KUR’AN

ÖĞÜT

ŞİFA REHBER

VE RAHMET


يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَٓاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ


“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”


 (Yunus, 10/57)



Dr. Mahmut KAYIŞ

DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı


Yüce Allah, insanı yaratıp yeryüzüne göndermiş ve onu başıboş bırakmamıştır. Doğru yolu gösterecek, dünya ve ahiret saadetini kazandıracak kuralları içeren vahyini de peygamberler aracılığıyla insana ulaştırarak lütufta bulunmuştur. Bu mesajlar, beşerin yeryüzündeki geçici olan hayatını anlamlı kılmakta, onu kötülüklerden sakındırıp iyiliğe yönlendirmektedir. İlahi kitapların sonuncusu olan Kur’an-ı Kerim, insanın hem bireysel hem de toplumsal hayatını aydınlatmakta, doğruyu yanlıştan ayırmasına imkân vermekte ve ona ebedî kurtuluşa giden yolu göstermektedir. Dolayısıyla Kur’an’ın temel özelliklerini anlamak, insanın kendi yaratılış amacını ve dünya hayatındaki gayesini kavraması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kur’an-ı Kerim, insanoğluna gönderilmiş ilahi bir öğüt ve nasihattir. İnsanı nefsin kötü arzularından arındırarak ahlakını güzelleştirir. Davranışlarını iyiye yönlendirerek amellerini salih hâle getirir. Onu gafletten uyanmaya, güzel faziletleri ve erdemleri kuşanmaya, Allah’ın emrettiğini ve rızasına muvafık olanı yapmaya çağırır. İnsana kötüyü ve kötülüğü çeşitli örneklerle beyan eder. Kötü ahlaktan ve Allah’ın gazabını celbeden amellerden sakındırır. Bunları yapanların yaşadığı kötü akıbeti gözler önüne sererek onu uyarır. Kur’an’ın cennet ve onun içindeki nimetlerle insanı müjdeleyip sevindirmesi de cehennemi ve oradaki dehşetli akıbeti hatırlatması da inananlara verdiği öğütlerdendir. Böylece teşvik ve sakındırma yöntemiyle sunulan öğütler, beşere daha fazla etki ederek onun davranışlarını iyiye ve güzele yönlendirmesine yardım eder.

Kur’an-ı Kerim, insanın sıkıntılarına şifa olup ahirette karşılaşacağı acı ve üzüntüler için de kalkandır. İnsanın zihnini yoran bozuk inanç ve şüpheler, Kur’an’da Allah tarafından bildirilen en güzel ve en mükemmel burhanlar ile ortadan kaldırılır. Kelamullah; küfür, şirk ve nifak gibi manevi hastalıkları tevhid ile iyileştirir. Ruhu yanlış düşünce ve itikatlardan temizler. İlahi manalar tekrar tekrar kalbe ulaştığında, kişide iyiliğe karşı arzu ve kötülükten sakınma duygusu gelişir. Bu da kulun nefsinin isteğini değil Allah’ın muradını öne almasına yardım eder ve Allah’ın rızası, kul için nefsinin arzularından daha sevimli hâle gelir. Allah’ın izni ve inayetiyle manevi hastalıkları, ruhi üzüntüleri yok olup gider. Gönül dünyasındaki manevi ve ahlaki bozukluklar tedavi olurken amelleri de ıslah olur. Kişinin iç dünyası ya da kalbî hayatı düzeldiğinde, bütün organlar da ona tabi olur. Çünkü kalp düzelince bedenin tamamı düzelir, bozulunca da bedenin tümü bozulur. İlahi vahyi bize tebliğ ve tebyin eden Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed (s.a.s.), bu hususu bize şu şekilde haber vermiştir: “Bilin ki! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o, iyi (doğru ve düzgün) olursa bütün vücut iyi (doğru ve düzgün) olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Bilin ki! O, kalptir.” (Buhari, İman, 39 [52])

Kur’an, bütün insanlara doğru yolu gösteren evrensel bir kılavuz ve rehberdir. Çünkü “Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür.” (İsra, 17/9) buyruğu gereği beşeri hak yola sevk eder. Kâinatı yaratana teslimiyete, İslam’a, sırat-ı müstakime ve salih ameller yapmaya rehberlik eder. Allah’a iman etme, hak yolda yürüme, küfürden ve şirkten sakınma hususunda yol gösterir. İnsanların küfür, sapıklık ve cehalet karanlıklarından iman ve ilim aydınlığına çıkmasına kılavuzluk eder. (İbrahim, 14/1) Hak ile batılı, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü birbirinden tam manasıyla ayırdığı için Kur’an’ın bir ismi de Furkan’dır.(Bakara 2/185; Furkan, 25/9) O, insanlığın din ve dünya işlerinde ihtiyaç duyduğu her şeyi kapsayan ebedî ve evrensel bir kanundur. Körü körüne taklidi ve taklitçileri kınayarak insan aklını zincirlerinden kurtaran bir kitaptır. (Bakara, 2/170) Son ilahi kitap olması gereği onun rehberliği zaman ve mekânla sınırlı değildir. Kıyamete kadar gelecek bütün milletlerin ve nesillerin yolunu aydınlatmaya, onlara rehberlik etmeye devam edecektir.

Tüm insanlığa rehber olarak gönderilen Kur’an, aynı zamanda insanlık için bir rahmettir. İlahi vahyin bu rehberlik ve rahmet yönünden ancak onun Allah kelamı olduğuna iman edenler, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınanlar, hükümlerini kendi hayatlarında uygulayanlar faydalanabilir. Onun mesajlarına iman etmediklerinden ötürü kâfir ve münafıklar, Kur’an’ın rahmetinden uzaklaştırılmıştır. (Zümer, 39/23; Fussilet, 41/44) Bundan dolayı inkâr edenler, dünya hayatında sıkıntılara ve zorluklara düçar olacak, ahirette de cehennem azabından kurtulamayacaklardır. Allah’ın vahyine ve davetine iman edip O’nun emirleri doğrultusunda yaşayan müminler ise dünyada huzur ve sükûna kavuştukları gibi ahirette de ebedî nimetlere kavuşacaklardır. Böylece müminler, Kur’an’ın rahmet oluşundan hem bu dünyada hem de ahirette istifade etmiş olacaklardır. Neticede şu gerçek apaçık bir şekilde anlaşılmıştır ki Kur’an’ın müminler için rahmet olması, ona iman etmeyenlerin topladıkları dünya zenginliklerinden daha hayırlıdır.

Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) risaletinden sonra dünya sahnesine gelmiş ve gelecek bütün insanlar için bir öğüttür. Sıkıntılara ve göğüslerdeki hastalıklara şifadır. Onları küfür, inkâr ve nifaktan hakka ve sırat-ı müstakime götüren bir rehberdir. Ona tam manasıyla iman ederek hayatlarına yansıtanlar için ise dünyada ve ahirette rahmettir. Ya Rabbi, Kur’an’ın öğütlerini bize yol gösteren rehber, bedenlerimize ve kalplerimize şifa, dünya ve ahiret hayatımıza rahmet kıl! Âmin.