Söyleşi: Mahir KILINÇ
Efes Antik Kenti, Saint John Kilisesi, Ayasuluk gibi pek çok tarihi yapının içerisinde yer alan ve 1375 yılında inşa edilen İsabey Camii’nin imamısınız ve pek çok yabancı turisti ağırlamaktasınız. Yabancı dil öğrenerek turistlere camiyi ve özellikle de İslam’ı anlatma serüveniniz nasıl başladı?
İsabey Camii, Aydınoğulları Beyliği Dönemi’nde Fahrettin İsa Bey tarafından Efes Harabeleri’nden getirilen taşlarla, Artemis Tapınağı’ndan getirilen sütunlarla yapılmış tarihî bir camidir ve pek çok tarihî, dinî açıdan önemli yapılara da komşudur. Bundan ötürü de tam anlamıyla turistik merkezdir. Katolik, Ortodoks ve diğer mezheplerden misyonerler bölgede ciddi şekilde faaliyet göstermektedir. Düşünün, Güney Kore’den gelip Selçuk’ta ev satın alıp oraya Manastır ismini veren rahiplerle tanıştım. Bunun üzerine ben de kendi dinim, vatanım, milletim, kültürüm adına bir şeyler yapmaya karar verdim. Türkiye’de turist ziyaretinin en çok olduğu Sultanahmet Camii’ne gittim. Orada turistlerin ziyaretine yönelik hazırlanmış uyarı ve yönlendirme levhalarını, kitapları, broşürleri, ziyaretçi bayanlar için hazırlanmış cami kıyafetlerini ve başörtülerini yerinde gördüm birer adet numune aldım. Sultanahmet Camii’nin dernek başkanı ve görevlileri yayınlar başta olmak üzere yardımda bulundu. Yaptırdığım stantlara İslam’ı yabancı dilde anlatan broşürleri ve Kur’an-ı Kerim’leri yerleştirdim.
Camimize gelen turistlere İngilizce “İsabey Camii’ne hoş geldiniz!” diyerek onlara misafir şekeri ve kolonya ikram etmeye başladım. Sonrasında bu sözlerime “Kitap ve broşürler ücretsizdir, alabilirsiniz.” sözlerini de İngilizce olarak ekledim. Bunlara da bazı cümleler daha ilave ederek kendimce etkili olacağını zannettiğim bir metin oluşturdum. Bir gün Efes kazılarını yıllarca yöneten Avusturyalı bir arkeoloğun öldüğünü ve cenazesinin de İsabey Camii’nden kaldırılmasını vasiyet ettiğini söylediler. Ben de bunu bir fırsat bilerek İngilizce bir konuşma hazırladım. Konuşmanın ardından da yakınlarına başsağlığı dileyip Kur’an’ın önemini onlara anlattım. Bu cenazeden sonra insanlara İslam’ı tanıtırken söylediğim cümleleri toparlayıp İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, İspanyolca, Hollandacaya tercüme ettirip “Hayatınızın En Güzel Daveti” başlığı altında bastırarak ziyaretçilere Kur’an-ı Kerim’le dağıtmaya başladım. İsabey Camii’nde göreve başladığım günden beri bu hizmetimi devam ettiriyorum.
İslamofobi rüzgârının estirildiği dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen turistler sizi ve sizin anlatımınızla İslam’ı tanıdıklarında neler yaşıyorlar ve size ne gibi sorular soruyorlar?
Camimize gelen ve İslam’ı tebliğ ettiğim turistler içerisinde özellikle Batılıların İslam’a karşı çok ön yargılı olduklarını gördüm. Müslümanlar hakkında çok olumsuz kanaatlere sahip Batılıları kendilerine karşılıksız bir şeylerin ikram edilmesi hayrete düşürüyor.
Kendilerine İslam’ı anlattığımız ve Kur’an-ı Kerim hediye ettiğimiz turistler bize İslam dininde hangi ibadetlerin yapıldığını, ibadet esnasında okunan Kur’an-ı Kerim’in neden Arapça olduğunu ve okunduğunu soruyorlar. Özellikle ezan vaktinde gelenler ya da ezanı duyup da etkilenenler, ezanın anlamını merak ediyor. Ayrıca biz Müslümanların aile hayatıyla ilgili sorular da soruyorlar.
