Bİ KAHVE

Bİ’ KELİME

Diyapazon

Diyapazon, saf sese en yakın sesi elde etmek amacıyla kullanılan iki uçlu metal bir akort çatalı ve akustik bir rezonatördür. İlk olarak 1711 yılında Londra’da müzisyen John Shore tarafından, enstrümanları akort etmek gibi müzikal amaçlarla icat edilmiştir. Zaman içerisinde sağlık alanına kazandırılan bu cihaz; başta kulak-burun-boğaz muayenelerinde işitmenin değerlendirilmesi olmak üzere nörolojik ve ortopedik muayenelerde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Titreştirildiğinde kendine özgü tasarımı sayesinde diğer yan sesleri hızla sönümleyerek geriye sadece temel frekanstaki saf sesi bırakır. Hekimler bu saf sesi kullanarak hastanın işitme kaybının kaynağını saniyeler içinde tespit edebilirler. Günümüzde gelişmiş dijital odyometre cihazları bulunsa da diyapazonlar, muayene odası şartlarında işitme kaybının tipini ve yönünü belirlemede hızlı ve pratik bir ön bilgi sağlayan değerli bir klinik araç olarak rutin şekilde kullanılmaya devam etmektedir. Tıbbın teknolojiye direnç gösteren bu zarif ve klasik üyesi, basit bir fizik kuralının klinikte ne kadar büyük bir hayati kolaylık sağlayabileceğinin en net kanıtıdır.

Bİ’ ESER

Cambridge Matematik Köprüsü

Cambridge Üniversitesinde bulunan Matematik Köprüsü, 1749 yılında William Etheridge tarafından tasarlanan ve James Essex tarafından inşa edilen sıra dışı bir ahşap yapıdır. İlk bakışta sıradan görünse de tamamen düz keresteler kullanılarak göz alıcı bir kavis elde edilmiştir. Yapının en büyüleyici yanı, “teğetsel ve radyal kafesleme” adı verilen özel bir mühendislik tekniğiyle kurulmuş olmasıdır. Bu sistemde, yatay kirişler basınç kuvvetini göğüslerken çapraz yerleştirilen radyal destekler çekme kuvvetini üstlenir. Birbirini mükemmel şekilde dengeleyen bu zıt kuvvetler sayesinde köprü, bükülmeden son derece sağlam bir biçimde ayakta kalır. Ayrıca bu akılcı tasarım, nehir trafiğini engellemeden inşa edilmesine ve hasar gören parçaların köprü yıkılmadan kolayca yenilenebilmesine olanak tanır. Bu sayede köprü, asırlar boyunca nehir üzerindeki heybetli duruşunu hiçbir bozulmaya uğramadan korumayı başarmıştır. Çivisiz yapısı ve geometrik dehasıyla hayranlık uyandıran bu eser, günümüzde de hem estetik hem de mühendislik açısından ilham verici bir anıt olarak kabul edilmektedir.

Bİ’ BİLGİ

Ay’daki Müslüman Âlimler

Astronomi tarihine yön veren Müslüman bilim insanlarının mirası, bugün sadece kütüphane raflarında değil gökyüzünde de yaşamaya devam ediyor. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), insanlığın uzay serüvenine ve astronomiye yaptıkları devasa katkılardan dolayı Ay yüzeyindeki birçok kratere Müslüman âlimlerin isimlerini vermiştir.

Yüzünüzü gökyüzüne çevirdiğinizde Ay’ın kraterlerinde adresi olan bu dehalardan bazıları; Batı dünyasının “Alfraganus” olarak bildiği gök mekaniği uzmanı Ferganî (Alfraganus), sinüs ve kosinüs kavramlarını astronomiye uyarlayan Battanî (Albategnius), optik biliminin kurucusu İbnü’l-Heysem (Alhazen) ve kendi adıyla rasathane kuran hükümdar-bilim insanı Uluğ Bey’dir (Uluğ Beigh). Bu isimler, medeniyetimizin evrensel bilime bıraktığı silinmez imzanın somut birer göstergesidir.

Bİ’ SORU

Zebralar Neden

Siyah-Beyaz Çizgilidir?

Zebraların göz alıcı siyah-beyaz çizgileri yüzyıllardır bilim dünyasının en büyük gizemlerinden biriydi. İlk bakışta bu keskin çizgilerin aslan gibi yırtıcılardan gizlenmeye yaradığı düşünülse de işin aslı çok daha şaşırtıcı bir canlıya dayanıyor. Bu konuda uzun yıllar boyunca evrimsel biyologlar tarafından çok sayıda hipotez üretilmiş, ancak hiçbiri gerçeği tam olarak yansıtmamıştı. Peki, zebraların bu çizgili kıyafetinin arkasındaki gerçek sebep nedir? Bu sorunun cevabı, ölümcül hastalıklar taşıyan at sinekleridir. Bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, siyah-beyaz çizgilerin ışığı yansıtma biçiminin sineklerin gözünde bir tür “görsel illüzyon” yarattığını kanıtladı. Düz renkli hayvanlara rahatça konabilen sinekler, zebraların çizgili kürklerine yaklaştıklarında derinlik algılarını kaybediyor ve iniş yapamayarak uzaklaşmak zorunda kalıyorlar. Yani zebraların çizgileri, onları aslanlardan ziyade doğanın en can sıkıcı zararlılarından koruyan birer “sinek kovucu” kalkan görevi görüyor.

Bİ’ ALINTI

Mutluluğun eksikliğini dünyevi bir nedene bağlayabilen aziz mahluk! Hissetmiyorsun, felaketinin paramparça kalbinde, bozulmuş aklında yattığını hissetmiyorsun, dünyanın bütün kralları bir araya gelse bile sana yardım edemez.

Genç Werther’in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe