MİDEN GURURLA SUNAR
"Beni Rahat Bırakın Değil, Beni Rahatlatın!"
Dr. Mustafa YAŞAR
Hayatımızda en çok çalışan ama en az takdir edilen organ sistemimiz hangisidir diye sorsanız, sindirim sistemi açık ara birinci gelir. Düşünsenize; sabah kahvaltıda peynirli poğaça, öğlen döner dürüm, akşam karnıyarık... Bütün bunları sessiz sedasız işleyen, şikâyet etmeden çalışan bir fabrika var içimizde. Ta ki bir gün “Patron, ben artık bu tempoya dayanamıyorum!” deyinceye kadar.
Peki, nedir bu sindirim sistemi? Aslında ağzımızdan başlayıp, nazikçe söyleyelim, vücudumuzun çıkış kapısına kadar uzanan yaklaşık 9 metrelik muhteşem bir boru hattıdır. Bu hattın üzerinde mide, ince bağırsak, kalın bağırsak gibi duraklar var. Karaciğer, safra kesesi ve pankreas da bu duraklarda malzeme sağlayan yan birimler gibi düşünülebilir. Yediğiniz her lokma bu hattan geçer; yararlı maddeler kana karışır, işe yaramayanlar ise kapı dışarı edilir.
Sistem gayet güzel çalışır çalışmasına ama bazen işler sarpa sarar. Yağlı, baharatlı, düzensiz beslenme, stres ve hareketsiz yaşamla birlikte midemiz isyan bayrağını çeker. Hazımsızlık denilen o malum “Yemek mideme oturdu.” hissi başlar. Gaz ve şişkinlik derken insanın asansöre binmesi bile cesaret işine döner. Kabızlık gelir; sanki bağırsaklar greve çıkmıştır. Ya da tam tersi olur: İshal patlar, bağırsaklarda tempo bir anda hızlanır. Reflü mü dediniz? O da mide asidinin “Ben yukarı çıkmak istiyorum.” deyip yemek borusuna pikniğe gitmesidir. Bir de karın krampları var ki sanki içeride biri çamaşır sıkıyordur.
Şimdi diyeceksiniz ki “Tamam anladık, sistem bozuluyor. Peki, ne yapacağız?” İşte tam bu noktada sahneye doğada var olan eczane devreye giriyor. Yüzyıllardır ninelerimizin, dedelerimizin hatta onların ninelerinin kullandığı bitkisel dostlarımız var. Bunlar ne mucize ilaçtır ne de sihirli formüller; sindirim sistemine “Sakin ol, ben yanındayım.” diyen, nazik ve etkili yardımcılar.
Gelin şimdi bu bitkileri tek tek tanıyalım; sanki eski dostlarımızla sohbet ediyormuşuz gibi. İlk konuğumuz nane. Nane bu işin süperstarıdır desek yeridir. Mideye “Rahatla kardeşim, ben buradayım.” der gibi bir etkisi vardır. Özellikle mide spazmlarını çözmekte, gazı dağıtmakta ve o sinir bozucu şişkinliği azaltmakta birebir çalışır. Bir bardak taze nane çayı içtiğinizde midenizin “Ahhh, şükürler olsun.” dediğini hissedersiniz. Taze yaprak da olur kuru yaprak da demleyin, için, rahatlayın.
Sıradaki dostumuz papatya. Papatyayı düşününce hepimizin aklına “seviyor, sevmiyor” diye yaprak koparmak gelir ama bu çiçeğin asıl yeteneği mideyi yatıştırmasıdır. Hafif iltihap giderici özelliği sayesinde sindirim kanalındaki kızarıklıkları sakinleştirir, krampları hafifletir. Akşam yemekten sonra bir fincan papatya çayı, hem sindirime yardımcı olur hem de uykuya geçişi kolaylaştırır. Yani bir taşla iki kuş!
Zencefil ise sindirim dünyasının aksiyon kahramanıdır. Bulantınız mı var? Zencefil halleder. Sindiriminiz ağır mı çalışıyor? Zencefil hızlandırır. Gazınız mı var? Zencefil söktürür. Taze rendelenmiş zencefili kaynar suya atıp beş dakika demleyin, bir kaşık bal ekleyin; ortaya hem lezzetli hem de şifalı bir içecek çıkar. Yemeklerin içine rendelerseniz hem lezzet katar hem de midenizi mutlu edersiniz.