Pek çok yabancı turistin ziyaret ettiği tarihî bir camide görev yapıyor olmak size ne gibi sorumluluklar yüklüyor ve bu sorumluluk hissiyle hem kendinize hem de ziyarete gelen kimselere yönelik neler yapıyorsunuz?
Öncelikle devletime, milletime karşı bir din görevlisi olarak sorumluluğum var. Dünyanın dört bir yanından gelip bir şekilde benimle yolu kesişen insanlara karşı da İslam’ı tebliğ etme ve onları Kur’an’la tanıştırma sorumluluğum var. İşte bu sorumlulukların ağırlığını üzerimde hissediyorum. Bu nedenle de imam odamı yaşanılabilir bir mekân hâline getirdim. Çünkü bu sorumluluğumu yerine getirebilmek için sabah 8.30’dan yatsı namazı bitinceye kadar çok önemli bir işim olmadığı sürece hep camide kalmaya devam ediyorum. Haftalık izinlerimi bile 15 günde bir kullanıyorum. Hatta o izin günümde de uzaktaki yaşlı anne babamı ziyarete edip onların eksiklerini tamamlayıp tekrar görevime dönüyorum.
Camiye gelen her bir turisti hidayete ermeye aday kimse gibi görüyorum, herkesi aynı hoşgörü ve güler yüzle karşılamaya çalışıyorum. Her gelen turisti caminin kapısında kolonya, çikolata ve şeker ikramıyla karşılıyorum. Onlara kendi dillerinde hitap ederek İslam’a dair merak ettiklerini anlatmaya çalışıyorum. Ayrıca İslam’ı anlatan pek çok yabancı dilde broşür, kitapçık ve Kur’an-ı Kerim dağıtıyorum.
Siz, rahmetle yâd ettiğimiz özel harekât polisimiz Şehit Ahmet Alp’in de babasısınız. Şehit babası bir imam olmak sizin dünyanızda nasıl bir duygu oluşturuyor ve bu durum hayatınıza nasıl yansıyor?
İmam olarak görev yaptığım 39 yıl boyunca gerek vaazlarımda gerek okuduğum hutbelerde şehadeti, vatan sevgisini anlatmaya çalıştım. Ancak oğlumun şehadetinden sonra anlatmayla yaşamanın çok farklı olduğunu anladım. Bir şehidin babası olma şerefini taşıyan biri olarak şehidimizin ve diğer şehitlerimizin yaptıkları eşsiz kahramanlıklar milletimizin iman dolu gönlünde istisnasız bir şekilde karşılık bulmakta. Şehitlerimizin kahramanlıkları milletimizce bize saygı, hürmet ve sevgi olarak geri dönüyor. Biz de bundan çok büyük mutluluk duymaktayız. Düşünebiliyor musunuz bizim simamızı tanıyan gördüğü yerde bize hürmet eden, millî duyguları kabaran nice insanla tanışıyoruz. Onlarla vatan, millet, bayrak ve ezan şuurumuzu konuşuyoruz. Tabii ki bu şehitlerimiz vasıtasıyla oluyor.
Şehit oğluma muhabbetim şehadetinden sonra kat kat arttı, ona diğer evlatlarıma duymadığım özel bir saygı besliyorum. Çünkü o bir şehit ve artık bundan sonra ben de her duamda, “Ya Rabbi bana da bu yüce şehitlik makamını nasip eyle!” diye dua ediyorum.
Öz Geçmiş
İbrahim Taşdemir, 1964 yılında Manisa’nın Selendi ilçesinde doğdu. Kütahya’nın Simav ilçesinde 1975’te ilkokulu, 1984’te İmam-Hatip Lisesini bitirdi. Gaziantep’e 1985 yılında imam hatip olarak atanan Taşdemir, 1994 yılında işletme fakültesini, 1998 yılında da İzmir’de İlahiyat Fakültesini bitirdi. Sırasıyla Manisa/Salihli’de, İzmir/Urla’da ve Hollanda’da imam hatiplik görevini yerine getiren İbrahim Taşdemir, hâlen İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan İsabey Camii’nde görevini sürdürmektedir.