ÂD KAVMİNDEN LİNCH’E: YARGISIZ İNFAZ GELENEĞİ!
Doç. Dr. Harun BEKİROĞLU
İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
وَاِنّٖي عُذْتُ بِرَبّٖي وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِؗ
“Beni taşa tutmanıza karşı, benim de Rabb’im, sizin de Rabb’iniz olan Allah’a sığınırım.”
(Duhan, 44/20)
Linç kelimesinin Amerikalı bir subay olan William Lynch’in (1742–1820) soyadından geldiği düşünülüyor. Anlatıldığına göre insanları vahşi yöntemlerle katledermiş. Adamlarına talimat verir ve esirleri sopalarla dövdürerek ya da taşlatarak linç ettirirmiş. Hiçbir yasal zemini olmayan bu kanunsuzluğa “linç yasası” adı verilmiş.
Linch’ten Doğan Vahşet
Modern dönemde Lynch’in adını alan bu uygulama, yüzeysel olarak bir insanın zorba ve hukuksuz bir şekilde -üstelik histerik duygularla- yüzlerce insan tarafından dövülerek öldürülmesinden ibaret görülmemelidir. Lincin çok daha korkunç olan yanı, katillere ve en önemlisi topluma “Bir şeyi kalabalık kitleler yapıyorsa meşrudur ve doğrudur.” anlayışını kazandırmasıdır. Cinayet bayağılaşmış, sıradan ve adi bir vakaya dönüşmüştür. Adi (bayağı ve sıradan) kelimesinin Türkçe’ye “âdeten” lafzından geldiği düşünülse de kelimenin helak edilen Âd kabilesine nispeti daha makuldür. Zira “Ne adi adam!” denildiğinde “değersiz ve vasıfsız insan” anlamından ziyade “Âd kabilesinin eylemlerini sürdüren kişi” manası kastedilmektedir. Zira Âdlılar, ellerine aldıkları sopalar, taşlar ve kılıçlarla karşılarındakine saldırırlardı. Tartıştıkları kişiyi hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın öfkeyle ve ne olacağını düşünmeden (cebbâr) öldürürlerdi (Mukatil b. Süleyman, Tefsir, III, 274; Taberi, Camiu’l-Beyan, XVII, 613). Bu nedenle Hz. Hud onlara nasihat etmiş ve şöyle demiştir: “Gücünüzü hep zalim zorbalar gibi mi kullanırsınız?” (Şuara, 26/130) Bu özelliklerinden dolayı Mekkeliler, en güçlü ya da en zorba olan kişiyi Âd kavmine nispetle “Tam bir Âdî ” yani Âdlı diyerek anarlar ve överlerdi (İbn Aşur, et-Taḥrir ve’t-Tenvir, XIX, 165).
Âd kabilesinin linç kültürü, zaman içerisinde siyasi linçten itibar suikastına varıncaya kadar pek çok şekle dönüştü. Bugün taş ve kılıçların yerini, sosyal paylaşım sayfalarındaki mesajlar ile yapay zekâyla üretilmiş videolar aldı.
Suçu Meşrulaştırma Yolu: Linç
Kur’an, peygamberleri ve âlimleri susturamayan müstekbirlerin başvurduğu geleneksel bir yöntemden bahsetmektedir. “Fikre fikirle mukabele” esas olmasına rağmen önde gelen zengin şımarıklar ya da iktidarı ve sermayeyi ellerinde bulunduran güç sahipleri halkı galeyana getirerek tahrik etmiştir. Amaç, insanlığın yararına çalışan (salih) kişileri taşa tutarak linçe maruz bırakmaktır. Böylece kalabalıklar suça ortak olacak ve bir eylem pek çok insana işlettirilerek suç meşrulaşacak ve zulüm normalleştirilecektir. Adil bir yargılama yapılmadan sanığın savunma hakkı elinden alınacaktır. İnsanlar bu kişinin masum olma ihtimalini düşünmeyecektir.
Temel manası “taşa tutma” olan rcm kökü, Kur’an’da beş kez geçmektedir. Bu kullanımları Mushaf tertibine göre okuduğumuzda toplumsal lincin meşru bir vahşete dönüştürülmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır:
1. Hz. Şuayb’ın kan davasını takip edecek bir kabilesi olmasaydı yargılanmadan taşlanarak öldürülecekti (Hud, 11/91). Çünkü hukuksuzluk, güçlü ve kuvvetli olana boyun eğer.
