ZORUNLU GÖNÜLLÜLÜK ZAMANI


Meral GÜNEL


Gönüllü; menfaat gözetmeden, ihlas ve ihsan prensibiyle, sağlam bir inanç ve umutla, kendi özgür iradesiyle zamanını, bilgisini, becerisini, kaynaklarını toplumun ıslahı, gönüllerin ihyası, insanların felahı için kullanan ve buna aracılık eden kişidir.

Varlık âleminde aslolan iyiliktir. Kötülük arızidir. Gönüllülük, yeryüzünde iyiliğin hâkim olması için çaba göstermektir. Gönüllü, kötülük ve kötülerin sesini kısmaya, belini kırmaya azmeden ve bunun için çabalayan kişidir.

Gönüllülük hayata anlam katan, insana adını iyiler hanesinde yazdıran bir erdemdir. Yeryüzünün hangi noktasında olursa olsun mazlum, mağdur ve himayeye muhtaç olan tüm canlılara kalbini açmak, elini uzatmaktır. Çağımızın en müzmin hastalığı olan ümitsizliğin panzehridir. Onca probleme rağmen dünyada iyilerin de var olduğuna inandıracak umut ışığıdır. Bu yönüyle gönüllü kişi, mazlumun kabul edilmiş duasının tecessüm etmiş hâlidir.

Gönüllülük, hak ve batıl mücadelesinde safını belirlemektir. Pragmatist, kapitalist zulüm düzenine çomak sokmaktır. Şiddetin, entrikanın, aç gözlülüğün kuşatma altına aldığı dünyaya merhamet ve adalet borcumuzu ödeme çabasıdır. Kanla sulanan yeryüzü toprağının bağrına iyilik ve ümit tohumu ekmektir gönüllülük. Sessiz, vakur, aziz bir direnişin adıdır. Mahşer günü “Dünyada onca kötülük varken sen neyle meşguldün?” sorusuna hazırlayacağımız cevaptır.

Gönüllü çalışmalar, infakın ete kemiğe bürünmüş hâlidir. İlminden, imkânından, vaktinden ve birikiminden “Allah yolunda” yani toplum menfaatine verebilmeyi içerir.

Gönüllü çalışmalar, insanı şikâyet edip söylenmekten yapıp eylemeye geçiren bir sıçrama taşıdır. Bir Müslüman için inancıyla ameli arasında uyum sağlama çabasıdır. Bu yönüyle gönüllü kendini gerçekleştiren, kendini ve toplumu ıslah edecek salih amellere sarılarak kurtuluşu hedefleyen insandır.

En büyüğünden en küçüğüne kadar bütün gönüllü çalışmalar iyilik denizine su taşımaktır. Gönüllü çalışmalar, muhatabında insanlık ölmemiş duygusunu yaşatır. Varlığın, hayatın devamı âdeta bu umudun gücüne bağlıdır.

İnsan Neden Gönüllü Olur?

İnsan, hayatında aldığı bütün kararları, gerçekleştirdiği eylemleri sahip olduğu değerler dünyası üzerine inşa eder. Doğru yanlış, iyi kötü, gerekli gereksiz vb. olarak tanımladığımız ne varsa zihniyetimizin yapı taşı olur. İnançlı bir insan için bu değerleri kalbimize nakşedecek temel nokta Kur’an ve sünnettir. Rabb’imizin buyruğu ve yönlendirmeleri ile Peygamber Efendimiz’in işaret ettiği ve örneklediği yol, bizi derin uçurumlar ve sancılı arayışlardan muhafaza eder. Müslüman bir zihin için gönüllü çalışmalar da sosyal bir proje olmanın ötesinde, dünyaya ve içindekilere emanet ve sorumluluk bilinciyle yaklaşma şuurundan kaynaklanır. Mevla’nın rızası ve Efendimiz’in şefaati için fiili duada bulunma anlamı taşır. Gönüllünün en büyük motivasyonu budur.

