AİLE MEDENİYETİMİZ

Süreyya MERİÇ

İnsanoğlunun dünyaya gözlerini açtığında karşılaştığı ilk sosyal yapı ailedir. Aile kurumundan mahrum olan çocuklar toplumun uhdesine tevdi edilen birer emanettir. Zira tüm devlet sistemleri için aile, toplumun temel yapı taşıdır. Gelecek nesiller sevgi ve saygının egemen olduğu aile ortamında, ebeveynler eliyle şekillenecektir. Bu nedenle ailenin sevgi ve saygı temelinde kurulması toplumların genel prensipleri arasındadır. Sağlıksız temeller üzerine inşa edilen evlilik, yuva sıcaklığına sahip olamaz. Böylesi ailelerde yetişen nesiller de olası tehditlere açık hâle gelir.
Aile kurumunu her türlü tehlikeden korumayı hem dinî hem de toplumsal bir vazife olarak gören Diyanet İşleri Başkanlığı da neşrettiği eserler aracılığıyla bu sorumluluğunu yerine getirir. Editörlüğünü Prof. Dr. H. Yusuf Acuner ile Öğr. Gör. Süleyman Kandemir’in üstlendiği Aile Medeniyetimiz kitabı ailenin korunması ve aile hukuku açısından yüzümüzü Batı’ya değil kendi özümüze, öz değerlerimize çevirmenin gerekliliğine vurgu yapar.
Kitap üç ana bölümden müteşekkildir. İlk bölümde aile müessesesinin ve ailenin korunmasının hukuki durumu ele alınır. Türk hukuku ve mer’i hukuk açısından aile kurumu, İslamiyet öncesi ve sonrası dönemde aile, dünyada ve Türkiye’de aile ve kadına ilişkin düzenlemeler bu bölümün başlıkları arasında yer alır. Yine bu bölümde ailenin korunmasına yönelik çözüm önerileri de sunularak sadece problemlerin tespiti ve hukuki düzenlemelerle yetinilmemiş, çözüm merkezli bir yaklaşım sergilenmiştir.
İkinci bölüm başlığı “Sosyolojik Açıdan Aile”dir. Ailenin sosyolojik tanımı, toplumsal faydaları bu bölüm altında incelenir. Aile kurumunun toplumsal hayattaki dönüşümüne mercek tutularak bilhassa bu değişimin çocuklar üzerindeki etkisi irdelenir.
Kitabın son bölümünde ise “Psikolojik Açıdan Aile” yer alır. Psikolojik disiplinler aile özelinde farklı teorik yaklaşımlar geliştirerek birtakım çıkarımlarda bulunur. Bunlardan birkaçı “Yapısal-Fonksiyonel Yaklaşım”, “Sembolik Etkileşimsel Yaklaşım” ve “Gelişimsel Yaklaşım”dır. Her yaklaşım ayrı başlıkta incelenir. Yine aile konusunda geliştirilen kuramsal yaklaşımlara da bu bölümde değinilir. “Sağlıklı Ailenin İşlevsel Özellikleri” bu bölümün çarpıcı alt başlıklarından biridir. Kitap daha ilk bölümden sürdürdüğü çözüm merkezli yaklaşımı bu bölümde de sergiler. “Ailenin Yaşam Döngüsü” başlığı bünyesinde, çocuksuz evli çiftler, küçük çocuklu aileler, ergen çocuklara sahip aileler, ebeveynlik sonrası ve yaşlı çiftler ele alınır. “Bireysel Dengeden Aile Dengesine Bakış” alt başlığında ise aile içinde dengelerin nasıl kurulduğuna, dengenin bozulması durumunda aile üyelerinin ne gibi sorunlarla karşılaşacağına değinilerek çatışmalarla baş edebilmek için tavsiyeler sıralanır.