GÖNÜLLÜ BİR
HELAL GIDA DEDEKTİFİ:
DİLARA FASLAK
Ahmet Mahmut ŞEN
İyiliğin adı sürekli değişir, karşımıza farklı şekillerde çıkar. Bazen bir iyilik, ne yiyip ne yiyemeyeceğini söylemek olur. Çünkü Müslümanlar için ağzından girecek lokmanın ne denli önemli olduğuna dair dinî referanslar oldukça fazladır. Hele hele modern çağda, nüfusun ve tüketimin artmasıyla endüstriyel üretim bantlarında kolay ve hızlı elde edilebilen, oldukça fazla kimyasal katkılı gıdalar üretilirken bir Müslüman’ın, ne yediğini sorgulaması kesinlikle kaçınılmazdır. Yediği lokmanın hayatına sirayet edeceğine inanan bir gelenekten geliyoruz. Neleri rahatlıkla yiyip nelerden sakınmamız gerektiği bilincine ulaşmak için de “bilinçli tüketici” kavramı karşımıza çıkıyor. Türkiye'de ve dünyada Müslümanlar, “helal gıda” damgası olan ürünlere önem veriyor. Peki, her helal gıda damgası taşıyan ürün gerçekten de helal mi, sertifikasyon süreçleri nasıl işler, bireysel olarak nasıl bilinçlenebiliriz gibi sorular akla geliyor. İşte bu noktada, büyük emekler sarf eden bir gönüllü var: Dilara Faslak
Almanya’da doğup büyüyen ve gurbetçi bir ailenin evladı olan Dilara Faslak, ilkokul ve lise eğitimini Almanya’da tamamlar. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından başlatılan ve koordine edilen, yurt dışında lise öğrenimini tamamlamış öğrencilerin Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde lisans düzeyinde dinî yükseköğrenim görmelerini amaçlayan UİP (Uluslararası İlahiyat Programı) kapsamında Türkiye'ye gelir. Ankara Üniversitesinde lisans eğitimini başarılı bir şekilde tamamlayan Faslak, yine aynı üniversitede helal gıda ile alakalı İslam hukuku alanında yüksek lisansını bitirir. İlahiyat okumaktaki amaçlarından birini helal gıda alanında fetvalara ilgi duyması olarak açıklar. Hâlihazırda Almanya’da helal gıda belgelendirme alanında denetçi olarak çalışmakta olan Dilara Faslak’ın hayatının merkezindeki tek kavram helal gıdadır diyebiliriz.
On seneyi aşkın süredir Avrupa’da helal gıda alanında araştırmalar yapan Faslak, bu araştırmalarını son yıllarda sosyal medya platformlarında paylaşır ve bilgilendirici paylaşımları çok ilgi görür. Faslak’ın serüveni, kendi ifadesiyle şöyle başlar: “2011 yılında bir market alışverişi sırasında tost peyniri alacaktım. Paketin üstünde hayvansal ve mikrobiyel mayadan üretildiği yazıyordu, içime bir şüphe düştü. Market çalışanına sordum. O da, ‘Bilmiyorum ama birçok Müslüman bu peyniri alıyor.’ dedi. Bu cevap beni tatmin etmeyince araştırmaya başladım.” İşte bu araştırmalar, helal gıda ile alakalı çalışmalarının başlangıç fitilini ateşler. Bundan sonra gıda maddesi üreten birçok firmaya, hangi ürünlerinde hayvansal gıda ve alkol kullanıp kullanmadıklarını öğrenmek için mailler atmaya, buradan topladığı binlerce ürüne ait bilgileri listeleyip düzenli bir şekilde kendi arşivinde tutmaya başlar. Daha sonra helal gıda ile alakalı bilgiler paylaşan gönüllü bir platformda, şirketlerden aldığı bu cevapları paylaşmaya başlayıp bu organizasyonda görev alır. Faslak’ın bireysellikten çıkıp kurumsal olma yolunda attığı bu ilk adım ile artık paylaşımları daha düzenli bir platformda yer alır.
Faslak, yasalarda açık bir şekilde belirtilmediği için her ürünün helal olup olmadığını yazma zorunluluğu olmadığını ifade eder ve ekler: “Birçok ürüne aroma konuluyor, bu aromalar yağdan oluştuğu için üretimde ürünlerle karışması için çözeltilmesi lazım, bunun için de genellikle alkol kullanılıyor ve bu çoğu zaman yazılmıyor, çünkü yasalara göre şirketler hangi madde ile aromayı çözdüğünü ürün üzerine yazmak zorunda değil.” Günümüzde bir kesim tarafından benimsenen vegan ürünlere de temas eden Faslak, hayvansal ürün içermeyen her vegan ürünün helal olmayabileceğini; sebebinin de birçok vegan üründe alkol kullanımı olduğunu söyler.
Faslak; Türkiye’de HAK’ın (Helal Akreditasyon Kurumu), kamu kurumu olarak helal gıda damgası basan kuruluşları ve kriterlerini sıkı bir şekilde denetlediğini ifade ediyor. Düzenli çalıştaylarla helal gıda alanında ilerleme kaydeden Helal Akreditasyon Kurumu, Diyanet İşleri Başkanlığı ile helal gıda konularında sıkı bir koordinasyon içerisinde çalışmalarını sürdürüyor. Kurum, IFHAB (Helal Akreditasyon Kurumları İslami Forumu) ismiyle uluslararası geçerliliğe sahip çatı bir kuruluş kurma çalışmalarını da devam ettiriyor. Faslak, İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından helal gıda alanında, SMIC (İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü) isimli bir oluşum kurulduğundan bahsediyor. SMIC teşkilatı, Türkiye’nin de içinde olduğu 57 Müslüman ülkenin katılımıyla helal gıda konusunda belli başlı standartlara karar veren bir kuruluş konumunda.Faslak, “Bu kurumların şöyle bir önemi var: Şayet helal damgası vuran bir şirket, akreditasyon kurumları tarafından tanınmışsa damga vurma yetkisine sahip; aksi hâlde, damga vurma yetkisi elinden alınmış olur ve denetlenir.” diyor. Vatandaşlarımız hangi şirketlerin helal damgası vurmak için akredite edildiğini ise Helal Akreditasyon Kurumu sitesinden güncel olarak takip edebilir.
Almanya'da yaşamına devam eden Dilara Faslak, kamu kuruluşlarında ve DİTİB (Diyanet İşleri Türk İslam Birliği) başta olmak üzere birçok STK’de Müslümanları aydınlatıcı helal gıda seminerleri ve konferansları vermeye devam ediyor. Helal gıda araştırmaları ve paylaşımları ile Müslümanların farkındalıklarını artırıp hayatlarını olumlu yönde değiştirdiğine dair güzel geri dönüşler alıyor.
Son olarak, Dilara Faslak’ın Helal Gıda Rehberi başlıklı bir kitabı olduğunu ve “Halal Check” isminde, market ürünlerinin helal olup olmadığını barkodunu okutarak tespit eden cep telefonu uygulaması geliştirdiğini de ifade edelim.