İSHAK PAŞA SARAYI
KARTALLAR YÜKSEK UÇAR
Sümeyra YAMAN
Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde tüm şehri görebilen bir tepenin üstünde saray olarak kurulmuş bir külliyedir. İshak Paşa tarafından yaptırılan ve 1785 yılında tamamlanan İshak Paşa Sarayı camisiyle, türbesiyle, kütüphanesiyle, mahzenleri, koğuşları, harem ve selamlık bölümleriyle büyük bir komplekstir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan en önemli sivil mimari eserlerden biri olan saray, pek çok farklı sanat üslubunun bir arada kullanıldığı nadir örneklerden biridir. Sarayın kapı, pencere ve kemer detaylarında sıkça kullanılan geometrik ve bitkisel taş süslemelerinde Selçuklu sanatıyla birlikte rokoko, barok ve ampir gibi Batı kökenli sanat üslubu kullanılarak abidevi bir mimari eser ortaya çıkmıştır.
Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından bölge Rus hâkimiyetine geçmiş, ancak I. Dünya Savaşı sonunda tekrar Türk idaresine girmiştir. 1960 yılında saray ve külliyesi mimari yapısıyla tanınmaya başlanmış ve aslına uygun olarak restore edilmiştir. Bu onarım ve restorasyonu daha sonraki yıllarda da devam etmiştir.
İshak Paşa Sarayı ilçeye yaklaştığımız tepede tek başına tüm heybetiyle bizi karşılar. Tüm şehir ondan uzaktadır. Sarayın bu yalnızlığı ona ayrı bir gizem katar. Yüksek duvarları, cami minaresi ve ihtişamlı kapısıyla daha içeri girmeden heyecanla merakı bir arada yaşatır. Sarayın planında Türk saraylar geleneği hâkimdir. Sarayın tabanı ve duvarları o yöreye ait farklı taşlar kullanılarak inşa edilmiştir. Duvarları hat sanatının sülüs yazı örneklerinden ayet ve beyitlerle süslenmiştir. Sarayda ince işçilik hâkimdir. Süslemeler hem sade hem de eşsizdir. İshak Paşa Sarayı iki avlu ve hasbahçe olmak üzere üç ana bölümden oluşur Bölümler arası geçişler büyük taç kapılarla sağlanır. Sarayın içerisindeki her bir yapı bu avluların etrafında konumlanmış vaziyettedir. Cümle kapısı adı verilen ve usta bir taş işçiliğine sahip olan görkemli kapının açıldığı birinci avluda zindanlar, muhafız koğuşları ve tavla bölümleri ile bir çeşme bulunur. İkinci avluda ise sarayın selamlık kısmı olan muayede salonu, kütüphane, türbe, cami ve ambarlar yer alır. İkinci avludan büyük bir kapı vesilesi ile harem, ziyafet salonu, hamam, kiler, mutfak ve bahçe gibi kısımlara ulaşılır.
İshak Paşa Sarayı’nda işlemeleri ve heybetiyle en dikkat çekici mimari unsurlar, bölümler arası geçişi de sağlayan taç kapılardır. Bu kapıların her biri farklı tarzlardaki süslemeleriyle kendine has bir görünüme sahiptir. Sarayın kapılarında çeşitli dönemlere ait süslemelerin bir arada kullanılması dönemin ve bölgenin sanat açısından gelişmişliğinin bir göstergesidir. İshak Paşa Sarayı’nın kapı detaylarına işlenen motifler Türk-İslam sanatıyla İran, Kafkas ve Batı kökenli sanat üslubunun bir arada kullanılmasına en güzel örneklerdir.
İshak Paşa Sarayı’nın doğu kısmında bulunan “Cümle Kapısı” dört büyük kapıdan ilkidir. Saraya dışarıdan erişimi sağlayan tek kapıdır. Bu kapı Selçuklu kapı mimarisine uygun olarak inşa edilmiştir. On adet gömme sütunla çevrelenmiş ve sütunların arasına dikdörtgen nişler yerleştirilmiştir. Nişlerin içerisinde simetrik ve farklı tarzlarda işlenmiş madalyonlar bulunur. Madalyonlar Batı üslubunda çalışılmış ve kabartmalı bitki motifleri ile bordürlenmiştir.
