BAYRAM RÜZGÂRI
Musa TEKTAŞ
Bayramlar, milletlerin mazisini, hâlini ve istikbalini canlı tutan, millî ve dinî özellikler taşıyan özel günlerdir. Bu günlerde, musikiden yeme içme geleneklerine, törenlerden şenliklere kadar her şey özel bir şekilde gerçekleştirilir. Müslümanlar, ramazan ve kurban olmak üzere yılda iki kez bayram kutlarlar. Ramazan Bayramı, şevval ayının ilk gününden itibaren üç gün boyunca kutlanırken Kurban Bayramı zilhicce ayının onuncu gününden başlayıp dört gün süren bir kutlama olarak belirlenmiştir. Her iki bayram da İslam tarihinde, Peygamber Efendimizin (s.a.s.) Medine’ye hicretinden sonra kutlanmaya başlanmıştır. Hz. Peygamber’in bayram günlerinde yapılan geleneksel gösterilere katılmasına ve Hz. Aişe ile birlikte bu gösterileri izlemesine dair rivayetler bulunmaktadır.
Bayramlar, tarih boyunca bir birleşme ve kavuşma zamanı olmuştur. Ayrılıkların son bulduğu, uzakların yakın olduğu bir dönemin simgesidir bayramlar. İnsanlar memleketlerine döner, sevdiklerine kavuşur; aileleri, dostları ahbapları ile birlikte olmanın getirdiği mutlulukla bu özel günler daha da anlam kazanır. Bayram günlerinde fakirlere yardım etmek, onların sevincini de bayram coşkusuyla buluşturmak toplumsal dayanışmanın bir parçası olarak görülür. Bayramlar, sadece bireysel değil toplumsal bir anlam taşıyan, duyguların, sevinçlerin ve mutluluğun dile getirildiği zamanlardır. Bu özel günlere dair yazılmış şiirlerde, millî ve dinî değerlerin önemine dikkat çekilir, bayramın getirdiği huzur ve iyiliğin vurgusu yapılır. Dua ve temenniler bayramla özdeşleştirilir. Ayrıca bu şiirlerde tarihî ve dinî olaylar üzerinden göndermelerle toplumsal ruh hâli lirik bir biçimde dile getirilir.
Bayramlar, insanlar arasında sevgi, saygı, merhamet ve iyilik gibi güzel duyguları harekete geçiren zamanlardır. Her yıl tekrar eden bayram günlerine ulaşabilmek her Müslüman’ın en samimi dileğidir. Bu nedenle bayram tebriği olarak "Iydınız said, ömrünüz mezid olsun." gibi ifadeler, bu dileğin en özlü yansımasıdır. Bayram, toplumun tüm katmanlarında sevgi ve huzur uyandıran bir toplumsal olaydır.
Bayram zulmün son bulduğu, gönüllerin mutlulukla dolduğu, insanların huzura erdiği manevi bir iklimdir. Fakat ne yazık ki bazı Müslüman devletler, kendini modern ve çağdaş ilan eden ama çağ dışı faaliyetler yürüten devletlerin zulmü altında kaldıkları için bayramı gereği gibi kutlayamamakta, çocuklar bayram sevincinden mahrum kalmaktadırlar. Onlar için bayram yine hüzün, yine hüsrandır. Bu bakımdan istiklalini, istikbalini kazanan ve muhafaza edebilen millet olabilmek çok önemlidir. Bayram ve bayrak kelimelerinin benzerliği, bu kelimelerin “badra-/bayra-” kökünden türediğini gösterir. Kaşgarlı Mahmud, kelimenin asıl formunun “bedhrem” olduğunu ve Oğuzların bunu “beyrem” olarak kullandıklarını ifade etmiştir. Bayram yeri ise çiçeklerle süslenmiş ve insanın ruhunu canlandıran bir mekân olarak tanımlanır. Arif Nihat Asya’nın “Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor” şiirinde de şehitler tepesindeki mana bekçilerinin ölümsüzlük rüzgârıyla nefes aldıkları, bayrağa ve vatana sahip çıktıkları dillendiriliyor. Şair şu dörtlükte bahar ve rüzgâr motifleriyle müjdeler veriyor:
