ÇEVREYE ETKİLERİ
BAKIMINDAN
İSRAF OLGUSU
Dr. Kâmil YAŞAROĞLU
Sözlükler, israf kavramını “gereksiz yere harcanan her türlü değer, savurganlık” şeklinde tanımlıyor. Her ne kadar israf denildiğinde akla ilk olarak gıda savurganlığı gelse de önceki cümlede yer alan tanımı dikkate aldığımızda israfın kapsamına gereksiz yere harcadığımız para, zaman, emek, enerji gibi kavramların da girdiğini söyleyebiliriz. Diğer taraftan israf, bir şeyin değerini bilmeden, şükrünü yerine getirmeden hoyratça tüketmeyi de ifade ediyor. Günümüz toplumlarının karşı karşıya olduğu önemli ahlaki ve çevresel problemler arasında aşırı tüketim ve israfın da yer aldığını üzülerek görmekteyiz. Tüketim kültürü; insanları maddi hazlar peşinde koşmaya, ihtiyaç fazlası tüketimi normalleştirmeye ve kaynakları bilinçsizce harcamaya sevk ediyor.
İslam dininde israf, sadece bireysel değil aynı zamanda toplumsal ve çevresel sorumluluk açısından da sakıncalı kabul edilir. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de gereksiz ve aşırı tüketim uygun görülmez, orta halli harcama emredilir. Nimetleri cimrilik ve israftan uzak bir şekilde, Allah’ın rızası doğrultusunda kullanmanın önemine vurgu yapılır. Bu tutum hem nimete karşı saygı hem de nimetin asıl sahibine yönelik bir şükür ifadesidir. İsrafla ilgili bazı ayetlerde şöyle buyurulur: “…Yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf, 7/31) “Akrabaya, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma. Zira böyle saçıp savuranlar şeytanın dostlarıdır. Şeytan ise Rabb’ine karşı çok nankördür.” (İsra, 17/26-27) Hz. Peygamber’in de israf konusunda ciddi uyarıları olduğunu görmekteyiz. Nitekim bir bedevi Hz. Peygamber’e gelerek abdest hakkında sorular sordu. Peygamberimiz organlarını üçer defa yıkayarak abdesti ona gösterdikten sonra şöyle buyurdu: “İşte abdest böyle alınır. Kim bundan daha fazlasını yaparsa hatalı davranmış, haddini aşmış ve zulmetmiş olur.” (Nesai, Taharet, 105) Konuyla ilgili diğer hadislerinde ise “Kibre düşmeden ve israfa kaçmadan (dilediğiniz gibi) yiyin, sadaka verin/harcayın ve giyinin!”(Nesai, Zekât, 66), “İki nimet vardır ki insanların çoğu onları (değerlendirme) hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Buhari, Rikak, 1) buyurmuştur.
İsrafın nedenleri arasında eğitimsizlik, düşük kaliteli üretim, lüks hayat anlayışı, gösteriş düşkünlüğü, modanın ihtiyacın önüne geçmesi, ihtiyaçları başkalarının belirlemesi ve gereksiz tüketimi teşvik eden reklamları sayabiliriz. Küresel sermaye kuruluşları çeşitli vesilelerle farklı “gün”ler icat edip çekici reklamlar kullanmak suretiyle bireyleri daha fazla tüketime yönlendirmek için her yola başvuruyor. Ahlaki ve dinî değerlerin göz ardı edildiği ve tüketme fikrinin tek amaç haline geldiği bir dünyada kaçınılmaz olarak çevre sorunları da ortaya çıkıyor. Aşırı tüketim alışkanlığı, dünya üzerindeki kaynakların geri dönüştürülemez biçimde kaybolmasına neden oluyor. Bu durum, yalnızca çevresel bir tehdit değil aynı zamanda küresel ölçekte yaşanan açlık ve yoksulluğun da temel sebeplerinden birisini oluşturuyor. İsraf ekonomisinin doğal bir sonucu olan tüketim hırsının sonucunda geriye ağır bir atık yığını kalıyor.
Çevre üzerinde olumsuz etkileri olan israf çeşitleri arasında enerji israfı dikkat çekiyor. Konutlarda ısıtma ve aydınlatmada kullanılan enerjinin % 35’ini israf ediyoruz. Araştırmalardan elde edilen bilgilere göre; konutlarda verimli aydınlatma sistemlerinin ve tasarruflu elektrikli ev aletlerinin kullanımıyla ortalama 4,7 ton petrole eş değer miktarda enerji tasarrufu sağlamak mümkün.
Dünyada her bir dakikada bir milyon plastik şişe satın alındığı ve bunların neredeyse tamamına yakınının geri dönüştürülmediği ifade edilmektedir. Öncelikle, “üret-kullan-at” düzenine son vererek israf etmek yerine elimizdeki kaynakları doğru kullanmamız gerekiyor. Tek kullanımlık plastik şişe ve kâğıt bardak yerine termos veya cam bardak, plastik poşet yerine bez çanta kullanılabilir. Ayrıca evdeki çöpleri ayrıştırarak geri dönüşüme kazandırabiliriz. Bu konuda alacağımız diğer tedbirler arasında; bahçe sulamasının sabah erken veya akşam geç saatlerde yapılması durumunda buharlaşmanın %60'a varan oranda azalacağını unutmamak, gün ışığından en üst düzeyde yararlanmak, ortak alanlar için hareket sensörlü aydınlatma kullanmak, klimalı ortamlarda ideal sıcaklığı 23°C olarak dikkate almak ve her 1°C'lik farkın %10'a varan enerji tasarrufu sağlayacağının farkında olmak, çalışma ortamlarında zorunlu olmadıkça belgeleri yazdırmak yerine dijital kullanımı tercih etmek, "tek kullanımlık" ürünler yerine uzun süre kullanılabilecek, tamir edilebilir ürünleri tercih etmek sayılabilir.
Çevreye zarar veren bir diğer israf türü de gıda israfıdır. Gıdalar, üretimlerinden tüketimlerine kadar çevre ile etkileşim halindedir. Bu süre içerisinde harcanan enerji, su ve toprak kayıpları doğayı tahrip ediyor. Daha az atık ile daha temiz ve sürdürülebilir bir çevreye sahip olmamız mümkün. Dünyada üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor. Gıda atıkları sonucunda oluşan kayıplar, çevre kirliliği, beslenme bozuklukları gibi sorunların oluşmasına yol açıyor. Gıda atıklarının, önlenebilir olmasına rağmen uygun şekilde yönetilememesi de hem çevreye hem ülke ekonomisine büyük zararlar veriyor. Dünyada sera gazı salınımının artmasıyla doğal ve ekolojik dengenin bozulması gıda israfının çevresel bir etkisi olarak karşımıza çıkıyor. Gıda israfını önlemek için alışverişe çıkmadan önce liste yapmak, ihtiyacımız kadar satın almak, artan yemekleri değerlendirmek gibi tedbirlerin aynı zamanda su ve enerji israfını, dolayısıyla çevre problemlerinin çoğalmasını da engelleyeceğini akıldan çıkarmamak gerekiyor.