SADAKADAN SILA-İ RAHİME
Dr. Yıldıray KAPLAN
DİB Diyanet İşleri Uzmanı
عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ « إِنَّ الصَّدَقَةَ عَلَى الْمِسْكِينِ صَدَقَةٌ وَعَلَى ذِى الرَّحِمِ اثْنَتَانِ صَدَقَةٌ وَصِلَةٌ »
Selman b. Âmir’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Yoksula verilen sadaka bir, akrabaya verilen ise hem sadaka hem de sıla-i rahim olmak üzere iki sadaka sayılır.”
(Nesai, Zekât, 82; Tirmizi, Zekât, 26)
Sözlükte “malı harcama, tüketme” anlamına gelen infak, terim olarak genellikle “Allah rızası için çeşitli hayır yollarında harcamada bulunma, muhtaçların nafakasını sağlama” anlamına gelir ve bu anlamıyla zekât ve fıtır sadakası gibi zorunlu mali ibadetler yanında sadaka türünden gönüllü hayırları da içine alır (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, DİB Yayınları, c.1 s.335-338). İnfak kökünden türeyen nafaka ise kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselere yaptığı harcamayı ifade eder. Kişinin kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak üzere yaptığı harcama ile ülke savunmasına yönelik katkıları farz olan infak arasında kabul edilmiştir (Razi, Mefatihu’l Gayb,2/20-29).
Kur’an-ı Kerim’de, müminlerin belli başlı özellikleri sayılırken iman ve namazdan sonra kendilerine verilen rızıklardan infakta bulunmaları zikredilmektedir (Bakara, 2/3). Bu ayette geçen infak, tüm infak türlerini içine aldığı gibi infakta bulunurken belli bir ölçüyü de ortaya koymaktadır. Furkan suresinde bu ölçü, “israftan ve cimrilikten uzak olarak gereken yerlere gerektiği kadar harcamada bulunmak” şeklinde makul bir dengeyi gözetmek olarak ifade edilmiştir (Furkan, 25/67).
Bakara suresi 261 ila 267 arası ayetler, infak konusunda özet olarak bizlere şunları söylemektedir: Öncelikle infak ve sadaka, riyakârlıktan ve gösterişten uzak bir şekilde ve yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak için yapılmalıdır. Zira mülkün gerçek sahibi Cenab-ı Hak’tır. İnfakta bulunan kişi, yardım ettiği kişinin onurunu incitip zedeleyecek her tür davranıştan uzak durmalıdır. Yardımı asla başa kakmamalıdır. Yapılan infak, yardım ve sadaka iyi ve kaliteli mallardan olmalıdır. İnfak ve sadakanın gerçek ihtiyaç sahibine ulaşıp ulaşmadığına dikkat edilmelidir. Sadaka ve yardımların istismar edilip edilmediği de araştırılmalıdır.
İslam’a göre herkes, öncelikle kazandıklarıyla kendisinin ve bakmakla yükümlü olduklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalıdır. İnfakta bulunurken kişinin bakmakla yükümlü olduklarından sonra yakın akrabalarını öncelemesi gerektiği hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadis-i şeriflerde ifade edilmektedir. Bakara suresi 215. ayette şöyle buyurulmaktadır: “Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak ne harcarsanız o ana, baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız muhakkak ki Allah onu hakkıyla bilir.” Bu ayet, infakta bulunurken en yakınlardan başlayarak harcama yapılması gerektiğini bizlere öğütlemektedir. Dinimizde akrabalık bağlarının canlı tutulmasının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Her cuma, hutbenin sonunda dinlediğimiz Nahl suresi 90. ayette şöyle buyurulmaktadır: “Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı ise yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor.” Bir kudsi hadiste Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), Cenab-ı Hakk’ın akrabalık ilişkilerini devam ettirenle ilişkilerini sürdüreceğini, onları ihmal edenle de ilişkisini keseceğini (Buhari, Edeb, 13), üstelik dünya ve ahirette kendisini cezalandıracağını bildirmiştir (Ebu Davud, Edeb, 43).
Hz. Peygamber (s.a.s.), akrabalık ilişkilerine ayrı bir özen göstererek bir hadislerinde akrabalık ilişkilerini sürdürmeyi Allah’a ve ahiret gününe imanla ilişkilendirmiş (Buhari, Edeb, 85), bir başka hadislerinde ise sıla-i rahimin aile içinde muhabbetin artıp malın çoğalmasına ve ömrün bereketlenmesine vesile olacağını bizlere haber vermiştir (Tirmizi, Birr, 49).
İnfak ve sadaka, akrabalık bağlarının güçlenmesine vesile olduğu gibi akrabalar arasında sevgi ve muhabbetin artmasına da sebep olur. Akrabalık bağları güçlü olan toplumlar aynı zamanda sosyal yardımlaşma noktasında güçlü toplumlardır. Akrabalık hukukunu koruyup gözeten toplumlar, birlik ve beraberlik açısından da birbirine kenetlenmiş toplumlardır. İnfakta bulunurken akrabaları öncelemek, hem sosyal yardımlaşmaya hem de birlik ve beraberliğe katkı sağlayacaktır. Bir hadislerinde Resul-i Ekrem (s.a.s.) “Veren el üstündür. Vermeye, geçimini sağlamakla yükümlü olduğun kimselerden başla. Annene, babana, kız ve erkek kardeşlerine yardım et, sonra yakınlık durumuna göre devam et.” (Nesai, Zekât, 51) buyurmuştur. Bu hadis-i şerif, infakta bulunurken en yakınların tercih edilmesini bizlere tavsiye etmektedir. Hadiste iyilik yapma konusunda öncelikli kimseler ilk önce anne, sonra baba, kız kardeşler ve kardeşler şeklinde sıralanır. Bakmakla yükümlü olduklarımız dışındaki kardeş, amca, teyze, dayı, hala ve onların çocukları gibi ihtiyaç sahibi olan akrabaya infakta bulunmak, “Yoksula verilen sadaka bir, akrabaya verilen ise hem sadaka hem de sıla-i rahim olmak üzere iki sadaka sayılır.” buyuran Hz. Peygamber’in (s.a.s.) özel olarak teşvik ettiği bir durumdur. Bu konuda bir başka hadisinde Resulullah (s.a.s.) aile fertlerine yapılan infakın en hayırlı infak olduğunu ifade ederek şöyle buyurmuştur: “Bir kimsenin harcadığı paraların en değerlisi ailesinin ihtiyaçlarına harcadığı para, Allah yolunda cihat etmek için beslediği atına harcadığı para ve bir de beraberce Allah yolunda cihat ettiği arkadaşlarına sarf ettiği paradır.” Hadisin devamında ise “Küçük çocuklarına iffetli olmaları ya da Allah'ın kendilerine fayda sağladığı ve onları başkalarına muhtaç kılmaması için infakta bulunan kişiden daha büyük ecir sahibi kim olabilir?” denmiştir (Müslim, Zekât, 39).
Sonuç olarak İslam’ın üzerinde çokça durduğu konulardan biri de infak ve sadakadır. İnfak, zekât ve fıtır sadakası gibi zorunlu ibadetleri muhtevasına aldığı gibi gönüllü olarak yapılan her tür iyilik ve hayrı da içeren adeta şemsiye bir kavramdır. İnfak ve sadaka konusunda yakın akrabayı öncelemek dinimizin emir ve tavsiyelerindendir. Bu şekilde yapıldığında hem akrabalık bağları güçlenmiş olacak hem de çok daha güçlü bir toplumsal yapı inşa edilecektir.