ALTERNATİF MANEVİYAT PAZARI OLARAK YENİ ÇAĞ İNANIŞLARI
Bir dönemin teorisyenleri geleneksel dinlerin sunduğu anlamlandırma şekillerini reddetme yoluna gitmiş, dinin etkisini yitireceği ve onun yerine artık dünyada bilimsel düşüncenin egemen olacağı varsayımında bulunmuşlardır. Ancak görünen o ki bugün gelinen nokta bir dönem oldukça popüler olan bu beklentileri boşa çıkarmıştır. Nitekim dinsel çoğulculuğun egemen olduğu bir dinî ortamın belirmeye, toplumsal ve coğrafi hareketliliğin artmaya, eğitim imkânlarının çoğalmaya, geleneksel meslek, değer, din ve otorite yapılarının zayıflamaya yüz tuttuğu yirminci yüzyıldan itibaren birtakım dinî oluşumlar kendini göstermeye başlamıştır. Yeni dinî hareketler adı verilen bu oluşumların ve bu kavramın çatısı altında yer alan Yeni Çağ (New Age) inanç akımlarının yükselişi modern dünyada dine yönelik eğilimlerin ortadan kalkmadığını gözler önüne sermiştir. Bir diğer ifadeyle din; birey ve toplumların hayatındaki varlığını devam ettirmiş, değişen ise sadece bir kısım modern fertlerin inanma biçimleri olmuştur.
Kendini manevi açıdan boşlukta hisseden modern bireye bir anlam sunma amacındaki Yeni Çağ inanışları, etkin bir şekilde hayatımıza girmeyi başarmıştır. Dahası okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz müzikler, seyrettiğimiz dizi ve filmler, ziyaret ettiğimiz internet siteleri ve kullandığımız sosyal medya platformları söz konusu Yeni Çağ maneviyat anlayışlarının her geçen gün daha da fazla tanınmasını sağlamıştır. Neticede bu inanç biçimleri bilhassa popüler kültürün etkisiyle Türkiye’de de hatırı sayılır bir varlık göstermeye başlamıştır. Geleneksel dinî pratiklerden daha ziyade kişisel deneyimi ön plana çıkarmaları onları ilgi odağı hâline getirmiş ve tercih edilirliklerini artırmıştır. Doğal olarak bu durum, kültürel dünya ve dinî alandaki değişimleri beraberinde getirmiştir.
Peki, birey ve toplum hayatında bu denli dönüştürücü bir etki bırakan Yeni Çağ tam olarak nedir? Hibrit yapısı gereği kavramın net bir tanımı yapılamamaktadır. Buna karşın yine de Yeni Çağ inanışlarının genellikle merkezi bir organizasyonu bulunmayan, otoritesiz, kişisel gelişim odaklı, bireyi merkeze alan hibrit inanç formları olduğu söylenebilir. Bir diğer ifadeyle Yeni Çağ, Batı’daki ezoterim, okültizm ve romantizmden tutun da Doğu’daki Budizm, Hinduizm, Taoizm ve Sufizm’e varıncaya kadar çok çeşitli dinî ve felsefi sistemden beslenen spiritüel bir akım olma niteliğindedir. Birbirinden farklı “eski” sistemlerden alınan inanç ve ritüeller, “yeni” yorumlarla şekillendirilerek günümüz insanına hitap eder hâle getirilmiştir. Neticede geleneksel dinlerin yanı sıra salt maddeci bilim anlayışına da alternatif öneren çok sayıda Yeni Çağ inanışından bahsedilir olmuştur. Bir bakıma eski diniyle anlaşamayanlara, binlerce çeşitlilik barındıran yeni maneviyat biçimlerinden dilediğini seçme imkânı sunulmuştur.
Söz konusu inanışların her biri, kendine özgü inanç ve pratiklere sahiptir. Her ne kadar durum böyle olsa da hiç ortak öğretiye sahip olmadıkları söylenemez. Zira Yeni Çağ inanışları, merkezî öğretileri bakımından incelendiğinde hemen hepsinde öne çıkan üç temel unsur tespit edilebilir. Bunlar; hayatı daha nitelikli kılma, mükemmeliyeti yakalama ve kurtuluşa ulaşma şeklinde sıralanabilir. Söz konusu temalar üzerinde açıklamalar yapan ve kendilerince ideal bir yaşamın yollarını göstermeye çalışan Yeni Çağ inanışları, bu doğrultuda çeşitli uygulamalar da önermektedir. Bu uygulamalar arasında meditasyon, yoga, reiki, holistik sağlık, akupunktur, theta healing, bioenerji, astroloji, olumlama, astral seyahat, medyumluk ve aracılık teknikleri gibi birçok örnek sıralanabilir. Bir hareketten diğerine çeşitlilik gösteren bu uygulamalara yakından bakıldığında, alternatif şifadan kişisel gelişim ve ruhsal aydınlanma ile geleceği inşa etmeye kadar çeşitli teknikler barındırdıkları fark edilebilir. Buradan anlaşılacağı üzere Yeni Çağ kapsamındaki maneviyat biçimlerinin faaliyet gösterdiği öncelikli alanlar şifacılık, kişisel gelişim ve medyumluktur. Tam bu noktada bir hususa daha işaret etmekte yarar var; Yeni Çağ maneviyat anlayışlarındaki bazı uygulamalar, geleneksel dinlere mensup toplumlarda karşılaşılan fal ve büyüye dayalı bazı batıl inançların uzantısı izlenimine sahiptir.
