ZAMANIN KIVAMI TAKVİM
Ekrem Can YILMAZ
Zamanın bütün izafiliğini bir toplum için derleyip toplayan beşerî bir ölçü: Takvim. Sözlükte doğrultmak, düzeltmek, ölçmek gibi anlamlara karşılık gelse de esaslı bir kamus, takvim ile kıvamın aynı kökten türediğini işaret etmektedir bize. Kıvam ile olan bu münasebet ilk bakışta pek anlamlı gelmese de gebe bir anne, sıla hasretiyle nöbet tutan bir asker, nişanlı bir çift, ameliyat bekleyen bir hasta, hasat zamanını kollayan bir rençber, imtihana hazırlanan bir öğrenci, arefe ile bayram arasında bekleyen bir çocuk, hac yoluna koyulmuş ihtiyar gibi insanın tüm bekleme eylemlerinin terbiyecisi, tahammülün sabra evrilmesinin bu hassas dozu ihtimamla tefekkür edildiğinde takvim ve kıvam ilişkisi anlamlı bir zemine oturur zihinlerimizde.
Hissiyatını aynı noktada biriktiren, aynı acıyı belli bir kıvamda tecrübeye çeviren toplumlar, aynı takvimi kullanmıştır tarih boyunca. Kimi zaman Güneş, kimi zaman Ay, kimi zaman da yıldız ve gezegenlerin hareketleri dikkate alınmış takvimlerin imal edilmesinde.
Sıfır noktası mühim olaylarla belirlenmiş birtakım zaman ölçüleri; kadim Güneş esaslı takvimlerin en hatasızı olan Celali takvimi, Hz. İsa’nın doğumunu başlangıç kabul eden Gregoryen takvimi, Eski Ahit’e göre dünyanın yaratıldığı günü başlangıç kabul eden İbrani takvimi, Hz. Muhammed’in hicretini başlangıç kabul eden hicri takvim, Nil Nehri’nin yön verdiği Mısır takvimi ve muhtelif milletlerin ihtiyaçları, krizleri doğrultusunda teşekkül etmiş olan Çin, Rumi, on iki hayvanlı Türk, Yezdicerd gibi takvimler...
Bizler hâlihazırda her ne kadar Gregoryen takvimini kullanıyor olsak da ibadet hayatımızın Ay esaslı hicri takvime göre tanzim edilmiş olması büyük zenginlik. Bayram günlerinin, üç ayların, kandillerin, aşure gününün her yıl sırayla bir başka zaman dilimine teşrif etmesi hayatın tekdüzeliğinden bizi kurtararak zamana ayrı bir kıvam vermektedir.
Bir de takvimlerin gün algısı var tabii. Gregoryen takviminde saat 00.00’da başlayan gün, hicri takvimde akşam ezanıyla başlar. Bu da günleri yeni yeni öğrenmek üzere olan çocukların zihninde küçük ve tatlı bir kargaşaya sebep olur. Çocukların miladi takvime göre perşembe akşamı yaptıkları küçük yaramazlıklar, hicri takvime göre cumaya girmiş olan dedelerin, “Mübarek cuma akşamı yapma yavrum.” ikazı ile karşılık bulur ve iki dünyalı hayatımıza iki dünyalı takvimimiz de eklenir.
Fakat bütün bu ilmî ve sosyal tespitler bir yana dursun takvim deyince benim aklıma internetin bulunmadığı dönemlerde köy yerinde temel din bilgisi, genel kültür, namaz vakitleri, kıble saati, miladi ve hicri takvim ihtiyacının hepsini bir araya toplayan Diyanet Takvimi gelir.
