AKIL-VAHİY BİRLİKTELİĞİNİN NİŞANESİ ÖNCÜ BİR METİN

KİTÂBÜ’T-TEVHÎD


Dr. Elif ERDEM

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi


Muhaddislerin zirve ismi İmam Buhari, mutasavvıfların piri Hakîm et-Tirmizi, cebir ilminin kurucusu Harezmî gibi farklı ilim dallarından nice âlime ev sahipliği yapan Maverünnehir’in yetiştirdiği mütebahhir bir âlimin kaleminden çıkan Kitâbü’t-Tevhîd, ehlisünnet akidesinin temel eserlerindendir. İki büyük itikadi mezhepten Matüridiyye’nin kurucusu Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed el-Matüridi’nin (ö. 333/944) kaleme aldığı bu kıymetli eser, çok tartışılan akaid meselelerini ilk defa sistematik bir yaklaşımla ve akli delillerle ele alan öncü bir metindir.

Günümüzde Özbekistan sınırları içerisinde yer alan Semerkant’ın Matürid mahallesine mensubiyetinden dolayı İmam Matüridi ismiyle şöhret bulan, Türk kökenli müellifin yaşadığı dönem, Maveraünnehir’in ilim, kültür ve sanatta zirveye eriştiği Samaniler dönemine tekabül eder. Böyle bir atmosferde mümbit bir ilim havzasında yetişen İmam Matüridi, özellikle tefsir, kelam, fıkıh, fıkıh usulü ve mezhepler tarihi alanlarında yetkin bir âlim olarak temayüz etmiş, naklî ilimler kadar akli ilimlere vukufiyetiyle de dikkatleri çekmiştir. Onu ayrıcalıklı kılan da bu ilimleri mezcetmedeki üstün başarısıdır. Matüridi, nakille aklı uzlaştıran bir yöntem benimsemiştir. Kitâbü’t-Tevhîd, onun bu yöntemle ortaya koyduğu, çağını aşan birer şaheser niteliğindeki eserlerinden biridir.

Kitâbü’t-Tevhîd, medeniyetlerin buluşma noktasında farklı din, mezhep, inanç ve görüş sahiplerinin bir arada olduğu kozmopolit bir yapı sergileyen kadim topraklarda, itikadi gerilimlerin yaşandığı bir ortamda yazılmıştır. Bölgede hâkim olan Hanefi mezhebini benimseyen İmam Matüridi, Ebu Hanife’nin itikadını sistemleştirerek özgün katkılarıyla daha da geliştirmiş ve ileride Matüridilik olarak isimlendirilecek kelam ekolünün kurucusu olmuştur. Bu minvalde yazdığı Kitâbü’t-Tevhîd de Matüridiyye mezhebinin kurucu metni olarak tarihteki yerini almıştır.

Matüridi’nin kurduğu Sünni kelam mezhebini geliştiren Ebu’l-Muin en-Nesefi’nin deyimiyle “ilim deryasına dalıp oradan inciler çıkaran, dinin kesin delillerini duru anlatımı, geniş ilmi ve mükemmel yeteneğiyle zenginleştiren” İmam Matüridi’nin Kitâbü’t-Tevhîd’deki hareket noktası mevcut pek çok farklı din ve inanıştan hangisinin doğru olduğunu tespit etmek üzerinedir. İnsanların farklı din ve inançlara mensup olduğu bir gerçektir ve her bir inanç mensubu kendi inancının doğruluğuna inanırken diğerlerini batıl görmektedir. Bu konuda herkesin kendisine öncülük eden atalarının yolunu takip ettiğine dikkat çeken Matüridi, bu tutumun inancın doğruluğu için bir delil teşkil etmeyeceğinin altını çizer. Ancak, doğruluğu aklın rehberliğiyle bilinen ve haklılığı delillerle sabit olan bir kişiye dayanan öğretinin diğerlerinden farklı olacağını söyler. Böylece bir peygambere dayanan bilgiye atıf yapan müellif, onun getirdiği bilgilerin de akılla temellendirilerek anlaşılması gerektiğini beyan eder. Dolayısıyla o, dinin insan için vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu ifade etmekte ve doğru dinin nasıl bulunacağı konusuna akli izahlar getirmektedir. İnanç iddialarının inancın kendisinden hareketle denetlenmesi mümkün olmadığından dini, delillerle bilmenin gereğine işaret eden müellif, naklî ve akli delillerin bir arada ele alınmasını önemsemektedir. Bu minvalde eserine öncelikle insanı bilgiye ulaştıran kaynakların neler olduğunu açıklayarak başlar. Buna göre insan “duyular, haber ve akıl” yoluyla bilgi edinir. Bunlardan her biri ona kendi alanında bilgi sağlar ve hiçbiri diğerinin yerini alamaz. Bu bakımdan hepsinin birlikte dikkate alınması gerekir. Ancak akıl diğer yollarla gelen verilerin de bilgiye dönüşmesinde rol oynadığı için, başka bir deyişle duyular ve haberler vasıtasıyla elde edilen malzemenin “bilgi” hâlini alabilmesi akıl sayesinde olduğu için aklın ayrıcalıklı bir konumu vardır. Sadece görmek yetmez; görülenleri ayrıştırabilmek, kavramlaştırmak aklın işidir, haberlerin doğruluğu ya da yanlışlığı yine akılla bilinir.

Eserde bilginin mahiyeti, kaynakları ve akletmenin önemini izah eden söz konusu mukaddimenin ardından itikadi konulara geçilir ve tüm konular başta oluşturulan bu mantık zemininde güçlü bir kompozisyonla ele alınır. Bu minvalde Allah’ın varlığı, birliği ve sıfatları, peygamberliğin ispatı ve gerekliliği, kaza ve kader, büyük günah işleyen kimsenin durumu, iman ve İslam terimleri gibi temel kelam meseleleri hakkında ayrıntılı açıklamalar yapılır. Bütün bu konular toplamda beş bölüm olarak değerlendirilebilecek otuz beş “mesele” hâlinde işlenir. Bu bağlamda ehlisünnet itikadı akli ve naklî deliller ışığında ortaya konurken farklı inançlara ve itikadi mezheplere karşı da ciddi eleştiriler getirilir. Bu bakımdan eser, dönemin inanç, düşünce ve fikir dünyasına da ışık tutan bir kaynak niteliği taşır.

İnanç meselelerini rasyonel bir zeminde tartışarak bunları akıl ve vahiy birlikteliğiyle temellendirmesi, konuları farklı açılardan ele alarak orijinal istidlallere yer vermesi, tutarlı bir düşünce örgüsüne ve ahenkli bir iç sistematiğe sahip olması Kitâbü’t-Tevhîd’i ayrıcalıklı kılan hususiyetlerdir. Gerek bu özellikleri gerekse ele aldığı konular itibarıyla sonraki kelam kitapları tarafından örnek alınan eserin özellikle alan dışı okuyucular için girift ve zor bir metin olduğunu bilmek gerekir. Buna rağmen üzerine yapılmış herhangi bir şerh veya haşiye çalışması tespit edilmemiştir. Tek yazma nüshası İngiltere’de Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan eserin farklı neşirleri yapılmış olup dilimize de tercüme edilmiştir.