ÇOCUKLARDA YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI
GELİŞİMSEL SÜREÇ VE
EBEVEYN YAKLAŞIMLARI
Zehra DEMİRHAN
Uzman Klinik Psikolog
Çocukların iki yaşına doğru konuşmaya başlamalarıyla yalan söyleme davranışı değerlendirilebilir hâle gelir. Yalan söyleme davranışının erken yaşlardaki gelişimi, çocukların hangi nedenlerle yalan söyledikleriyle doğrudan ilişkilidir. Erken dönemde görülen ve kendi menfaatlerini gözetme amacıyla söylenen yalanların, daha çok zihinsel durumlara yönelik anlayışla birlikte ortaya çıktığı gözlenmektedir.
Üç yaşından itibaren anne babanın tutumları, çocuğun yaptığı şeyleri gizleme ya da anlatmama davranışları üzerinde etkili olabilir. Bu yaşlardaki çocuklar, gelişim dönemlerinin etkisiyle daha çok kendi isteklerini ön planda tutarlar. Ebeveynlerin çocuğa yaklaşımı, yalanın ilerleyen süreçte çocuğun benliğiyle bütünleşmesine neden olabilir. Üç yaşta söylenen yalanlar daha masumane olabilir ancak bu süreçte yalan davranışının altında yatan nedenler daha önemlidir.
Bu süreçte değerler eğitimi, üç yaşta önce ailede sonra anaokulu dönemiyle birlikte başlar. Değerler, sosyal-duygusal yönden sağlıklı gelişimin önemli bir destekçisidir. Değerlerin edinilmesinde okulun en uygun ortamlardan biri olduğu düşünülürse eğitimin ilk aşamasında bazı temel değerlerin öğretilmesi daha da önem kazanmaktadır. Okul öncesi değerler eğitimi çalışmalarında vurgulananlardan biri doğruluk ve dürüstlüktür. Ülkemizde de son zamanlarda değerler üzerine okullarda ciddi çalışmalar gözlenmektedir.
Genel olarak her gelişim döneminde gözlemlenebilen yalan söyleme davranışının sık görülmemesi için anne ve babalar çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine fırsat tanımalı ve olumlu davranış örneklerini takdir etmelidir. Tehdit etme, eleştirme, kıyaslama, baskı gibi yaklaşımlar yerine, çocukta iç disiplini geliştirmeye yönelik yöntemler benimsenmelidir. Bu noktada çocukta güven duygusunun geliştirilmesi önemlidir.
Bazı vakalar yalan söyleme davranışının, bilinçli olarak çocuklarda yedi yaş sonrasında kendi menfaatlerini ön planda tutmak amacıyla daha sık kullandıklarını göstermiştir. Kaygılı bağlanma stiline bağlı olarak ebeveyn tutumlarına göre çocuğun yalan söyleme davranışının daha geç söndüğü de söylenebilir. Dürtü kontrol bozukluğu ve dikkat dağınıklığı olan çocuklarda yalan söyleme davranışına daha sık rastlanmaktadır.
Altı ile on iki yaş döneminde çocuklar için kurallar kesin ve değişmezdir. Çocuklar kurallara uymadıklarında otomatik olarak cezalandırılacaklarını düşünürler. Kuralların arkasındaki nedenleri bu yaşlarda sorgulamadıkları için kayıtsız şartsız otoriteye itaat ve dışsal kurallara bağlılık açıkça görülebilir. Bu yaşlarda çocuklar, somut bir cezadan kaçmak ya da ödül elde etmek için yalan söyleyebilirler.
On iki yaş sonrasında çocuklar ahlaki özerklik kazanmaya başlar. Arkadaş çevresinin genişlemesi ve sosyal etkileşimlerin artmasıyla birlikte kurallara bakış açılarında hızlı bir değişim gözlemlenir. Artık kurallara uyulmadığında otomatik olarak cezalandırılacaklarını düşünmezler; ceza almak için kuralların ihlal nedenleri ve niyet ön plana çıkar.
