Bİ KAHVE


Bİ’ KELİME

Tahtaboş


Farsça “tahta” ve “örten” anlamına gelen “pūş” kelimelerinin birleşiminden türetilen tahtaboş, geleneksel Türk mimarisinin özgün detaylarından biri olan, evlerin üst katlarında veya damlarında bulunan, çevresi korkuluklarla çevrili ahşap taraçalara verilen isimdir. Genellikle çamaşır sermek gibi günlük işler için tasarlanan bu açık alanlar, aynı zamanda sıcak yaz akşamlarında hane halkının serinlemesini ve gökyüzüyle buluşmasını sağlar.

Sokaktan bakıldığında evin dış cephesine hareket katan tahtaboşlar, mimari açıdan evin iç mekânını dış dünyaya bağlayan bir köprü görevi görür. Modern yapılaşma ile birlikte yerini beton balkonlara bırakmış olsa da tahtaboşlar, eski İstanbul evlerinin ve Anadolu konaklarının estetik hafızasında yaşayan, evin âdeta nefes alan birer parçasıdır. Bu alanlar, geçmişin komşuluk ilişkilerinde ve ev içi disiplininde hem bir çalışma alanı hem de huzurlu bir dinlenme köşesi olarak önemli bir yer tutar.

Bİ’ ESER

Hala Sultan Tekkesi

Kıbrıs’ın Larnaka şehri yakınlarındaki Tuz Gölü kıyısında yer alan Hala Sultan Tekkesi, adadaki İslam varlığının en köklü ve en kıymetli simgesidir. Tekke, ismini Hz. Peygamber’in süt halası Ümmü Haram bint Milhan’dan (r.a.) alır. Hz. Osman (r.a.) döneminde düzenlenen ilk Kıbrıs seferine eşiyle birlikte katılan Ümmü Haram, bugün türbesinin bulunduğu noktada şehit düşmüştür. 1571’de adanın Osmanlılar tarafından fethinden sonra kabri ihya edilmiş; zamanla cami, şadırvan ve misafirhanelerin eklenmesiyle küçük bir külliyeye dönüşmüştür.

Kıbrıs Türkleri için en önemli ziyaretgâh kabul edilen bu mekân derin bir hürmetle korunmuştur. Öyle ki Birinci Dünya Savaşı’na kadar buradan geçen Osmanlı gemilerinin türbeyi top atışıyla selamlaması, bu kadim mekâna verilen değerin eşsiz bir göstergesidir. İçerisinde Hala Sultan’ın kabrini taçlandıran ve hakkında çeşitli efsaneler anlatılan devasa taş, tekkenin manevi atmosferini tamamlayan en dikkat çekici unsurlardan biridir.

Bİ’ SORU

Güneşe Çıkamama Hastalığı Nedir?

Tıbbi literatürde “weroderma pigmentosum (XP)” olarak tanımlanan güneşe çıkamama hastalığı, cildin ultraviyole ışınlarına karşı aşırı hassas olduğu genetik bir durumdur. Normal şartlarda vücut, güneşin DNA üzerinde yarattığı tahribatı belirli enzimlerle onarırken bu hastalığa sahip bireylerde söz konusu mekanizma işlevini yerine getiremez. Bu genetik eksiklik neticesinde, güneşle temas eden bölgelerde hızla şiddetli yanıklar, ağrılı döküntüler ve kalıcı lekeler oluşur. Basit bir güneş alerjisinden farklı olarak XP, tedavi edilmediğinde çok daha ağır cilt hasarlarına ve kronik sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Ultraviyole duyarlılığı bazen o kadar uç noktalara varır ki hastalar gün ışığında dışarı çıkamaz ve hayatlarını özel korunaklı alanlarda sürdürmek zorunda kalırlar. Görme duyusunu da etkileyebilen bu rahatsızlık, yaşam boyu güneşten tam izolasyon gerektirir.

(https://www.medicalpark.com.tr/)

Bİ’ BİLGİ

Arktik Bölgesi’nin

Beyaz Devleri

Kutup ayılarının bembeyaz karlar arasında kamufle olmasını sağlayan o ikonik görüntüsü şaşırtıcı bir yanılsamadır. Bu görkemli canlıların kalın kürklerinin altında saklı olan deri rengi aslında tamamen siyahtır. Koyu renk pigmentasyonu, dondurucu Arktik soğuğunda hayatta kalabilmek için geliştirilmiş hayati bir savunma mekanizmasıdır. Siyah deri, güneşten gelen sınırlı ısı enerjisini en etkili şekilde emerek vücut sıcaklığının korunmasına yardımcı olur. Üstteki şeffaf ve içi boş kıl yapısı güneş ışığını kırarak beyaz bir görünüm oluştururken ışığı doğrudan deriye kadar iletir. Alttaki siyah deri ise âdeta bir güneş paneli gibi çalışarak bu ısıyı vücut içinde hapseder. Eğer derileri kürkleri gibi beyaz olsaydı güneş ışığını geri yansıtacakları için bu zorlu coğrafyada ısınmaları imkânsız hâle gelirdi. Dolayısıyla kutup ayıları aslında beyaz değil siyah derili ve ışığı yansıtan özel bir kürk yapısına sahip olan canlılardır.

Bİ’ ALINTI

Hayatı sadeleştirmek gerekiyor; basit yaşayan insanlar, kanaat edebilenler, ele geçirmeyi reddedenler, kendilerini sınırlandırabilenler bir adım önde yürüyor. Onlar, nadide sarı laleler gibi, ışıltılarıyla dünyayı güzelleştiriyor.

Yavaşla,

Kemal Sayar