Bayram kavuşma demek cânan ile yâr ile
Neş’enin güzelliği muştulu bahar ile
Gazze’de hürriyetin sevinci rüzgâr ile
Aksa’dan tüm bölgeye esince bayram olur
Rüzgâr, muhabbet ve vuslatı anlatan bir simge olarak önemli yer tutar. Sevenden sevilene gelen mesajları taşıyan rüzgâr, bazen bir elçi gibi sevgiliden haber getirir veya ona haber götürür. Aynı zamanda, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte esmeye başladığı için taze ve sabah muştusu olarak da bilinir. Rüzgârlar daha çok baharın başlangıcında estiği için ıtır kokulu, güzel bir rayiha yayar; bu nedenle doğa ile özdeşleşen hoş bir hususiyet taşırlar. Güneşin doğduğu diyarlardan vuslat bekleyen diyarlara muştular getirir. Dileriz ki bu bayram Mescid-i Aksa ve civarı da bizim gibi sevinçle ve huzur rüzgârıyla bayram eder.
Şam’ı Haleb’i yıktı zalimlerin ateşi
Bu güzel beldelerin bulunmaz idi eşi
Gurbetten eve dönüp yine kardeş kardeşi
Sevgi ile bağrına basınca bayram olur
İslam, kardeşlik ve toplumsal dayanışma dinidir. Bayramlar, sevinç ve kutlama zamanıdır; bu özel günlerde müminlerin birbirlerine sevgi, saygı ve hoşgörüyle yaklaşması gerekir. Kardeşlik, İslam’da çok önemli bir kavramdır ve müminler Allah’ın huzurunda eşit, birbirini seven ve destekleyen bireyler olarak kabul edilir. Bayram da sevinçle sarılmak, kardeşlik bağlarını pekiştirmek, ayrılıkları, kırgınlıkları bir kenara bırakıp birbirine kalpten bağlanmak için bir fırsattır. Bu tür davranışlar, toplumda barış, huzur ve dayanışmanın artmasına katkı sağlar. Bu hareket, yalnızca fiziksel bir sarılma değil aynı zamanda duygusal bir yakınlaşma ve samimi bir kardeşlik göstergesidir. İnşallah milyonlarca muhacir bu bayramda Şam ve Halep başta olmak üzere bütün gönül coğrafyalarında uhuvvetle birbirine sarılır ve gönüller bayram eder.
Mekke’den Medine’den selam gelir dostlara
Bir şiir zarafeti müjde Müslümanlara
İstanbul Ankara da erişir bayramlara
Anadolu gönlümün sesince bayram olur
Mekke ve Medine’de bayram sabahı özel bir coşku ve huzur içinde geçer. Bu kutsal şehirlerde, İslam dünyasının en önemli bayramları çok daha manevi bir atmosferle kutlanır. Bayram sabahı, özellikle Mekke’deki ve Medine’deki Müslümanlar için önemli bir dinî ve toplumsal buluşma anlamı taşır. Mescid-i Haram, her bayramda olduğu gibi kalabalık bir şekilde dolup taşar. Kutsal beldelerdeki bayram sadece dinî bir anlam taşımakla kalmaz; aynı zamanda tüm dünyadan gelen Müslümanların ortak bir sevgi ve kardeşlik duygusunu pekiştirdiği bir gün oluverir. Anadolu’da yaşayan Müslümanlar da bayram sabahı Allah’a dua eder, sevdikleriyle bayramlaşır, millî birlik ve yardımlaşma duygusunu yaşarlar. O gün, dinî vecibelerin yerine getirilmesi, kardeşlik duygularının pekiştirilmesi adına çok anlamlı bir gündür. Mevla’dan niyazımız, Ümmet-i Muhammed’in huzur ve sükûn içerisinde bayramlara erişmesidir.
Bayramınız mübarek olsun.