MESCİD-İ AKSA’DA İKİ ŞADIRVAN
Betül ALTUN ERİNCİK
Mescid-i Aksa’da Bir Şafii Sebili: Kâse Şadırvanı
Kubbetü’s-Sahra’dan Kıble Mescidi’ne uzanan taş merdivenlerin sonunda, ziyaretçileri yüzyıllardır Harem-i Şerif’in gündelik hayatına tanıklık eden mütevazı bir şadırvan karşılar. Halk arasında Havuz (Birke) olarak anılan bu kâse biçimli yapı, Haçlı işgalinin ardından Kudüs’e Müslüman kimliğini kazandıran geniş kapsamlı inşa ve ihya sürecinin bugün hâlâ ayakta duran tanıklarından biridir.
Kudüs’teki pek çok tarihî yapı gibi Kâse Şadırvanı da asırlar boyunca farklı Müslüman yönetimlerin izlerini taşır. Şadırvan, Memlükler döneminde Kudüs’ü pek çok eserle süsleyen Dımaşk saltanat naibi Emir Seyfeddin Tenkiz en-Nasıri tarafından 1327 yılında restore edilmiştir. Osmanlı döneminde ise Kanuni Sultan Süleyman’ın şehir genelinde yürüttüğü su tesisatı ve kanal projesi kapsamında, 1531-1542 yılları arasında tekrar onarımdan geçmiştir.
Yuvarlak bir havuzdan oluşan şadırvanın ortasında, suyu havuza aktaran kâse biçimli bir fıskiye bulunur. Şafii mezhebi mensupları için inşa edilen yapı, ‘Şafii Sebili’ olarak da anılır. Osmanlı Dönemi’nde yapılan düzenlemelerle havuzun çevresine abdest muslukları eklenmiş ve bu muslukların önlerine taş sekiler yerleştirilmiştir. Merkezdeki mermer havuz ise demir parmaklıklarla çevrilmiştir.
Asırlar boyunca şadırvandan su akmaya devam etmiş; müminler Mescid-i Aksa avlusunda ibadete hazırlanırken bu kadim su yapısı, Harem-i Şerif’in canlı hafızasının bir parçası olarak varlığını sürdürmüştür.
Mescid-i Aksa’da Osmanlı Hatırası Bir Şadırvan: Kasım Paşa Şadırvanı
Silsile Kapısı’ndan Mescid-i Aksa avlusuna adım atan ziyaretçileri, Kubbetü’s-Sahra’nın yanı başında bir Osmanlı şadırvanı karşılar. Kayıtbay Sebili’nin yanında ve Eşrefiyye Medresesi’nin hemen karşısında yer alan bu su yapısı, “Mahkeme Sebili” olarak da bilinen Kasım Paşa Şadırvanı’dır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, İstanbul’daki Kasımpaşa semtine de adını veren Mısır Valisi Güzelce Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlıların Kudüs’te inşa ettikleri ilk anıt eserlerden biri olan şadırvanın kitabesinde, inşa ettirdiği su tesisleri, çeşmeler ve sebillerle şehrin su sorununu çözen Kanuni Sultan Süleyman’dan “dünyaya hükmeden II. Süleyman” olarak bahsedilir.
Yanı başındaki Şafiilerin durgun Garganç (Narenciye) Havuzu aksine Kasım Paşa Şadırvanı, abdest alırken akan suya ihtiyaç duyan Hanefiler için inşa edilmiştir. Bu özelliği nedeniyle şadırvan “Hanefi Sebili” olarak da anılır.
Sade bir sekizgen plana sahip şadırvan, klasik Osmanlı kubbesiyle örtülüdür. Sekizgen kasnak üzerine oturan kubbe, tepesindeki bronz alemle tamamlanır. Düzgün kesme taşlardan örülen yapının kubbesindeki kurşun kaplama ise restorasyonlar sırasında kaldırılmıştır.
Harem platformundan, 1,5 metre aşağıda bulunan dört basamaklı bir merdivenle inilir. Muslukların bulunduğu alan, güneş ve yağmurdan koruyan ahşap bir gölgelikle örtülüdür. On altı musluktan süzülen su, şadırvanı yüzyıllardır olduğu gibi bugün de müminler için serinlik ve ferahlık veren bir mekân hâline getirir.