KALMAK
Yaşamı Göze Almak
No Other Land / Gidecek Yer Yok /Başka Ülke Yok
İshak KOÇ
İnternet tarayıcıların kullanıcılarına uyguladığı gerçeklik testi yahut robot olmadığına dair beyan, insan olmak, insan kalmak, insanlığı korumak adına bir sorguya tabi tutulmayanları içinde yaşadığı simülasyon konforuna biraz daha alıştırır. Denebilir ki insan işgal altındadır ve ruhuna, duygularına, varlığının her zerresine sirayet eden kıstırılmışlık, başkalarının uğradığı eziyete karşı isyanı tali kılar. Oysa birkaç adım ötede ölüm, zulüm, kötülük gasp ettiği alanlara yerleşmekte, muhkem kaleler kurmakta, varlığını mutlaklaştırmaktadır.
Bugün yüzleşmek zorunda kalınan hakikat dışında, Gazze Şeridi mütemadiyen abluka altında tutulur. Gazze halkı, direnişten başka çare olmadığını bilir ve özgürlüğe kadar savaş düsturuyla hareket eder. Gazze şeridi dışında kalan Filistin toprakları ise işgalin bir başka versiyonuyla karşılaşır. Filistinlilerin yaşadığı herhangi bir bölgeye buldozerler, askerler, tanklar gönderilir; muhitin sakinleri taciz edilir. Yıkılan evlerin, hapsedilen gençlerin, öldürülen insanların ardı arkası gelmez. Bu durum ülke dışındaki mülteci kamplarına bile taşar. Dünyanın muhtelif memleketlerinden ithal edilip getirilen Yahudi yerleşimcilerin de haddi hududu yoktur, askerin aldığı emir doğrultusunda yapamadığını onlar yapar; taciz eder, tahrik eder, katleder… Zaten yerleşimci denen yurtsuzlar, her biri dünyanın bir ucundan toplanıp işgal edilmesi planlanan köylere bu amaçla yerleştirilir.
İşgal ve yerleşim planlarının işleyişiyle ilgili konuyu ibraz eden yığınla görüntü, belgesel, kısa ve uzun metraj filme rastlanır. En azından eline dijital bir kamera geçiren, olan biteni ya da daha doğrusu olan ve bitmeyeni kayda alır. Her defasında kameralar kırılır, kayda alanlar müdahaleye maruz kalır, sırasında tutuklanır ama yılmadan çekimlerine devam eder. Ancak pek azı çektiklerini gösterecek, yaşananı belgeleyip dünya kamuoyuyla buluşturabilecek imkân bulur.
Basel Adra, Hamdan Ballal ve Yuval Abraham’ın 2024 yılında birlikte yaptığı No Other Land isimli belgesel film, dünya kamuoyuyla buluşma imkânı bulan ve festivallerde boy gösteren istisnalardan biridir. Filistin-İsrail kolektifi tarafından çekilen film, işgal altındaki Batı Şeria’da Masafer Yatta isimli bir köyün İsrail askerleri tarafından yok edilmesini ve Filistinli aktivist Basel ile İsrailli gazeteci Yuval arasında gelişen ittifakı konu edinir. Filmin bu denli isim yapışının ve uluslararası festivallerde boy gösterebilişinin sebebi de bir Yahudi ile bir Filistinlinin arkadaş oluşu, ortak iş yapabilmesi, birlikte yaşayabilme ihtimalini düşündürtmesidir. Hani resmin diğer yüzlerine, samimiyetlere, gerçekliğe çok da ilişmeden… Zira böyle bir birlikte yaşama ihtimali elbette işgalcinin işine gelir. Hem de işgal ettiği toprakların yerli halklarına yönelik güya hakların teslimi, adil yargılanabilme imkânı, insan yerine konulma lüksü İsrail adı verilen oluşumun standartlaşmış politikasıdır. İşgalci, gaspçı, katil ve tüm kara sıfatların sahibi, ne kadar da iyidir! Orada bazı insanların yaşamasına bile izin verir! Hem de ona vadedildiğini sandığı topraklarda!.. Dolayısıyla No Other Land, En İyi Belgesel Oscarı’nı bile alır.
Filistin halkı, yaşadığını dünya kamuoyuna ibraz etmek için çabalarken vicdan sahipleri dışında derin bir sessizlikle karşılaşır. İnsanlık, herhangi bir ispata gereksinim hissetmez. Her şey gözler önünde, aleni, aşikâr yaşanır. Orada öldürülen, evleri ve toprakları gasp edilen, üç günlük dünya hayatı ağzından burnundan getirilen insanlar vardır. Ve onlar dünyanın umurunda değildir! Filistin’den hayli uzak bir âlemde insanlar, Gazze sakinleri rahat dursaydı da bir direniş başlatılmasaydı bütün bu kıyımlar yaşanmazdı zanneder. Oysa her gün, sanki bir sözleşmenin tarafıymış gibi kurbanlar veren halklar vardır. Hani güllük gülistanlık akıl yürütmelerin alanına girmeyen yaşamlar kısıtlanır, daraltılır, parçalanır ve yok edilir. Bu durum, sıcak bir savaşın bombaları altında parçalanmak gibi bir kader yaşandığında da sair zamanda da böyledir. Bugün neden böyle olduğunu sorgulamak, yüz yıldır mütemadiyen zulme maruz kalan, başkalarının eliyle şekillenen bir kaderin kurbanı olan yaşamları hiçe saymaktır. Kaderine terk edilenler hep aynı umursamazlıkla yine terk edilir. Dostluklar, kınamalar, boykotlar, anlaşmalar ve anlaşmazlıklar, nihayet el altından iş birlikleri yürekleri soğutur. Mesele kalmaz! Mesele, her insanın yaşayabileceği bir dünyada hiçbir variyete doymayan Yahudi hırsıdır.
Yahudi ve destekçilerine yönelik boykotun karşılığı şimdiki hâlde toplumların farkındalığını sağlamaktır. Keza protestoların, mitinglerin, barışçıl eylemlerin de… Nihai çözüm, devletlerin müdâhil olma ihtimalinden beklenir ancak o bekleyişin ardı arkası gelmez. Taş olsa çatlardı zannedilen görüntüler karşısında taş gibi duran; çatlamak bir yana fiziksel varlığını köhne ruhuna tercih eden seyirciler birikir. Kaderine terk edilen insanların ahı, dünyanın yaşanabilir bir yer oluşuna dair kanıyı yer bitirir.
Yaşanmakta olanı ifade kabiliyeti Filistin’de her milletten daha fazla gelişmiş görünür ama güç dengeleri arasında onu anlayacak muhatap bulunmaz. İktidarlar reel politik, halklar çaresiz, Filistinliler ihanete uğramış hisseder. “Gidecek Yer Yok”tur. Kalanlar da ölüm kadar yaşamı göze almak zorundadır. Yaşamak ise ölmekten hazin gibidir.
Orijinal İsmi:
No Other Land
Süre:
95 dk
Tür:
Belgesel
Yönetmen:
Rachel Szor, Basel Adra, Hamdan Ballal, Yuval Abrah
Senarist:
Rachel Szor, Basel Adra, Hamdan Ballal, Yuval Abrah
Yapım:
2024-Filistin, Norveç