ve sarsılmaz sevgiyi, saygıyı bulabilirler. Allah’ın emri ve Hz. Peygamber’in kavliyle birbirlerine bağlanmış karı ve koca işte o zaman birbirlerini başlarının tacı yaparlar. İyi günde de kötü günde de birbirinin mutluluğu için uğraş verirler. Çünkü hayatın neler getireceğini ve aile olarak bizleri ne gibi imtihanlarla sınayacağını bilemeyiz. Günlerden bir gün eşimin beynine bir pıhtı attı ve felç geçirdi. Şu anda sol ayağı ve sol elini hareket ettiremiyor, bakıma muhtaç bir şekilde hayatını sürdürüyor. Onun yerinde ben de olabilirdim. Bu durum tüm eşler için de geçerli. Her sağlıklı birey, her an bir bedensel engele ya da ismini bile bilemediğimiz bir hastalığa tutulabilir. Dolayısıyla tüm eşler birbirine Allah’ın emaneti olduğunu unutmadan Hz. Peygamber’in “Sizin en hayırlınız, aile fertlerine karşı hayırlı olandır. Ailesine en hayırlı olanınız ise benim…” (Tirmizi, Menakıb, 63/3895; İbn-i Mace, Nikâh, 50) hadisi uyarınca sevgiyle, saygıyla bakabilmeli ve bunu da hiçbir zaman ihmal etmemelidir.

Günümüzdeki türlü tahribat gayretleri karşısında ailenin ayakta kalması için hem bir aile babası hem de bir din görevlisi olarak neler söylemek istersiniz?

Yüce Rabbimiz, “Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı…” (Nahl, 16/80) ayetiyle bizler için ailenin huzur ve esenlik kaynağı olduğunu bildirmektedir. Ayrıca aile insanlar için onları dışarıdaki kötülüklerden koruyan en mukaddes sığınaktır. İnsanlar huzur buldukları en güvenilir limanları olan aileyi gözlerinden sakınarak korumalı ve onun devamlılığı konusunda da hassasiyet göstermelidir. Devletimiz tarafından geçtiğimiz yılın “Aile Yılı” ilan edilmesi ve aileye yönelik her saldırının devlete ve millete yapılan bir saldırı olarak görülmesi, aile kurumunun toplumumuz için ne kadar da önemli olduğunun bir göstergesidir.

Hem dinî hem ailevi değerlerimizin tahribata uğradığı günümüz koşullarında evvela kendimizi, sonra aile bireylerimizi ve çevremizi korumalıyız. Ailemizle sık sık birlikte olacağımız etkinliklerle bu tehlikelere karşı aramızdaki bağı kuvvetlendirmeliyiz.

Din görevlisi olmanızın yanı sıra örnek bir eş ve baba olmanızın cemaate yönelik etkileri nelerdir? Onlara ne gibi tavsiyelerde bulunuyorsunuz?

Evinde mutlu ve huzurlu olan bir din görevlisi, cami cemaatinin gönlüne daha kolay dokunabiliyor. Vaaz ve nasihatte bulunduğunuz kimseler evinizden aldığınız o olumlu etkiyi hissedebiliyor. Eşimle birlikte yaşadığımız imtihanımız hâliyle cemaatimiz tarafından da malum olduğundan insanlar evvela takdir nazarıyla bakıyorlar. Eşimle evimizde baktığımız çiçeklerle camimizi süsleyince de evimizdeki mutluluğun görsellerini bizatihi çiçeklerle müşahede etmiş oluyorlar. Ben onlara bir şey anlatmasam bile hayatın bir imtihan olduğunu, her ne olursa olsun bu imtihanda mücadele etmeleri gerektiğini, eğer sabrederlerse de güzelliklerle dolu bir hayatın ve ailenin onları beklediğini camimizi süsleyen çiçekler anlatıyor. Dolayısıyla onların ailelerine yönelik herhangi bir tavsiyede bulunduğumuzda tesirli oluyor. Günümüzde ağır hasar alan ailenin önemini özellikle de genç cemaatimize anlatmaya bıkmadan usanmadan devam ediyorum. Cemaatimize, ailelerini oluşturan her bir ferdine gereken ilgiyi göstermelerini ve onların gönüllerinde vazgeçilmeyecek yer edinmeleri için uğraş vermelerini ısrarla tavsiye ediyorum.

Eşim hasta olup yatağa bağlı kaldıktan sonra benden her ay bir çiçek almamı istedi. Bu çiçekleri de yetiştirip camiye götürmemi söyledi. O gün bugündür âdet üzere aldığımız çiçekler sadece evimizi süslemekle kalmadı, aynı zamanda camimizi de süsledi. Bir zamanlar görev yaptığım yerde kadınlara Kur’an öğreterek faydalı olmaya çalışan eşim, görev yaptığımız camilerin de çiçeklerle bezenmesine vesile oldu. Ayrıca mümkün mertebe cemaatimizden hasta olan veya bir yakınını kaybetmiş kimseleri evlerinde ziyaret ediyorum. Bu ziyaretleri de cemaatimizden kimselerle birlikte gerçekleştirmeye çalışıyorum ki bu minvalde insanlarda bir bilinç oluşsun istiyorum.

Gerek din görevlisi olarak görev süresince gerek eşinizin bakımını üstlendiğiniz günden bu tarafa unutamadığınız ve okuyucularımız için de ibret vesikası olabilecek bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Eşim hastalanmadan önce köyde görev yaparken komşumuzun annesi vefat etti. Vefat edenin oğlu benim cemaatimdendi ve definden sonra: “Hocam, taziyemiz bitsin annemin adına caminin ihtiyaçlarına yönelik bağışta bulunacağım.” dedi. Camimizin bakım ve onarıma ihtiyacı da vardı. Ancak taziye bittikten sonra o kardeşimizden bir haber gelmedi. Sonrasında karşılaştığımızda: “Hocam, annemin adına camiye vereceğim maddi yardımla şehirdeki hastaneye tekerlekli sandalye alıp bağışladım.” dedi. Ben de: “Allah kabul etsin.” dedim ama camimizin ihtiyacı olduğu için de, “Keşke kendi camimize yardım da bulunsaydı.” diye içimden geçirdim. Aradan zaman geçti, eşim felç geçirdi ve hastaneye kaldırdık. Yoğun bakım tedavilerinden sonra taburcu oldu. Ancak hastaneye tedavi için her gittiğimizde yana yakıla tekerlekli sandalye arayışı içerisinde bulduk kendimizi. İşte o an o kardeşimizin hastaneye tekerlekli sandalye bağışlamasının ne kadar da mühim olduğunu anlamış ve yaşamış olduk. Maalesef insan kendi başına gelmeyince her türlü olumsuzluğu kendisinden çok uzakta zannediyor. Ancak bilmiyor ki bir adım ötesinde…


Öz Geçmiş

Mehmet Emin Işıkgöz, 1972 yılında Siverek’in Kayalı köyünde doğdu. İlkokulu Çaylarbaşı köyünde, ortaokulu Şanlıurfa’da okudu. Siverek İmam Hatip Lisesinden 1993 yılında mezun oldu. 2011’de ilahiyat ön lisansı, 2021’de de lisansını bitirdi, bir müddet vekil öğretmenlik yaptı. 1997’de Siverek’in Karakeçi köyüne imam-hatip olarak atanan Işıkgöz, eşinin rahatsızlığı sebebiyle Siverek ilçe merkezinde önce Abdalağa Camiinde, ardından da Abdullah Aydın Camiinde görevini sürdürdü. Mehmet Emin Işıksöz, evli ve dört çocuk babasıdır.