Yeryüzünde hak ve adaletin hâkim kılınması, kötülüğün yok edilmesi, iyilik ve güzelliğin yaygınlaştırılması peygamberlerin gönderiliş gayesidir malum. Gönüllü kişi, çalışmalarında onları kendisine rehber edinir, içten gelen benimsemeyle adımlarını onlara uydurmaya çalışır. Yoldaki taşlara aldırmaz. Kenara itebileceklerini iter, itemediğinin üstünden atlar ve yoluna devam eder.

Gönüllülüğün bir başka dayanağı kan bağı, din bağı ve insanlık bağı ile bağlı olduğumuz insanların acılarına duyarlılığımızdır. Pasif üzüntü doğurmaz bu duyarlılık, içi kan ağlasa da elini taşın altına koyma beceri ve cesaretini ortaya koymaya sevk eder gönüllüyü. Gönüllü, vicdanı kararmış ve körelmiş insan artıklarının sebep olduğu maddi manevi her türlü yıkıma karşı umudunu kaybetmeden sahip olduğu bilgi, beceri ve kaynaklarını, zamanını muhtaç olanlar için kullanır. “Mazlumun dini sorulmaz.” anlayışı gönüllülüğün mottosudur; yardıma, desteğe ihtiyacı olan her kimse elinden tutup kaldırmaya çalışır.

Gönüllü bilir ki topluma hizmet, Hakk’a hizmettir; toplumun ıslahı için çalışmak “Allah yolunda” olmaktır. Kadın erkek, genç yaşlı, yetişkin çocuk demeden bütün insanlığı bekleyen maddi manevi tüm tehlikelere karşı cephesini ve cephanesini güçlendirir. “Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bırakmış olmaları hâlinde onlar hakkında endişe duyacak olanların (başkalarının yetimleri için de) kalpleri titresin; Allah’tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.” (Nisa, 4/9) buyruğunu düstur edinir, dünyasını ve ufkunu sadece kendi çeperine yakın olanlar üzerine kurmaz.

Gönüllü Çalışmaların Faydası

İyiliğe gönüllü olanların, ihlas ve ihsan üzere yaptıkları bütün işler amel-i salih cümlesine dâhil edilebilir. Salih ameller insanı dünya ve ahirette hüsrana uğramaktan koruyan, dinimizin doğru, güzel ve yerinde yapılmış olarak değerlendirdiği işlerdir. Meryem suresindeki “İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlara gelince, Rahman onlar için (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.” (Meryem, 19/96) ayetinden anladığımıza göre iman ve amel-i salihin en önemli kazanımı, sahibinin Allah ve kulları tarafından sevilmesidir.

Allah’ın merhametini murat eden kişinin yapması gereken Allah’ın yarattıklarına merhamet etmesidir: "Rahman olan Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semada bulunanlar da size rahmet etsinler.” (Ebu Davud, Edeb, 58) Allah’ın rahmetinin kuşattığı insan O’nun himayesinde olur. Merhametin dışa vurumu olan gönüllülük yüreği inceltir, kalpleri yumuşatır. Empati yeteneğini artırır. Kişiyle toplum arasında sağlam bir dayanışma köprüsü kurar; güçlü güçsüz, zengin fakir vb. arasında perdeleri kaldırır, kalpleri kaynaştırır bu köprü. Üzerinden geçene sıratta selamet kazandırır.

Gönüllülük, bireysel adımla başlar ama organize hareket etmeyi gerektirir. Bu nedenle bizim gibi düşünmeyen; farklı fikirleri, teklifleri olan insanlarla ortak noktada buluşabilme becerisi kazandırır. Bu durum -eğer sabır, nezaket, sekinet, hilm gibi erdemleri kuşanabilirsek- insanın ufkunu ve hayata bakışını zenginleştirir; olaylara bakılacak ne çok pencere olduğunu fark ettirir. Ayrı düşünceleri olan ama aynı hedefe kilitlenebilen insanlarla birlikte yol alabilmeyi öğretir.

