Sivas Doğanşar Hacışaban Camii İmam Hatibi
Mustafa SÜS:
“Allah’ın rızası uğruna O’nu ve yüce dinini çocuklara ve gençlere sevdirebilmek adına mücadele etmek istiyorum.”

Söyleşi: Mahir KILINÇ


Koruyucu dövüş sanatı olan Ju-Jitsu sporuyla uğraşan, Türkiye şampiyonlukları bulunan, Avrupa şampiyonasına hazırlanan ve görev yaptığı yerdeki çocuklardan Türkiye şampiyonu yetiştiren din görevlimiz olarak bu spora ilginiz nasıl oluştu?
Babam, eski bir güreşçiydi ve bana kendimi korumama yönelik birtakım hareketler öğretmişti. Bunları öğretirken de spora karşı istidadımı fark etti ve beni spora teşvik etti. Evimizin olduğu bölgede hemen hemen her iki sokaktan birinde karate, kungfu, boks, judo gibi dövüş sporlarına ait salonlar bulunmaktaydı. Babamın da yönlendirmesiyle kungfu, kickboks ve sambo sporlarıyla uğraştım. Babam sporun yanı sıra bana İslam kahramanlarının mücadelelerinden bahsederek ve onlara dair filmler izleterek bir şuur kazanmamı da istiyordu. Dolayısıyla eğitim öğretim hayatım boyunca hiç bırakmadığım değişik sporlar arasında kendime en yakın olan ju-jitsu sporunu seçtim.
Ju-jitsu, Japonların askerlerine öğrettikleri ayakta kendini savunma, kavrama, fırlatma ve vurma tekniklerine sahip karma bir dövüş sanatıdır. Vücut ve akıl kullanımı ile rakibi etkisiz hâle getirmeye yönelik bu spor baştan ayak parmağına kadar her kası aktif olarak çalıştırdığından tüm kasları kullandığınız fiziksel reaksiyonlara sahip olmanızı sağlıyor. Kungfu, kickboks, sambo, güreş vs. birçok sporu yapmış ve öğrenmiş biri olarak ju-jitsunun hepsini harmanlamış olması bu spora yönelmemi sağladı diyebilirim. Ayrıca Müslümanın hem zihnî hem ilmî hem de bedenî anlamda güçlü olması düşüncesinin spora, özellikle de ju-jitsuya beni teşviki yadsınamaz bir gerçek.
Yapmış olduğunuz sporla çocukları, gençleri etkilemeyi başardınız ve hatta aralarından şampiyonlar yetiştirdiniz. Bundan biraz bahsedebilir misiniz?
Ben İstanbul Küçükçekmece’de doğdum, büyüdüm ama aslen Doğanşarlıyım. Her yaz zaten memleketimize gelirdik. Burayı babam bizlere sevdirmişti. Aklımın hep bir köşesinde buraya gelmek ve buradaki çocuklara, gençlere hem dini hem de sporu öğretmek düşüncesi vardı ki Rabbim de bu düşüncemi dua yerine koyup kabul buyurmuş. Göreve başladığımdan itibaren antrenmanlarımı da ihmal etmemiştim. Çocuklardan sporun etkileyici yönüne kapılıp gelenlere bu sporu öğretmeye başladım. Toplanma merkezimiz hep camiydi. Buluşma yerimiz cami, vakitler de hep namaz vakitleri oluyordu. Spor için gelen çocuklar ve gençler caminin ve namazın etrafında buluşuyorlardı aslında. Çocuklar beni hem hocaları hem de abileri olarak görmeye başladı. Nerede birinin bir sıkıntısı olsa beni ararlar ve ben de motoruma atlayıp hemen yanlarında olurum. Şimdi onların zihninde de Mustafa Hocamız sürekli bizim yanımızda ve bize çok değer veriyor düşüncesi hâkim. O yüzden de camiyi hiç boş bırakmazlar. Ben de çocuklara hem Kur’an ve dinî bilgi hem de ju-jitsu öğretmeyi sürdürdüm. Bu sporu öğrenmede istikrarlı olan dört öğrencimden ikisi Türkiye birincisi ikisi de Türkiye ikincisi oldu. Hülasa ju-jitsu sporu, çocuklar ve gençlerin dünyalarına girebilmem adına çok güzel bir vesile oldu.
Çocuklara ve gençlere yönelik gerçekleştirdiğiniz etkinliklerden kısaca bahsedebilir misiniz?
