Muş Boyuncuk Köyü Camii İmam Hatibi
Hamit HAYME:
“Onların dünyalarına kandil olmaya çalıştım.”

Söyleşi: Mahir KILINÇ

Herhangi bir görme engeliniz bulunmamasına rağmen oldukça zor olan Braille alfabesini öğrenme fikri sizde nasıl oluştu?

Ben, Muş merkeze bağlı Boyuncuk köyünde imamlık yapıyorum. Bu görevim esnasında köyde görme engelli çocukların olduğunu gördüm ve bu çocuklara nasıl yardımcı olabilirim diye düşünürken Diyanet İşleri Başkanlığımızca Braille alfabesinin öğretimine yönelik bir kurs açıldığını öğrendim. Hemen bu eğitime katıldım. Çünkü o çocuklarımıza bir şekilde el uzatmayı ve yardımcı olabilmeyi çok istiyordum. Başkanlığımızın Yozgat’ta bizlere sunduğu sizin de belirttiğiniz gibi epey zor olan Braille alfabesi eğitimini tamamladıktan sonra hemen Muş’a döndüm. Köydeki görme engelli çocuklarımıza derslerinde yardımcı olmaya başladım. Sonrasında Muş Müftülüğü olarak görme engelliler için Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere dinî eğitimleri de içeren bir kurs açtık. Açtığımız kursa devam eden dört görme engelli öğrencimiz var. Bu kursta haftanın iki günü üçer saat olmak üzere ders veriyorum. Kursumuza gelemeyen öğrencilerimiz de oluyor. O öğrencilerimizin de evlerine giderek onlara yardımcı olmaya hem dinî konuları hem de Kur’an-ı Kerim’i öğrenmelerine yardımcı oluyorum.

Öğrendiğiniz Braille alfabesi sayesinde görme engellilere Kur’an-ı Kerim okumayı öğretiyorsunuz. Bu gayretleriniz öğrencileriniz ve çevreniz tarafından nasıl karşılandı?

Öncelikle öğrencilerim çok mutlu oldular. Çünkü onların dünyalarına kandil olmaya çalıştım. Benim için de en önemlisi onlardı ve onların mutluluklarıydı. Onlar hayatlarına dokunulduğunu hissettikleri ve özellikle de Kur’an-ı Kerim öğrenmeye başladıkları için duymuş oldukları mutluluk ailelerine de sirayet etti. Aileler çocuklarının bir bir Kur’an-ı Kerim okumaya başladıklarını görünce hem bana hem müftülüğümüze ve Başkanlığımıza müteşekkir olduklarını belirttiler. Bu gibi hizmetlerin Başkanlığımızın ve müftülüğümüzün himayesinde verilmiş olması, öğrencilerin anne babaları başta olmak üzere çevredeki insanlar tarafından da takdirle karşılandı. Onların bu teveccühü ve takdirleri bizim daha da azimle ve gayretle din hizmetine sarılmamıza vesile oldu.

Braille alfabesini öğrenme esnasında ve onu çocuklara öğretirken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Malumunuz üzere Braille alfabesi görme engellilerin dokunma duyusunu kullanarak okuma ve yazmayı sağladıkları bir alfabe. Dolayısıyla bizim ve çocukların çok da yabancı oldukları bir alfabe. Öncelikle bu alfabenin kendine has özel bir sistemi var ve bizim kullanmış olduğumuz Latin alfabesinden ya da Arap alfabesinden oldukça farklı. O yüzden Braille alfabesini öğrenmek, bana herhangi bir dille benzerliği bulunmayan yeni bir dil öğreniyormuş gibi geldi. Çünkü bu alfabede her harf için altı noktalı bir kombinasyon kullanılıyor ve her harfi öğrenmek için de bir çaba gerekiyordu. Bu alfabeyi öğrenirken epey bir zorlandım ama çok şükür ki öğrendim.

Tüm zorluklara rağmen okuma ve yazmadan mahrum olan kimselere ulaştım ve onların karanlık dünyalarında bir ışık yanmasına vesile oldum. Böylesi bir mutluluğu yaşamamda ve çocuklarımızın yaşamasında bu alfabeyi açmış olduğu kurslarla öğrenmeme vesile olan Diyanet İşleri Başkanlığımıza çok teşekkür ediyorum.

Din hizmetinin yanı sıra sergilediğiniz bu özel çabaların size ve görevinize sağladığı katkılardan söz eder misiniz?

Din hizmetinin yanı sıra kendimizi geliştirmek adına farklı bir uğraş içerisinde olmak öncelikle kendimize yönelik o güne kadar farkında olmadığımız bir yönümüzü daha ortaya çıkarmamızı sağlıyor. Farklı bir bilgiye ya da bir marifete sahip olmak ve bunu kullanmak bizi daha dinamik kılıyor. Bu dinamizm ister istemez hem vazifemize hem de sosyal hayatımıza yansıyor. İnsanlara hitap etme ve onların gönüllerine girebilme adına da farklı bir mecra oluşturuyor. Çünkü insanlar, din hizmetindeki kimseleri cami hizmetinin dışında farklı bir alanda gördüklerinde daha çok etkileniyor. Dolayısıyla ben de etrafta hiç kimsenin bilmediği bir alfabeyi öğrendim ve öğretiyorum. Böylelikle kendi dünyalarının karanlıkları arasında kalmış kimselere bu vesileyle bir pencere aralamaya çalışıyorum. Bu vazifeyi de yapabiliyorsam ne mutlu bana! Öğrendiklerimizle hayatına dokunabildiğim kimselerin yüzündeki mutluluğu görünce insanların gönüllerine ulaşabilme adına farklı becerileri kazanmak ve çeşitli bilgi, birikimle kendimi donatmak için gayretim daha da artıyor.

Öz Geçmiş

Hamit Hayme, Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Kumgülü köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde tamamladıktan sonra Siirt’in Tillo ilçesinde Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere dinî eğitimin yanı sıra Arapça öğrendi. Tillo’daki bu eğitim öğretim esnasında ortaokul ve liseyi de dışarıdan bitirme sınavlarıyla tamamladı. Çeşitli yerlerde Arapça öğretimi de yapan Hamit Hayme, Muş merkeze bağlı Boyuncuk köyünde imam hatip olarak görevini sürdürmektedir.