Bir yandan insanların manevi duygularına hitap eden diğer taraftan da fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyi oluş vaatleri sunan Yeni Çağ inanışlarının geleneksel dinlere bir başkaldırı, onların dinî otoritelerine bir meydan okuyuş olduğuna yukarıda atıfta bulunmuştuk. Genel tavır bu olmakla birlikte Yeni Çağ inanışları, zaman zaman geleneksel dinlerin içine entegre edilebilmektedir. Nitekim ülkemiz özelinde konuşacak olursak farklı dinlerden ödünç alınan kavramlarla Müslüman gibi yaşamanın alternatif yollarını oluşturmaya çalışan kişi ve grupların varlığından söz edilebilir. Kaldı ki sosyal medya platformlarında meditasyon, reiki, astral seyahat, bioenerji, holistik sağlık, astroloji, kehanet ve benzeri kavramlar kullanılarak bir tarama yapıldığında Yeni Çağ havuzu içerisinde değerlendirilebilecek çok sayıda hesaba erişilebilmektedir. Türkiye’de yaşayan kişiler tarafından yönetilen ya da Türkiye’de yaşayan yüzlerce kişi tarafından takip edilen bu hesapların bir kısmında Yeni Çağ’ın sunduğu dünya görüşünün İslami öğretilerle harmanlanmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu yöntem hem dindar bir Müslüman kimliği sergileyenlere hem de seküler bir yaşam tarzını tercih edenlere ulaşmayı kolaylaştırabilmektedir. Zira bireyler, böylece kendilerini Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist ya da Hindu olarak tanımlamaya devam ederken diğer taraftan da Yeni Çağ inanışlarının takipçisi konumuna yerleştirebilmektedir. Yeni Çağ anlayışlarının, kendilerini dinî söylemden daha ziyade sağlıklı yaşam stratejisi ya da kişisel gelişim tekniği vurgusuyla tanıtmayı tercih etmeleri de insanlar nezdinde kabul edilirliklerini artırmaktadır. Çünkü din değiştirmek zorunda olmadıkları düşüncesi, bireylerin bu tür akımlara yönelmesini kolaylaştırıcı bir etki barındırmaktadır.
Burada Yeni Çağ inanışları ile İslami öğretiler arasında bir örtüşmenin olup olamayacağı sorusu akla gelebilir. Konuya yüzeysel bakıldığında her iki tarafın da, insanın daha iyi bir hayata kavuşmasını ve kurtuluşa ulaşmasını hedeflediği söylenerek soruya evet cevabı verilebilir. Ancak biraz daha detaya inildiğinde önemli farklılıklar tespit edilecektir. Bir kere, Yeni Çağ inanışlarında daha ziyade panteist bir vurgu egemendir. Buna göre evrenin kendisi başta olmak üzere evrende bulunan hemen her şey tanrısal özelliklere sahiptir. Bu düşünceden hareketle Yeni Çağ dinî akımları, insanların da aslında tanrısallık barındırdıklarını fakat bunun farkında olmadıklarını savunmaktadır. Sunduğu öğreti ve uygulamalarla insanları bu yüceliğe eriştirebilecekleri yani tanrısal statüye kavuşturabilecekleri vaadinde bulunmaktadır. Buna karşın İslam’da Allah evrenden bağımsız, her şeyin yaratıcısı ve aşkın bir varlıktır. Bir diğer ifadeyle İslam’a göre kutsal olan Allah’tır; insanların doğaüstü güçleri yoktur, aciz varlıklardır ve Allah’a muhtaçtırlar. Bir başka husus, Yeni Çağ inanışlarının dünyada başarı ve mutluluğu yakalamaya odaklı olmalarıdır. İslam ise dünyevi mutluluğun yanı sıra mutlu bir ahireti de hedeflemektedir. Yine Yeni Çağ inanışlarında önerilen ibadetler terapi amaçlıdır; zihinsel, ruhsal ve fiziksel bir iyileşme vaadi taşımaktadır. İslam’da ise ibadetlerin böyle bir amaca matuf olduğu söylenemez. İslam’da ibadetler, Allah’a yakınlaşmak amacıyla yapılmaktadır. Bir başka farklılık ise otorite anlayışlarındadır. Yeni Çağ akımlarında dinî otorite bireylere, yani grupların karizmatik liderlerine atfedilmektedir. İslam’da ise dinî açıdan mutlak otorite yetkisi Allah’a ait kabul edilmektedir. Özetle İslam’ın; aşkın bir yaratıcıya iman edilmesi, insan hayatının bu yaratıcı tarafından kontrol edilmesi ya da sınırlandırılması, insanın ahirette ödüllendirileceği ya da cezalandırılacağı fikrine karşı çıkan Yeni Çağ maneviyat anlayışlarını dinî açıdan meşru kabul etmesi mümkün görünmemektedir.
