Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kıraat Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Yavuz FIRAT:
“Hatimle teravih kılınan camiler bayram yeri gibidir.”

Söyleşi: Mahir KILINÇ

Kayseri’nin tarihî iki camisi Hunat ve Cami-i Kebir’de 32 yıldır hatimle teravih namazı kıldırıyorsunuz. Öncelikle hatimle teravih kılmanın ve kıldırmanın öneminden kısaca bahsedebilir misiniz?

Ramazanın emaneti teravih namazını kılmak ve kıldırmak önemlidir. Zira İslam’ın ilk döneminde yani Asr-ı Saadet döneminde Peygamberimiz tarafından teşvik edilen ve ashabına da kendisinin kıldırmış olduğu bir namazdır. Teravih namazını başlangıçta cemaate bizzat kıldıran Hz. Peygamber (s.a.s.), ümmetin bunu belki yerine getiremeyeceği düşüncesiyle bu uygulamadan vazgeçmiştir.

Teravih namazı insana manevi anlamda haz veren, zevk veren bir ibadettir. Ramazan ayında bir camide, cemaatle birlikte teravih namazını hatimle kılmak gerçekten zevklerin en âlâsı, en üstünüdür diyebilirim. Zira insanlarımız teravih namazını hatimle kılmayı, ramazan ayını ihya ve ikame etmekte önemli bir unsur olarak değerlendirmişler ve buna özen göstermişlerdir. Hatimle teravih namazı kılınan camiler diğer camilere nispetle ramazanda bir bayram yeri gibidir. İnsanların müthiş bir huşu ve zevk aldıkları teravih namazları o mübarek ayın en büyük nişanesi olarak insanların hatıralarında önemli bir yer tutuyor.

Kur’an-ı Kerim’i ezberden okumak, özellikle namaz esnasında baştan sona kadar okumak hiç de kolay olmasa gerek. Okuyucularımıza bunun zorluklarından ve beraberinde getirmiş olduğu güzelliklerden söz edebilir misiniz?

Kur’an-ı Kerim’i ezberlemek ve onu okumak kolay değildir. Peygamber Efendimiz de pek çok hadisinde hafızları över. Onlardan biri de “Ümmetimin en şereflileri, Kur’an-ı Kerim’i ezberleyen hafızlar ve gecelerini ihya edenlerdir.” (Suyuti, I, 36/1063.) hadisidir. Kur’an hafızı olmak kolaydır ancak hafız olduktan sonra onu muhafaza etmek oldukça zordur. Dolayısıyla bunu bir zikir gibi kendinize bir plan dâhilinde vazife edinmelisiniz. Her gün mutlaka Kur’an-ı Kerim’i belli bir miktar okumak hayatımızda yer almalıdır. Böyle yapıldığında ancak Kur’an-ı Kerim’i muhafaza etmek mümkün olabilmektedir. Ben öğrencilik hayatımda katılmış olduğum yarışmalar ve ramazanlarda okuduğum hatimlerle sürekli Kur’an ile bir yaşam sürdürdüm. Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim benim hayatımdan hiç eksik olmadı. Bu da beraberinde hıfzımı kuvvetli tutmamı sağladı. İşte hafızlık ne kadar kuvvetli olursa onu ezberden okumak da o kadar kolay oluyor. Kur’an-ı Kerim’i namaz dışında okuduğunuz zaman çok daha rahat okuyabilirken namaz esnasında okumak o kadar kolay olmuyor. Çünkü namaz insana ayrı bir sorumluluk yüklüyor lakin namazda okuduğunuz ayetler de âdeta insanın hafızasına bir bir kazınıyor.

Siz aynı zamanda öğretim üyeliği görevini de yürütmektesiniz. Sizin bu şevkiniz ve istikrarınız gerek öğrencileriniz gerek cemaat tarafından nasıl karşılanmakta?

Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Kıraat Ana Bilim Dalı Başkanlığı ve Kıraat Ana Bilim Dalı öğretim üyeliğini de yürütmekteyim. Kur’an’ın hıfzıyla alakalı bir görev yapıyorum. Allah bana vazife olarak da Kur’an-ı Kerim’i öğretmeyi nasip eyledi. Yürütmekte olduğum bu vazife hafızlığımı muhafaza etmemde çok büyük bir katkıya sahiptir. Üniversitede yürüttüğümüz vazife ve Kayseri’deki az evvel zikrettiğimiz iki camide ramazanlarda kıldırmış olduğumuz teravih namazları gerek insanlarımız gerekse öğrencilerimiz tarafından gıptayla karşılanmakta ve pek çok öğrencim de ramazanda hatimle kıldırmış olduğumuz teravih namazlarına da katılmaktadır. Öğrencilerimizden hafız olan ve hafızlıklarını zayıflatmış olanlar için hocaları olarak beni mihrapta namazda Kur’an-ı Kerim’i hatmettiğimi gördüklerinde benim durumum onlar için bir motivasyon oluyor. Bir bakıyorsunuz, hafız öğrencilerim, “Hocam, şu kadar cüzü hazırlayıp size dinleteceğim.” diyor. Dolayısıyla öğrencilerimden hafızlığı zayıf olanların harekete geçmelerine vesile oluyor.

Hem hafız hem ilahiyat fakültesi hocası olarak hem hafız olanlara hem de akademik anlamda kendini geliştirmek isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Hafız olmak bir merhaledir ve kişinin bu merhaleyi muhafaza etmesi gerekir. Yani hafızlığını unutmaması gerekir. Kur’an-ı Kerim’i unutmamak için her gün belli bir miktar ezber olarak okumaya özen göstermelidir. Hafız olan kardeşlerimizin gününün bir planı olmalı ve bu planına da mutlaka Kur’an-ı Kerim okumayı dâhil etmelidir. Ben böyle yapıyorum.

Hafız olmak bize Kur’an-ı Kerim’in metniyle hemhâl olmayı getirdiği gibi Allah’ın bize göndermiş olduğu mesajın farkında olmamıza yönelik de bir sorumluluk yüklüyor. Dolayısıyla hafız olup da kendisini akademik anlamda geliştirmek isteyen kardeşlerimizin, hâliyle Arapçayı ve onun inceliklerini de öğrenmesi gerekiyor. Sinelerde taşınan o kelamın hayata taşınabilmesi adına onun bilinmesi ve anlaşılması hafızlar için kaçınılmaz bir durumdur. Ayrıca diğer dinî ilimlerin dünyasına kapı aralamak da Arapçanın peşi sıra gelecektir.

Öz Geçmiş

Prof. Dr. Yavuz Fırat, Erzincan ili Tercan ilçesi Beşgöze köyünde doğdu. Sekiz yaşında Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Kur’an talimi ve Arapça dersleri aldıktan sonra 1980 yılında Erzincan İmam Hatip Lisesinden,1984 yılında da Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Aynı yıl Suudi Arabistan’da yapılan hafızlık yarışmasına katıldı ve alanında dünya ikinciliği derecesi aldı. Askerlik vazifesinin ardından 1986 yılında DİB İstanbul Haseki Eğitim Merkezi Arapça bölümünü 1988’de tamamladı. 1990 yılında Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin Tefsir Anabilim Dalına öğretim görevlisi olarak atandı. 1992’de “Ebû Saîd el- Hâdimî ve Risâletü Tertî’li’l- Kur’an” isimli çalışması ile yüksek lisansını, 1998’de ise Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Tefsir Anabilim Dalında “Vahiy Sürecinde Oluşan İslam Toplumu” adlı çalışması ile doktorasını tamamladı. 2007-2009 yılları arasında Bulgaristan Sofya Yüksek İslam Enstitüsünde misafir öğretici olarak dersler verdi. “Semantik Açıdan Kur’an’da Lanet” isimli çalışması ile 2009’da doçent oldu. Hazırladığı “Filibeli Nureddinzâde’nin Kısmî ve Sûre Tefsirleri” isimli çalışması ve “Kur’an Tilâvetinin Kuralları (Tecvid)” başlıklı kitabı ile 2014’te Kıraat Anabilim Dalında profesörlük kadrosuna atandı. Yayınlanmış çeviri kitap, makale ve telif makaleleri vardır. Son dönemlerde kıraat ilmine yoğunlaşmış ve bu alanda eserler vermiştir. Aşere kıraatını Mısır tarikinden tatbiki olarak tam hatim şeklinde okumuştur. Hâlen Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve Kıraat Anabilim Dalı Başkanlığını yürütmektedir.