“SIFIR”
AMA HANGİ SIFIR?

Muhammed Kâmil YAYKAN

Otur! “Sıfır”!

Her ne kadar ciddi anlamda bir kış geçirmemiş olsak da yaz mevsiminin kapısını aralıyoruz şu günlerde. Sıcaklıklar belirgin bir şekilde artmaya, kıyafetlerimiz de yaza uygun hâle gelmeye başlıyor. Peki, “Dolabımda hiç yazlık kıyafetim yok.” cümlesindeki “yok” ile “Evde ekmek yok.” cümlesindeki “yok” aynı anlamda mı? Bildiğimiz kadarıyla “yok” kelimesi sayısal anlamda “sıfır” sayısının dengi. Kafalar karışmaya başladı değil mi? O hâlde bir soru daha soralım ve konumuza giriş yapalım: Sıfır her zaman yokluk mu ifade eder; sıfırı biz kaç anlamda kullanırız?
BİLİYOR MUSUNUZ?
• İstatistik bilimi bugün her yerde karşımıza çıkan, hayatımızın fark etmesek de merkezinde olan bir alan. Saatlerden mesajlara, ekran başındaki süreden alışveriş alışkanlıklarına ve hatta ekonomiye kadar tüm alanlarda kullanılıyor istatistik veya bir diğer adıyla ölçme ve değerlendirme.
• Sınavlarla aşinalığı olanların tanıdığı bir ders aslında ölçme ve değerlendirme. Ama bu köşe sadece sınava hazırlananların değil herkesin yaşamına temas eden hususları konu edinmeye gayret gösteriyoruz. Dolayısıyla ölçme ve değerlendirmeye bambaşka bir zaviyeden yaklaşacağız.
• İstatistik veya bu yazıdaki adıyla ölçme ve değerlendirmenin en temel konularından biri “sıfır”. Yukarıda bir öğretmenin serzenişine yer verdik. Sorusunu bilemeyen öğrenciye “Otur! Sıfır!” dedi. Acaba öğrencisinin bilgisi gerçekten hiç mi yoktu?
• Termometreler 0˚C gösterdiğinde sıcaklık gerçekten mi yok oluyor? Öte yandan banka hesabındaki 0 lira ile termometredeki 0 aynı sıfırı mı bildiriyor?
SIFIR HER YERDE…
• Sıfır deyip geçmemek lazım. Alt tarafı bir sayı, rakamların ilk başı dememek, sıfıra bile bir değer biçip ona göre hareket etmek lazım. Hayatımızın gerçekten her yerinde. Farklı türlerde olsa bile…
• Son olarak sıfır denince akla tabii ki Harezmî geliyor. Sıfırın babasını, matematiği baştan sona değiştiren büyük âlimi yâd ederek bitirelim yazımızı. Rivayet bir çıkarma işleminde hiçbir şey kalmadığında kâğıda küçük bir daire çizdiği ve buna “sıfır” dediği yönünde.
• Hep soruyla başlıyoruz ya yazılara bu sefer de bir soruyla bitirelim ne dersiniz? Bir önceki cümlede Harezmî’nin sıfırından bahsettik. İşte geliyor sorumuz: Harezmî’nin sıfırı hangi tür sıfırdır, mutlak mı yoksa izafi mi?
İKİ TÜR SIFIR
• Sorular kendi içlerinde cevapları taşıyor aslında. Hep iki şeyi kıyasladık yukarıdaki sorularda. Dolayısıyla iki tane sıfır türü olmalı diye geliyor insanın aklına. Biri gerçekten sıfır olan sıfır. Diğeri de yokluk bildirmeyen bir ölçü noktası olan sıfır.
• “Mutlak sıfır” olarak adlandırılıyor ilk sıfır türü. Yani kelimenin tam anlamıyla yokluğu bildiriyor. Evde biten un, yeni alınmış sıfır bir arabanın kilometre sayacı, mesaj kutusundaki tüm iletileri okuduğunuzdaki rahatlık… Bu ve bunun gibi sayılabilir birimlerin yokluğunu ifade eden sıfıra deniyor mutlak veya gerçek sıfır.
• Kilo, hız, uzunluk, yoğunluk, adetler hep gerçek sıfır ile ifade ediliyor.
• Diğer sıfır ise “izafi sıfır” adıyla tanımlanıyor ölçme ve değerlendirme alanında. “Bağıl sıfır” olarak da adlandırılıyor bazı kaynaklarda. Bu sıfır ise bir yokluk bildirmiyor anlamında. Gerçek bir yokluk anlamı taşımaz izafi sıfır. Mesela apartmanın giriş katında duran bir asansör ekranı 0 sayısını gösterir. Bu sıfır giriş katının var olmadığını bildirmez bize. Sadece diğer katları ölçmek için bir başlangıç noktası belirler.
• Karnelerdeki sıfır, sınavlardan alınan sıfır, gece 23.59.59’dan bir saniye sonra başlayan yeni günü ifade eden 00:00 veya deniz seviyesini anlatan sıfır rakım. Bu ve buna benzer pek çok izafi sıfır var hayatımızda ve gün içinde sıkça kullanıyoruz bu sıfırı da.