İnsanlara birçok seçenek arasından seçim yapabilme olanağı tanıyan Yeni Çağ uygulamalarına sadece maneviyat ihtiyacıyla değil iş, sağlık, motivasyon, fiziksel ve psikolojik iyi oluş gibi çeşitli konularda destek almak amacıyla başvurulması zamanla dünyanın her yerinde büyük ve pahalı kişisel gelişim pazarlarının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Çünkü bireyin gelişimini sağlayacak her türlü deneyim, tanıtım seansları haricinde ücret karşılığında sunulmaya başlamıştır. Yeni Çağ akımlarının üye sayıları ve faaliyet alanlarına istinaden paraya ihtiyaç duymaları elbette olağan karşılanabilir. Ancak istenilen paranın miktarı, nasıl toplandığı ve nerelere harcandığı gibi hususlar soru işareti oluşturabilmektedir. Nitekim manevi, dinî ve kişisel gelişim sunma iddiasındaki bazı oluşumlar eğitim, kurs ve benzeri hizmetlerden kazandıklarıyla ciddi bir servet edinebilmiştir. Yeri gelmişken alternatif bir inanç ve terapi sistemi olarak nitelendirilen sayentoloji hareketinin kurucusu Lafeyette Ron Hubbard’a atfedilen “Kelimesi 1 sente hikâye yazmak saçmalıktır. Eğer biri gerçekten 1 milyon dolar kazanmak istiyorsa, bunun en iyi yolu kendi dinini kurmasıdır.” şeklindeki söze de değinmeden geçmek istemiyoruz. Zira bu ifade bazı Yeni Çağ inanış biçimlerinin ekonomik çıkar sağlama idealiyle hareket edebileceğini ortaya koymaktadır. Üstelik günümüz dünyasında, elde ettikleri servet sayesinde lüks içerisinde yaşayan grupların varlığı da artık çok sıra dışı bir durum değildir. Dolayısıyla Yeni Çağ uygulamalarının zaman zaman bir istismar aracına dönüşebileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Popüler kültürün bir parçası hâline gelerek farklı hayat tarzlarına nüfuz edebilen, bir başka ifadeyle her şekle girebilen her dine ait unsuru kendi amacı için kullanabilen Yeni Çağ akımlarıyla tanışma, hiç şüphesiz ki günlük hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleşmektedir. Bir şekilde sık sık karşılaşılan bu maneviyat anlayışları, bilinçli bir tercihle olduğu kadar gayriihtiyari bir biçimde de benimsenebilmektedir. Bu nedenle dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaygın bir kültürel forma dönüşen bu tür inanç ve uygulamalar hakkında farkındalık sahibi olmak her geçen gün biraz daha önem kazanmaktadır. İşte bu nokta, genelde medya okuryazarlığı daha özelde ise dijital medya okuryazarlığı konusunda gerek yetişkin gerekse genç bireylerin yeterliliklerinin artırılması gerektiğini göstermektedir. Kanaatimizce dinî medya okuryazarlığı becerisi kazanması, bireylerin Yeni Çağ akımlarının dijital mecralardaki faaliyetleri karşısında pasif konuma düşmemesi açısından oldukça önemlidir. Zira bu yeterlilik sayesinde bireyler, maruz kaldıkları içeriklere farkındalıkla yaklaşabilecek ve onları bilinçli bir şekilde inceleyebileceklerdir.
Kaynakça
• Burcu Doğan Koçak, Anlam Arayışı ve Alternatif Kutsallıklar-Türkiye’de Yeni Çağ İnanışları ve Pratikleri, Kedidedi Yayıncılık, Kırklareli: 2024.
• Enis Doko, Bilimsel Gizemler ve Yalanlar, Destek Yayınları, İstanbul: 2018.
• Gülenay Pınarbaşı, Spiritüel Ağ: Sosyal Medya ve Yön Değiştiren İnançlar, Okur Akademi Yayınları, İstanbul: 2021.
• Hesna Serra Aksel, Yeni Çağ Dini: Ezoterik Geleneğin Popüler Kültüre Dönüşümü, Eski Yeni Yayınları, Ankara: 2022.
• Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural, Hande Gür, Türkiye’de Spiritüel Arayışlar, İletişim Yayınları, İstanbul: 2021.
• Süleyman Turan, Abusionem: Yeni Dini Hareketlerin İstismar Dünyası, Okur Akademi Yayınları, İstanbul: 2022.