TUTUNANLAR YA DA
Unutulanlar Için
Barış Çikolatası / Peace By Chocolate

İshak KOÇ

Charlie ve de fabrikasıyla pek alakası olmayan bir çikolata hikâyesi… Bir yandan da zor şartlar altında elde edilen mülteci statüsünün biraz daha başarılı hâli. Yani herkes yapabildiğiyle, bir iş üstünde gösterdiği başarıyla yahut iyiliksever insanların kol kanat germesiyle yer edinemez, yerleşemez, yerlileşemez. Aksine normal şartlarda yerliler yerlerinden edilir; toprağından koparılıp meçhul bir geleceğe doğru yol alır. Çok çalışıp elde edilenlerin senaryolaşması için bile ayrı bir uğraş gerekir. Barış Çikolatası ise başarı hikâyesidir ve bir komedi-drama göre olağandan farklı sonuçlanır.
Kanadalı yönetmen Jonathan Keijser’in yazıp yönettiği 2021 yapımı Barış Çikolatası, babasının Şam’daki çikolata fabrikası bombalanınca hayalinin peşinden gitmek ve ailesinin mirasını korumak arasında sıkışıp kalan genç mülteci Tarık’ın (Eyhem Ebu Ammar) macerasıdır. Gerçek bir hikâyeyi merkeze alan film, ilk gösterimini Tribeca Film Festivali’nde yapar. Ardından da pek çok festivalde ödüller alır. Hatem Ali, Yara Sabri, Eyhem Ebu Ammar gibi Suriye kökenli oyuncular Suriyeli karakteristiğini en iyi şekilde yansıtırken Mark Camacho da başlı başına içten bir Kanadalı yardımseverliğini oynar. Birçok örnekte görüleceği üzere o coğrafyanın insanı yardımseverliği, kendisine yardım edildiğinde sevinen türden değil yardım ettiğini sevindirmek biçiminde anlar. Bu durum da çikolata gibi mutluluk verici bir unsurla somutlaşmış olur.
Tarık, karlı bir ovaya doğru bakarken adım adım yaşadıklarını hatırlar. Biraz Godardvâri hızlı geçişlerle, yönetmenin önemli anları donduran kesmeleriyle ve eklemlenmiş sekansın ucunda “Bundan daha kötülerini de atlattık.” mealinde filmin ilk repliğiyle… O teselli insanı ayakta tutar. Daha kötülerini atlatmış olmak! Ve yaşamak için gitmekten başka şansı olmayanların güçlü bir umuda ihtiyacı vardır. Şam’dır kendisini her terk edenin geri dönmek umuduyla çıktığı yer. Üç yıl sonra Kanada soğuğunda nefes alınır. Gözlerde keder, dudaklarda buhar, yürüyüşte vakarla…
Kanada’nın Nova Scotia bölgesine bağlı Antigonish’in taşrasına yerleşince ailenin babası İssam (Hatem Ali) Şam’dayken iştigal ettikleri işi yapmaya karar verir. Aslında başka şansları da yoktur ama köklü bir iş kurmanın peşinde koşturabilecek olan tek oğul Tarık, başka arayışlardadır. Ancak bu arayışlar olumlu neticelenmez; Tarık’ın tıp fakültesi başvuruları, kız kardeşi Âlâ’nınsa Amerika’dan yanlarına geçmek için vizesi hep reddedilir. İssam en iyi bildiği şeyi yapmakta ısrarcıdır; yaptığını âdeta konuşturur ve hep birlikte çikolata işine girmek kaçınılmaz olur. Tadan bayılır, yiyen bir daha ister lakin amatör üretimi girişime çevirmek için finansman bulmak iktiza eder. Frank’in (Mark Camacho) aracılığıyla bir banka yüzde on altı faizle kredi vermeyi kabul eder. Bu noktada hassasiyetler, inanışlar, eyleyişler devreye girer. Faiz haramdır. İnsanların İslam’dan pek de haberdar olmadığı bir toplulukta namazlarını mümkün mertebe cemaatle kılan bu Müslümanlar, doğal olarak faizle finanse edilmeye karşı çıkar. Doğal olmayan, Müslümanlar arasında faizin insafsız, izansız, orantısızca yaygınlaştığı; çerez niyetine alınıp verildiği topluluklardır.
Anneleri Şehnaz (Yara Sabri) için televizyon hep açıktır, Lübnan’da mülteci kamplarından sınır dışı edilmeye zorlanan Suriyelileri izler. Oğlu; “Bunu neden izliyorsun?” diye sorduğundaysa verdiği yanıt acıklıdır: “Ne diyorlar anlamıyorum ama hep bizim oraları gösteriyorlar.” İnsan evladı, kendi memleketinde dahi “bizim oraları” izlemelere doyamaz. Yurdundan edilmiş bu insanlar, ne denli rahata ermiş olsalar da düşünde memleketini görmekten kendilerini alamazlar. Kendi topraklarındaki düşten bombalarla uyandırılmış, kaçmaktan ve kaçınmaktan başka çaresi kalmamış, nihayet dünyanın diğer ucunda nefes almayı başarmış olsa bile…
Yine kanatsız Kanadalı Frank’in; “Şam ya da Delaware, çocuklar hep aynıdır. Ve sen de öyle davranıyorsun.” çıkışması, hem dünyanın her yerinde baba-oğul arasındaki ilişkilerin benzeşimi açısından hem de çocukluğun evrenselliği bağlamında kayda değerdir. Bir müddet sonra bu saptamayı Issam’la Tarık kavgası tamamlar:
- Buraya geldiğinden beri beni dinlemedin.
- Hayatım boyunca seni dinledim.
- Ah! Çünkü bu bir evladın rolüdür.
- Suriye’de, burada değil!
- Eğer Suriye’yi geride bırakırsan ömrünce hiçbir şeyin olmaz. Ailen olmasaydı ne yapardın?
Başarı hikâyeleri çoğu zaman mutlu sonla biter. Kişilerin yaşadıklarına özel senaryo ya da hayatının kimi kesitleri filme alınanlar için böyle bir mutlu sondan söz edilebilir. Lakin Issam karakterini başarıyla oynayan Hatem Ali 2020’de Kahire’de krizlere uğrayan kalbine yenik düşer. Şam’da Bab es-Sağir mezarlığına defnedilir. Yani onunkisi son oynadığı İssam’ın hikâyesi gibi olmaz. 1967’de siyonist işgaline uğrayan Golan Tepeleri’nde başlayan hayat, bir başka grubun darbeyle sindirdiği Kahire’de sonlanır. Yaşam serencamında çikolata yoktur ama sürüyle sinema ve televizyon filmi, senaryo ve de tiyatro eseri vardır. Gerçek başarı belki budur ama iste yaşanacak bir memleket bulup markalaşacak imkân bulunmaz. Belki evrensel gerçeklik de böyle bir şeydir.
Orijinal İsmi:
Peace by Chocolate
Süre:
93 dk
Tür:
Drama
Yönetmen:
Jonathan Keijser
Senarist:
Jonathan Keijser, Abdul Malik
Yapım:
2021 -Kanada