Rezene tohumu küçücük görünür ama etkisi büyüktür. Bebeklere bile gaz çayı olarak verilmesi boşuna değildir. Bağırsaklardaki gazı dağıtır, karın ağrısını dindirir, şişkinliği azaltır. Tohumları hafifçe ezin, kaynar su dökün, on dakika bekleyin. Ortaya hafif tatlımsı, anason kokulu bir çay çıkar. O çayı yudumlarken bağırsaklarınızın size teşekkür ettiğini hissedeceksiniz.
Kimyon belki mutfağımızın en mütevazı baharatıdır ama sindirim söz konusu olduğunda aslan kesilir. Hazımsızlığa karşı çok etkilidir ve bağırsak hareketlerini düzenler. Anneannelerimizin kuru fasulye ve bakla gibi gaz yapan yemeklere kimyon atmasının sırrı da sanırım budur. Bir tatlı kaşığı kimyonu bir bardak kaynar suda demleyip yemekten sonra içmek, o ağırlık hissini hatırı sayılır ölçüde azaltır.
Anason, rezenenin yakın akrabasıdır ve gaz söktürme konusunda onunla kapışır. Karın şişkinliğini giderir, sindirim sistemindeki kasılmaları gevşetir. Tohumlarını kaynar suda on dakika demleyip için. Tadı hoşunuza gitmezse bir çay kaşığı bal işi çözer. Özellikle ağır yemeklerden sonra içilen bir fincan anason çayı, midenize küçük bir spa molası vermek gibidir.
Son olarak meyan kökünden bahsedelim. Meyan kökü mide mukozasını koruyucu bir tabaka gibi sarar ve reflü belirtilerini hafifletir. Yani mide asidine “Sen burada kal, yukarı çıkma.” diyen bir güvenlik görevlisi gibidir. Ancak burada küçük bir uyarı: Meyan kökünü uzun süre ve fazla miktarda kullanmak tansiyonu yükseltebilir. Bu yüzden ara sıra, ölçülü tüketmek en doğrusudur.
Şimdi gelelim bu yazının en eğlenceli kısmına: Evde kendinizin hazırlayabileceği, sindirim dostu bir bitki çayı formülüne. Adına da “midenin en yakın arkadaşı çayı” diyelim.
Midenin En Yakın Arkadaşı Çayı
Bir bardağa bir tatlı kaşığı kuru nane yaprağı, bir tatlı kaşığı kuru papatya çiçeği, yarım tatlı kaşığı hafifçe ezilmiş rezene tohumu ve bir ince dilim taze zencefil koyun. Taze zencefiliniz yoksa yarım tatlı kaşığı toz zencefil de işi görür. Üzerine bir bardak kaynar su dökün.
Bardağın üstünü bir tabakla kapatın ve sekiz ila on dakika sabırla bekleyin. Bu sürede bitkiler suyun içinde bütün iyiliklerini bıraksın. Sonra süzün, ılınınca için. İsterseniz bir tatlı kaşığı bal ekleyerek tadına biraz tatlılık katabilirsiniz.
Bu çaydan günde bir ila iki fincan, tercihen yemeklerden sonra içebilirsiniz.
Tabii şunu da unutmamak lazım: Bu bitkiler birer destekçidir, doktor değil. Sindirim şikâyetleriniz sıkça tekrarlıyorsa, şiddetli ağrılarınız varsa veya kronik bir rahatsızlıkla mücadele ediyorsanız mutlaka bir uzmana danışın. Hamileyseniz ya da emziriyorsanız bitkisel ürün kullanmadan önce doktorunuzla konuşmanız çok önemlidir.
Sonuç olarak sindirim sisteminiz sizin en sadık çalışanınızdır. Onu iyi besleyin, çok fazla yormayın ve arada bir bu bitki dostlarıyla ödüllendirin. Mideniz size “Teşekkür ederim, ihtiyacım olan buydu!” diyecektir.
Mideniz ile anlaşabildiğiniz sağlıklı ve keyifli günler dilerim!