Gönüllülük yoluna çıkan tüm pürüzler samimiyetimizi test eder. Bize de kendimizi tanıma fırsatı sunar. Zayıf ve güçlü yönlerimiz açığa çıkar. İncitmeme ve incinmeme konusunda durduğumuz yer; sadakat, teslimiyet ve samimiyet anlayışımız bazen bizi bile şaşırtır. Bu yönüyle gönüllü çalışmalar form değiştirmiş bir tekke gibidir; içine girip kendini açanı terbiye eder. Şükür, kanaat, sabır, hoşgörü, merhamet, sadakat, diğerkâmlık gibi erdemleri kazandırır; kibir, öfke, haset gibi kötü huyları ise etkisizleştirir.

Gönüllülük zihnin, kalbin ve bedenin hayırla meşgul olmasına vesiledir. İyilik için çabalamak insanı malayaniden korur.

Gönüllünün yaşı sorulmaz. Yaşlıların gönüllü faaliyetlere katılmasının yaşam kalitelerini anlamlı derecede arttırdığını hatta sağlıklarına bile olumlu etki ettiğini gösteriyor araştırmalar. Gençlerde ise organizasyon kabiliyetini, kendini ifade etme becerisini geliştirir. Sosyalleşme imkânı sunar. Ekip olabilme tecrübesi kazandırır. Toplum sorunlarına duyarlılık ve çözüm önerileri konusunda ufuklarını açar. Gençlerin yetişkinlerle birlikte gönüllü çalışmalarda yer alması kuşaklararası yakınlaşmaya vesile olur. Sabır ve tecrübenin heyecan ve neşeyle birlikteliği harika sonuçlar doğurur.

Gönüllü çok dua alandır. Dokunduğu kalplerden alacağı dualar kendisi fark etmese de her müşkilini âsân eder. Dünya ve ahirette koruyucu bir zırh olur kendisine.

Gönüllü Çalışmalarda Dikkat Edilmesi Gerekenler

Gönüllülüğün şartı ihlas, yolu yordamı da ihsandır. İhlas; insanlardan, makamlardan maddi manevi hiçbir karşılık beklemeden sadece Allah’ın memnuniyetini gözetebilmektir. Bu ise nefis sahibi insan için söylendiği kadar kolay değil. En azından takdir ve onay ihtiyacı hepimizin yumuşak karnı. Yaptıklarımızla görülmek, söylediklerimizle dinlenilmek isteriz. Gönüllü çalışmalar tam da bu noktada sınar bizi. Balık bilmezse Hâlık bilir deme cesaretimiz olup olmadığını, samimiyetimizin derecesini anlarız. Yapıp etmelerimiz karşılığında bir teşekkür bir takdir görmüyor hatta fark edilmiyorsak iyilik yolunda gönüllü kalma niyetimiz ağır bir sınavdan geçiyor demektir. (Bu konuda, yeri gelmişken iyilik ve destek görene düşen görevin de teşekkür etmek olduğunu hatırlatalım.)

Gönüllü çalışmalara en çok yakışan ikinci husus ihsan ile iş tutmaktır. Gönlü güzel, niyeti halis olanlara işini güzel şekilde ve layıkıyla yapmak yakışır. Kalp kıra kıra, baş göz yara yara yapılan iyilik kimseye hayır getirmediği gibi emeklerin de Allah katında boşa gitmesine neden olur. (Bakara, 2/264) İyi niyetle fakat yanlış usulle, kötü temsille yürünecek bir yol değildir gönüllülük. Bu şekilde yol alınmaz, sadece yolda kalınır. Bu nedenle gönüllülük bir ahlakı ve bir sistemi hak eder. Bir usul ve sistemi olmayan çalışmalar akamete uğramakla maluldür.

Gönüllü çalışmalar bir organizasyon ve ekip işidir. Belki tek kişi fitili ateşleyebilir ama sağlam bir ekip işe rengini verir. Liyakat ve ehliyet sahibi bir lider ile iyi niyetli, sisteme entegre olabilen, özverili ve gayretli bir kadro emek, enerji ve maliyet israfını önler.

