GÖBEKLİTEPE
Alparslan AKÇA
1986 yılında, Şanlıurfa’nın şehir merkezine 22 kilometre uzaklıktaki Örencik köyü sakinlerinden bir çiftçi, köyün 2,5 kilometre doğusunda yer alan Göbeklitepe mevkiinde yer alan tarlasını
karasabanla sürerken T şeklinde oymalı iki taş buldu.
Daha önce böyle bir taşla karşılaşmayan köylü, önemli bir şey bulduğu düşüncesiyle bu taşları özenle at arabasına yükledi ve Şanlıurfa şehir merkezindeki müzeye götürdü. Müze yetkililerince ne olduğu anlaşılamayan bu taşlar, müze bahçesinde yıllarca atıl beklediler.
Ta ki 1994 yılında Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt tarafından fark edilene kadar. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden alınan izinle Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında 1995 yılında kazı çalışmalarına başlandı. Yıllar süren çalışmalar eticesinde bu bölgede, Neolitik döneme ait boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton olan, yabani hayvan figürlü dikili taşlar bulundu. Aynı zamanda 8 ila 30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli “dünyanın en eski tapınak kalıntıları” ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre
İnsanlık tarihininsorgulanmasına ve insanın doğayla ilişkisi, yaşam biçimi, inançları, mimari ve görsel sanat anlayışı gibi birçok yönünün tekrar gözden geçirilmesine neden olan kazı çalışmaları, klişe olarak kabul görülen ilkel avcı/toplayıcı tanımının da yeniden değerlendirilmesine neden oldu. uzunluğunda insan heykeli gibi çeşitli tarihî eserlerin gün yüzüne çıkarılmasıyla “tarihin en büyük arkeolojik keşfi” böylece gerçekleşmiş oldu.
Bölgedeki çalışmalar sonucunda elde edilen bulgulara göre, sadece anıtsal mimarisiyle ve tarihin bilinen ilk ibadethanesi oluşuyla değil, aynı zamanda küçük taş heykelciklerden hayvan heykellerine, süslü anıt taşlara kadar çeşitli sanat eserleriyle de eşsiz olan Göbeklitepe; 12 bin yıllık dinî, sosyal, toplumsal, mimari, sanatsal geçmişiyle 2018 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alındı.
Gerçek bir “insanlık mirası” ve “kırılma noktası” olarak kayıtlara geçen Göbeklitepe’nin keşfi, insanlık tarihinin dinî ve sosyal gerçeğine dair bütün yerleşik kanaati yerle bir etti, bölgede hâlâ devam eden çalışmalar ve yeni bulgularla daha çok ezberin bozulacağı öngörülüyor.