CİĞERLERİNİZ KONUŞABİLSEYDİ

"BİR NEFES ARA VERİN BİZE!”

Dr. Mustafa YAŞAR

Hayatınızda hiç durup da “Ne güzel nefes alıyorum ya, harika bir şey bu!” dediniz mi? Muhtemelen hayır. Çünkü nefes almak o kadar doğal bir durum ki biz farkında bile olmadan ciğerlerimiz günde yaklaşık yirmi bin kez şişip söner. Gece uyurken bile! Yani siz rahat rahat uyurken ciğerleriniz gece vardiyasında çalışmaya devam eder. Düşünsenize; hiç mola vermeyen, hiç tatile çıkmayan, şikâyet bile etmeyen bir çalışan…

İşte solunum sisteminiz tam olarak böyle bir kahramandır.

Peki, bu sistem nasıl çalışır? Burundan ya da ağızdan aldığımız hava, önce yutak ve gırtlaktan geçer; oradan nefes borusuna yani trakeaya iner. Nefes borusu göğüste ikiye ayrılarak bronşları oluşturur; bunlar da dallanıp budaklanarak küçücük bronşiyollere dönüşür. En sonunda hava, üzüm salkımı gibi dizilmiş “alveol” denen milyonlarca hava keseciğine ulaşır. İşte bütün sihir burada gerçekleşir: Temiz oksijen kana geçer, kullanılmış karbondioksit ise nefes verilerek dışarı atılır. Kısacası, ciğerleriniz vücudun havalandırma sistemidir; pencereleri açamazsınız ama ciğerleriniz sizin için bunu yapar.

Ne var ki bu muhteşem sistem bazen sıkıntıya düşer. Soğuk algınlığı ve grip en klasik sorunlardır; burun tıkanır, boğaz yanar, öksürük başlar, insan kendini bir kamyonun altında kalmış gibi hisseder.

Bronşit geldiğinde bronşlar iltihaplanır, göğüste bir sıkışma hissi olur ve öksürük insanın yakasını bırakmaz.

Astım ise hava yollarının daralmasıdır; nefes almak birdenbire ince bir pipetten hava çekmeye döner.

Sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıdır; baş ağrır, yüzde basınç oluşur, koku alma deseniz yoktur.

Bir de alerjik rinit vardır ki bahar geldi mi çiçek açacağına gözler yaşarır, burun akar, aksırık tutturur. Sanki vücut çiçeklere, “Siz kimsiniz, gidin buradan!” diye bağırır.

İşte tam bu noktada kadim bilgiler yine imdadımıza yetişiyor. Atalarımız, yüzyıllardır solunum yollarını rahatlatmak, öksürüğü dindirmek ve nefes almayı kolaylaştırmak için bazı bitkileri kullanmış. Bu bitkiler ne antibiyotik ne de astım ilacıdır ama solunum sistemine, “Gel, seni biraz rahatlatayım.” diyen şefkatli birer dost gibidir. Haydi, gelin tanışalım.

İlk dostumuz okaliptüstür. Okaliptüsün yapraklarından elde edilen yağ, tıkalı bir burnu açmakta âdeta sihir gibi çalışır. Bir kâse kaynar suya birkaç damla okaliptüs yağı damlatıp buharını solumak, sinüslerin, “Aaa, demek dünya böyle kokuyormuş; unuttuk vallahi!” demesi için yeterlidir. Okaliptüs göğüsteki sıkışıklığı da gevşetir, balgamı sulandırarak atılmasını kolaylaştırır. Kış aylarının vazgeçilmez bitkisidir.

Ihlamur, bizim memleketin süperstarıdır. Soğuk algınlığı mı kaptınız; annenizin ilk yapacağı şey bir bardak ıhlamur demlemektir, değil mi? Bu gelenek boşuna değildir. Ihlamur, terlemeyi artırarak vücut ısısını düşürmeye yardımcı olur, boğaz ağrısını yumuşatır ve hafif yatıştırıcı etkisiyle hastayken rahat uyumanızı sağlar. Bir bardak ıhlamura bir kaşık bal ve birkaç damla limon ekleyin; ortaya hem lezzetli hem de şifalı bir iksir çıkar.