İyiliğin yolu yokuştur. Yokuş bazen nefes keser. Gönüllülük bir aile gibidir. Her ailede sorun çıkabilir. Başkalarıyla iş yapabilmek kolay değildir. Uzlet halinde yaşasak asla karşılaşmayacağımız problemler birlikte iş yaparken ortaya dökülür. Karakter ve ahlakımız tam da bu sorunlar karşısında kendini belli eder. Kriz anında sükûneti muhafaza ederek olaya, eldeki imkânlarla çözüm odaklı yaklaşabilmek gönüllü çalışmanın çıkmaz sokağa girmesini engeller.

Gönüllü Çalışmayı Engelleyen Yahut Olumsuz Etkileyen Faktörler

• Yapılan işlerden, yapana dönen bir fayda beklentisi

• Egoizm, bencillik

• Öne çıkma, önde olma, görünür olma arzusu

• İlgi ve takdir beklentisi

• Kibir (yapılacak işi yahut insanları küçük görme, kendine layık görememe)

• Duyarsızlık, neme lazımcılık

• Bahanecilik (vaktim yok, param yok, hâlim yok)

• Ümitsizlik (yapacağım da ne olacak, kötülük bitecek mi?)

• Acelecilik, hemen ve somut sonuç alma isteği

• Şikâyet edip durmak (hep ben mi yapacağım?)

• Hırs, korkaklık, tembellik, cimrilik

Gizli Tehlike

Mağdur insanlara yardım için çabalarken herkesin gerçek sahibinin ve hamisinin Allah olduğunu unutmamak, kişisel çaba ve himmetin kaderin önüne geçemeyeceğini kabul etmek gerekir. Hiç kimse Allah’tan daha merhametli ve daha adalet sahibi değildir. Verilen emeği abartarak sonucu tamamen etkileyebileceğini, bunun âdeta bir zorunluluk olduğunu vehmetmek nefsin heva ve hevesinden başka bir şey değildir. İlahi düzen ve hikmeti anlamaya çalışmak, üzerine düşen vazifeyi ifa edip Allah’ın takdirine razı olmak gerekir. Yapılan yardımı ve gönüllülük işini aşırı sahiplenip kendimizi abartmak O’nun gayretine dokunur. Sınırlarımızı ve haddimizi bilmemiz gerekir.

Gönüllü çalışmalara dâhil olmanın temel tetikleyicisi sorumluluk duygusudur demiştik. Burada bir hatırlatma yapmalı: Kendini, sağlığını, ailesini ihmal edenin topluma verebileceği bir şey kalmayabilir zaman içinde. İtidal üzere olmak, kendini tüketmeden, önceliklerini iyi belirleyerek pozisyon alabilmek gerekir. İtidal, Müslüman’ın en önemli vasfı olmalı.

Başka bir tehlike sinyali “Hayırda yarışın.” (Bakara, 2/148) buyruğunu yanlış değerlendirerek benzer alanda çalışan başka kişi ve gruplarla amansız ve hasmane rekabet içine girildiğinde gelir. Hayrın çoğalması için çabalarken şerri büyütmenin, fitne ateşine odun taşımanın anlamı da faydası da yoktur.

Son Söz

Hayatın başlangıcından bu yana iyilik ve kötülük hep mücadele hâlinde var olagelmiştir. Vicdan ve sorumluluk sahibi insanlar safını iyilik ve iyilerden yana belirlemiş, kötülüğün yeryüzündeki etkisini azaltabilecek her taşın altına elini koymaktan çekinmemişlerdir. Safımızı belirlemek zorundayız. Dünyada kötülüğün ve kötülerin sesinin ayyuka çıktığı bugün gönüllülük bir zorunluluk gibi telakki edilmelidir. Tıpkı farz-ı kifaye olan cenaze namazının, kılacak kimse olmadığında herkese farz-ı ayn olması gibi. Bu dünyada huzurperest yaşamayı toplum derdiyle dertlenmeye tercih etmek hesap gününde işimizi zorlaştıracaktır, vesselam.