Yaş ilerledikçe yalan söyleme davranışı patolojik hâle gelebilir. Patolojik yalanın en önemli özelliği, inandırıcılığının yüksek olmasıdır. Ailelerin en çok dikkat etmesi gereken yalan türü budur. Alışkanlık haline gelen yalandan farklı olarak, patolojik yalanlar herhangi bir fayda sağlamasa dahi çocuğun doğruyu söylememesidir. Patolojik yalan söyleyen çocuklar, olmayan şeylere başkalarının inanmasından zevk alabilir. Bu durum, çocuğun içsel çatışmalarını yansıttığını gösterir.
Ebeveynin kendini sorgulaması açısından şu soruları cevaplaması faydalı olacaktır:
• Çocuğumdan beklentim çok mu fazla?
• Çocuğumu ne kadar çok sevdiğimi o biliyor mu?
• Beklentilerimi ve nedenlerini zamanında açıklıyor muyum?
• Disiplin yöntemlerim çok sert mi?
Ebeveynlerin bu noktada iyi bir gözlemci olmaları gerekir. Bazen çocuklar dikkat çekmek, kızgınlıklarını ifade etmek, aileyle uyumlu olmak, cezadan kaçmak, arkadaş kazanmak ya da ailedeki bir davranışı model almak için yalan söyleyebilir.
Ebeveynler İçin Pratik Öneriler
• Söyledikleriniz ve yaptıklarınız arasında tutarlılık olmalıdır.
• Çocuğunuza yalan söylemesine imkân verecek ortamlar oluşturmamaya çalışmalısınız.
• Yalanı “beyaz yalan” gibi renklere ayırmamalısınız. Patolojik yalan belirtileri gördüğünüzde mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.
• Çocuğunuzun söylediği yalanın içeriğine değil de onu yalan söylemeye iten nedene odaklanmalısınız.
• Aşırı kuralcı ve otoriter tutumlar sergilemekten kaçınmalısınız.
• Her yanlış davranışı cezayla karşılamamalısınız.
• Çocuğunuzu yalanı söylediği anda hemen yüzleştirmemelisiniz.
Ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu iletişim, yalan söyleme davranışını önlemede belirleyici bir etkendir. Çocuğun kendini ifade edebileceği, duygularını açıkça paylaşabileceği bir aile ortamı yaratmak, dürüstlük gibi temel değerlerin gelişimini destekler. Çocuk, yaptığı bir davranışın sonucunda anlaşılmaya çalışıldığını, yargılanmadığını ve sevilmeye devam edildiğini hissederse dürüst davranışları sürdürme olasılığı artar.
Ayrıca çocuklara duyguların yönetimiyle ilgili beceriler kazandırmak da yalan davranışını azaltmada etkilidir. Korku, utanç, suçluluk gibi zorlayıcı duygularla baş edemeyen çocuklar, bu duygulardan kaçmak için yalan söyleyebilir. Bu noktada ebeveynlerin empati kurarak çocuklarını dinlemeleri ve onların duygularını küçümsemeden, reddetmeden karşılamaları önemlidir.
Sonuç olarak, çocuklarda yalan söyleme davranışı gelişimsel bir süreçtir ve birçok farklı etkenin bir araya gelmesiyle şekillenir. Ebeveynler, çocuklarının davranışlarını yalnızca sonuç üzerinden değil; nedenler üzerinden değerlendirerek daha sağlıklı, güvene dayalı ve sürdürülebilir ilişkiler kurabilirler. Dürüstlük gibi değerlerin benimsenmesi, ancak sevgi, anlayış ve tutarlılıkla örülmüş bir aile ortamında mümkün olur. Bu süreçte sabırla rehberlik eden ebeveynler, çocuklarının hem kişilik gelişimine hem de sosyal ilişkilerinde daha sağlıklı bir yol izlemelerine katkı sağlarlar.