Kekik, mutfağın baharatı olmanın çok ötesindedir. İçindeki timol maddesi, doğal bir antiseptik gibi çalışır; solunum yollarındaki mikroplarla savaşır, öksürüğü yatıştırır ve bronşlardaki iltihabı azaltır. Kuru kekiği çay olarak demleyebilir ya da taze kekiği kaynar suda haşlayıp buharını soluyabilirsiniz. Öksürük krizlerinde bir fincan kekik çayı, gırtlağa âdeta sıcak bir kucaklama gibi gelir.

Zencefil, sindirim yazımızda da karşımıza çıkmıştı; bu bitki neredeyse her derde dermandır. Solunum söz konusu olduğunda iltihap giderici ve balgam söktürücü özellikleriyle öne çıkar. Boğaz ağrısına iyi gelir, soğuk algınlığının süresini kısaltmaya yardımcı olabilir. Taze zencefili rendeleyin, kaynar suya atın, bal ve limon ekleyin; kışın en güçlü kalkanını hazırlamış olursunuz.

Hatmi çiçeği, kökünde bulunan müsilaj denen kaygan madde sayesinde boğazda ve solunum yollarında koruyucu bir tabaka oluşturur. Kuru öksürüğü yumuşatır, boğazdaki tahrişi azaltır. Yani boğaza, “Merak etme, ben seni sarıp sarmalayacağım.” diyen yumuşacık bir battaniye gibidir. Kurutulmuş kökü, soğuk suda sekiz saat bekletilerek ya da kaynar suda demlenerek tüketilir.

Adaçayı, boğaz enfeksiyonlarında halk arasında en çok başvurulan bitkilerden biridir. Antiseptik ve iltihap giderici özellikleri sayesinde boğaz ağrısını dindirir. Adaçayı çayıyla gargara yapmak, boğazdaki mikroplara, “Buranın yeni patronu benim!” demek gibidir. Çay olarak da içilebilir ama fazla tüketmekten kaçınmak gerekir; günde iki fincandan fazlası önerilmez.

Son olarak naneyi unutmayalım. Nanedeki mentol maddesi burun tıkanıklığını açar, solunum yollarını ferahlatır ve öksürüğü yatıştırır. Nane çayı içmek veya nane yağıyla buhar solumak, ciğerlere taze bir rüzgâr estirmek gibidir. Üstelik o ferahlatıcı etkiyi daha ilk yudumda hissedersiniz.

Gelelim en etkili formüle. Adını “Ciğerlerin Bahar Esintisi Çayı” koyalım.

Ciğerlerin Bahar Esintisi Çayı

Bir bardağa bir tatlı kaşığı kuru kekik, bir tatlı kaşığı ıhlamur çiçeği, yarım tatlı kaşığı kuru nane yaprağı ve iki ince dilim taze zencefil koyun. Taze zencefiliniz yoksa yarım tatlı kaşığı toz zencefil de olur. Üzerine bir büyük bardak fokur fokur kaynar su dökün.

Bardağın ağzını kapatıp on dakika demlenmeye bırakın. Bu sürede uçucu yağlar buharla kaçmasın, suyun içinde kalsın. Süzün, bir tatlı kaşığı bal ekleyin ve birkaç damla limon sıkın. Ilık olarak yudumlarken derin derin nefes alın; o buharı solumak bile burnu ve göğsü ferahlatacaktır.

Soğuk algınlığı ve grip dönemlerinde günde iki ila üç fincan içebilirsiniz. Sağlıklı günlerde ise günde bir fincan yeterlidir.

Her zaman olduğu gibi şunu da hatırlatalım: Bu bitkiler, solunum sistemine destek olan doğal yardımcılardır; doktorun ve ilacın yerini almazlar. Nefes darlığınız varsa, öksürüğünüz uzun süredir geçmiyorsa veya astım gibi kronik bir rahatsızlığınız varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurun. Hamilelik ve emzirme döneminde bitkisel ürünlere başlamadan önce doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

Sonuç olarak ciğerleriniz, hayatınız boyunca sizin için durmaksızın çalışan, karşılık beklemeyen sadık birer dosttur. Onlara temiz hava, düzenli hareket ve arada bir bu güzel bitki çaylarını ikram edin. O zaman ciğerleriniz, her nefeste size, “Yaşasın, bugün de güzel bir gün!” diye fısıldayacaktır.

Sağlıklı nefesler dilerim!