Bu takvimin heyecanı, köy camisinde arka safta masanın başına kurulmasıyla başlardı. Dedemle namaza gittikçe göz göze gelir, uzaktan o yılın tema rengini ve manzarasını seçmeye çalışırdım. Akabinde heyecanla müezzinin kametini bekler, cemaatin saf tutmasının ardından imam efendi “…ve le’d-dâllîn”e varmadan ben çoktan saftan ayrılıp takvimin başına kurulurdum. Önce hayranlıkla bir müddet takvimi izler, takvimin asıldığı arka kapağa basılmış olan resmi inceler, sonra da dikkat ve titizlikle takvimin şirazesinde iz yapmadan içine bakmaya çalışırdım. Şöyle kabaca açtığım rastgele bir ay ve günde acaba nerde nasıl olacağım diye düşünürken olur da takvimin yaprağına halel gelir, dedemden fırça yerim diye yüreğim pır pır ederdi. Ben böyle takvimin başında heyecanla kıvranırken imamın, “Es-selâmü…” nidasıyla kaldığım safa doğru hücuma geçer, imam sola selam vermeden otururdum. Her namaz çıkışı acaba dedem ne zaman parasını verip bu takvimi alacak diye merak eder dururdum. Bazen daha aralık ayının başında eski takvimin altındaki maun dolapta yerini alan yeni takvim, bazen de aralığın sonuna kadar alınmak bilmez, olur da biterse ne olur diye meraktan içim içimi kemirirdi. Ama hiçbir zaman bu takvimin bizim evi teşrif edişi yeni miladi yıla sarkmamıştır. Biraz geç de olsa yeni yıla başlamadan her zamanki yerine kavuşmuştur.
Bu kavuşma esasen pekâlâ bir seremoni edasında bir akşam vaktinde başlar, eski takvimin bitmiş kalın mukavvası ve o mukavvanın oturduğu resimli arka kapak yerinden sökülür. Sanki o mukavva zamanını doldurmuş, tüm yıllarını tüketmiş bir hükümdar; asıldığı resimli arka kapak da şatafatlı tahtı. Bu debdebeli devir teslim töreninden sonra eski kalın mukavva iğnedenlik vb. işlev umuduyla babaannemin çantasına girerken üzerinde bazen tek bir ayet bile bulunmayan o şaşaalı resimli arka kapak nereye konacağı belirlenemeyen ulvi bir yüke dönüşür. Ne de olsa 365 gün boyunca her gün beş vakit namaz, yılda iki bayram, 3 mukaddes ay, mübarek gün ve gecelerin ihyası ve en az 29 gün iftar ve sahur tespit hizmeti vermiş ve muhtelif Türk İslam tarihinin dönüm noktalarında nevbet vurmuş bu devletlu zaman kaidesini atsan olmaz, yaksan olmaz. Sonunda mukaddes ve aziz hatırasına hürmeten yine şanına uygun bir vazife tayin edilir ve bir Mevlid-i Şerif, bir Ahmediye, bir İlmihal veyahut da kapak resmi hatlı ise muhakkak bir Mushaf ayracı olmak üzere münasip yerinden erkân-ı edeple 4 eşit parçaya üleştirilirdi.
Yeni takvim 365 günlük saltanatına başlar, her sene belirlenen tema rengiyle açık mavi duvarımıza ayrı bir renk katmakla kalmaz arka kapağında belirlenen bazen bir cami bazen de muhtelif dinî motif manzaralarıyla yüklüğün önündeki duvara uhrevi bir anlam katardı.
Dedemin her sabah kutsi bir görev gibi abdestli olarak kopardığı o yaprak, üzerinde ciddiyetle gezinen bir çift nazar, akabinde günün pusulası olarak katlanıp gömleğin cebine ihtimamla yerleşirdi.
Ben ancak günü dolmuş, vakti geçmiş olan yaprağı bir gün sonra alıp arkasını okumak şerefine nail olabilirdim. Hz. Peygamber’in veladeti, Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye müfarakat buyurması ve dâr-ı bekaya avdeti, Malazgirt Zaferi, Çanakkale Destanı, Hudeybiye, Kerbela, Kıbrıs Barış Harekâtı, İstanbul’un fethi ila ahir mühim olayların zihnimde dolaşan kritiği, arka sayfadaki kıssaların heyecanlı serencamı, iman ve ibadet esasları, bir çocuk hatta belki bir yetişkin için hayli geniş bir müktesebat…
Zamanın imbiğinde süzülmüş olan çeşit çeşit vakit ölçülerinden sadece biri, Diyanet Takvimi…