Müftülüğümüze bağlı bir gençlik merkezimiz var. Çocuklarla ve gençlerle cami dışındaki faaliyetlerimizi genellikle burada gerçekleştiriyoruz. Düzenli olarak kitap okumaları yapıyoruz. Başta Peygamberimizin hayatına yönelik kitaplar olmak üzere çocuklarda bir şuur oluşturabilecek kitaplar okuyoruz. Bunların yanı sıra güzel ilçemiz Doğanşar’ın dağlarına çıkıyoruz. Etrafı dağlarla çevrili ve her bir yerinden sular akan ve çok güzel şelalelere sahip Doğanşar’ı keşfediyoruz. Çocuklarla belirli zamanlarda okullarına ve derslerine engel olmayacak şekilde doğa yürüyüşleri yapıyoruz, piknikler düzenliyoruz. Doğaya yönelik yapmış olduğumuz bu gezilerde de Allah’ın nimetlerini ve yaratmadaki güzelliklerini fark etmeye ve ettirmeye çabalıyoruz.
Sizin çocuklarla ve gençlerle bu denli güzel ilişkiler kurmanız cami cemaatiniz ve çevrenizde nasıl bir karşılık buldu?
Çocukların ve gençlerin camiyle bir şekilde buluşmasından çok memnun oldular. Özellikle de çocukların camide Kur’an okumaları, müezzinlik yapmaları onları oldukça etkiledi. Çocuklarını bana gönül rahatlığıyla emanet ettiler. Ben de onlara Kur’an-ı Kerim ve dinî bilgileri elimden geldiğince öğretmeye çalıştım. Spor konusunda da buranın halkı zaten güreşle anıldığı ve güreşi de bildiği için çok engel olmadı. Hele hele ju-jitsu çalıştırdığım çocuklardan şampiyonlar çıkınca desteklerini daha da artırdılar. Hatta şampiyonaya giderken çocukların tren biletlerini ve masraflarını karşıladılar. Görmüş olduğu güzelliklere insanımız kayıtsız kalmıyor.
Genç bir din görevlisi olarak din hizmetinde bulunan büyüklerden edinmiş olduğunuz izlenimlerden, sizin kendi hedeflerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?
Öncelikle bir din görevlisinin Hz. Peygamber’in vârisi olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da Allah’ın (c.c.) bize lütfettiği bu özel göreve layık olmayı yine Allah’tan (c.c.) diliyorum. Bana dinî öğretiyi aşılayan annem ve babamdan aksiyoner bir Müslüman olmak gerektiğini öğrenmiştim. Din hizmetinde de başta Hz. Peygamber olmak üzere bütün peygamberlerde ve İslam kahramanlarında hep aktif bir din anlatısını gözlemledim. Ben de hem yaşım hem de kendi fıtratım gereği aksiyoner bir Müslüman ve imam olmayı tercih ettim. Allah’ın (c.c.) bu yüce ve kutlu davasında O’nun rızasını kazanmak adına bizatihi mücadele etmeyi kendime en büyük hedef seçtim. Allah’ın rızası uğruna O’nu ve yüce dinini özellikle de çocuklara ve gençlere sevdirebilmek adına mücadele etmek istiyorum. Bunu yaparken de Hz. Peygamber’in “Kuvvetli mümin, zayıf / güçsüz müminden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir.” (Müslim, Kader, 34; İbn Mace, Zühd, 4168.) hadisi çerçevesinde Allah’ın rızasını her durumda ön planda tutan imanı, ahlakı, irfanı, aklı ve bileği güçlü bir Müslüman olmayı ve kalabilmeyi, sonrasında da bu minvalde Müslüman gençler yetiştirebilmeyi Rabbimden niyaz ediyorum.


Öz Geçmiş
Mustafa Süs, 2000 yılında İstanbul Küçükçekmece’de doğdu. İlkokul ve ortaokulu Küçükçekmece’de bitirdi. Küçük yaşlarından itibaren ihtisas mezunu annesinden Arapça dersleri alan Mustafa Süs, ortaokul sonrasında Kur’an kursuna gitti. Burada hem hafızlığını bitirdi hem de Arapça okudu. Eğitim öğretimin dışında dövüş sporlarıyla da ilgilenen Süs, Ju-Jitsu’da Türkiye şampiyonu oldu. 2020 yılında Sivas’ın Doğanşar ilçesindeki Hacışaban Camii’ne imam hatip olarak atandı. Hâlen imam hatip olarak görev yaptığı Sivas Doğanşar’da gönüllü olarak çocuk ve gençlere Ju-jitsu sporunu öğretmektedir.