2. Mağaraya sığınan Müslüman gençlerin en büyük endişesi, yakalandıkları zaman dinlerinden dönmeye zorlanmaları ve din değiştirmedikleri halde taşlanarak öldürülecek olmalarıdır (Kehf, 18/20).
3. Putları reddeden Hz. İbrahim, babası tarafından taşlanarak öldürülmekle tehdit edilmiştir (Meryem, 19/46).
4. Antakyalılar, kente musallat olacak iktisadi ya da siyasi bir talihsizliği, Hz. İsa’nın gönderdiği elçilere fatura ettiler. Böylece toplum, psikolojik olarak linci meşrulaştırdı. Ardından da kenti terk etmemeleri halinde hepsini taşlayarak öldüreceklerini söylediler (Yasin, 36/18).
5. Firavun, Hz. Musa’nın dinlerini değiştireceğini ve ülkede kargaşa çıkaracağını söyleyerek Mısırlıları kışkırtmıştır. Bu nedenle de onu taşa tutarak öldürmekle tehdit etmiş ve onun canını Allah’ın bile kurtaramayacağını ima ederek alay etmiştir (Mümin, 40/26). Bu nedenle Hz. Musa taşa tutulmaktan (Duhan, 44/20), kendisini Allah’tan üstün gören ve hesap gününe inanmayan her mütekebbirden Allah’a sığınmıştır (Mümin, 40/27). Çünkü hesap gününde sorguya çekileceğine inanmayan, iyilik yaptığında mükâfat kazanacağına da inanmaz. İşlediği günahların cezalandırılacak olmasından ve yaptığı kötü eylemlerden dolayı kimseden korkmaz (Taberi, Tefsir, XX, 310-311). Taberi’ye (ö. 310/923) göre recm “bazen ağızdan çıkan kelimelerle bazen de elin attığı taşlarla” gerçekleşir. Hz. Musa, -ister ağızdan çıkan hakaret dolu kelimelerle, ister elleriyle atacakları taşlarla olsun- taşlanacak kişinin maruz kalacağı her türlü taşlamadan Allah’a sığınmıştır. Görüldüğü gibi toplumsal itibarsızlaştırma yolu olarak kullanılan hakaret, iftira, aşağılama ve taşlama, bir cinayetin meşrulaştırılması için uygun zemine dönüştürülmektedir.
Siyasi Korkuyu Lince Dönüştürmek
Bir halk kitlesinin sözlü ya da fiilî lince başlayabilmesi için ikna edilmesi gerekir. Bu da halkın sözünü dinlediği kişiler aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Bu nedenle Kur’an’da iktidarların, sermayenin, din ve bilim adamları sınıflarının ortak hareket ederek linç eylemini meşrulaştırdıkları anlatılmaktadır:
Lut kavmi, Hz. Lut ve ona inananların ahlaki dürüstlüğünü bir suç gibi gösterip onları şehirden sürgün etmek için yoğun bir propaganda yürütmüştür (Araf, 7/82).
O dönem Mısır’da sihirbazlık saygın bir meslek olmasına rağmen Firavun, Hz. Musa ve Harun’un getirdiği ilahi mucizeleri “herkesin yapabileceği birer illüzyon” gibi yansıtarak etkisiz kılmaya çalışmıştır. Firavun’un iktidarına güvenen sihirbazların propagandası ise “bu ikilinin iktidarı devirmek isteyen anarşistler” olduğudur (Taha, 20/63). Korku yayarak toplumsal linç tamamlanmalıdır. Onlara göre Hz. Musa elindeki asayla halkın sevgisini kendine çekecek ve Mısırlıları yöneten Firavun soyunu yurtlarından kovup ülkeyi ele geçirecektir. Plana göre, “herkese örnek bir düzen kurmuş devlet adamları”, sözü dinlenen ilim, irfan sahibi soylular ona tabi olup Firavun’u devirecektir.
İnsanlık tarihinden beri hukuksuz ve yargısız infaz, linç kültürünü doğurmuştur. Yerden alınan taşlarla yapılan linç, yerini kelimelerle ve sosyal medyayla icra edilen bir itibarsızlaştırma eylemine bırakmıştır. Bu yöntem ise peygamberlerin değil Firavunların ve zorbaların metodudur.