Bulunduğu duvara dayanmış bir vaziyette olan ikinci kapı “Avlu Kapısı”dır. İç içe geçmiş iki kemerden oluşan kapı iki katlıdır. Avlu kapısının üzerindeki süslemeler, Cümle Kapısı’ndakilere göre daha sade motiflerden oluşur. Avlu Kapısı’ndan sivri kesitli ve düz tavanlı uzunca bir koridora geçilir. Bu koridor avluları birbirine bağlar. Oldukça uzun olan koridorun tavanı rumi ve yaprak motifleriyle bezenmiştir. Her bir köşeye yerleştirilen motifler ise sonsuzluğa açılan kapıyı temsil eder niteliktedir. Burada kullanılan kompozisyonların benzerlerine dönemin halı desenlerinde ve cilt kapağı süslemeciliğinde de rastlamak mümkündür. Kapının iki tarafına karşılıklı yerleştirilmiş selvi ve lotus ağacı kabartmaları bulunur. Türk-İslam süsleme sanatında selvi ve lotus ağacının bir arada kullanılmasına ilk defa burada rastlanmıştır.
İkinci avluya açılan kapılardan bir diğeri de sarayın kütüphane, muayede salonu ve cami gibi kısımlarına açılan “Selamlık Kapısı”dır. Üzerinde bulunduğu duvarın tam ortasında bulunan kapı Selçuklu kapı sanatının özelliklerini üzerinde barındırır. Saraydaki diğer kapılar gibi iç içe geçmiş iki kemerden oluşan Selamlık Kapısı’nın iç kısmında gömme sütunlar bulunur. Kapının yan kısımlarında ise vazodan çıkmış ve birbirini sarmalamış dallar ve uçlarında çilek ve üzüm figürleri vardır.
İshak Paşa Sarayı’nın anıtsal nitelikteki son taç kapısı yine ikinci avludan ulaşılan “Harem Kapısı”dır. İki katlı olan bu kapı kesme bazalt taşından yapılmıştır. Üç basamaklı bir merdiven aracılığıyla geçiş sağlanan bu kapının üst kısmında gömme sütunlar bulunur. Sütunların iç kısmındaki bordürde bitkisel motiflerin yanı sıra birbirine bakan iki aslan figürü görülür. Aslanların kuyruklarından dallar çıkar ve birbirleriyle iç içe geçerek hayat ağacını oluşturur. Bu işlemenin İran sanatındaki aslan figürlerine daha çok benzediği söylenebilir. Harem Kapısı’ndaki farklı tarzdaki süslemelerle, geleneksel Türk-İslam sanatına barok ve rokoko gibi Batı motiflerinin dâhil edilerek eklektik bir tarz ortaya çıkarıldığı görülmektedir.
Saraydaki mimari yapıların öne çıkan örneklerinden biri de camisidir. İkinci avluya açılan Selamlık Kapısı’ndan girilen cami sarayın iki katı yüksekliğindedir. Tek minareli ve kare planlı olarak inşa edilen cami iki bölümden oluşur. Yapının genel özellikleri incelendiğinde Osmanlı mimarisinden ziyade Selçuklu Dönemi’ndeki cami tarzına göre inşa edildiği gözlemlenir. Caminin medrese bölümündeki orta alan sütunlarla çevrilidir ve üzeri yıldız motifi işlemeli mozaiklerle bezenmiştir. Caminin minaresi iki renklidir ve düzgün kesme taş işçiliği göze çarpar.
Sarayın ikinci avlusunda, caminin üst köşesinde bir türbe bulunur. İki katlı ve sekizgen planlı olan türbe klasik Selçuklu kümbetlerine benzer özellikte inşa edilmiştir. Türbenin dış duvarlarında yer alan ve hayat ağacını andıran üç boyutlu kompozisyonlar ise Batılı sanat geleneklerine uygun olarak tasarlanmıştır.
Bir Osmanlı Dönemi yapısı olarak inşa edilen İshak Paşa Sarayı’nda pek çok dönemin sanatına dair izlere rastlamak mümkündür. Görkemli özel mimari yapısı, anıtsal taç kapıları, türbesi, camisi ve yüzlerce odası ile görülmeye değer bir şaheserdir. İshak Paşa Sarayı tüm güzelliğiyle, sanatın her türlüsünün ortaya konulduğu canlı bir tarih, her tarafı sırlarla dolu bir efsane olarak tüm heybetiyle karşımızda durmaktadır.