NİMET
Mehmet AYCI
Bahçenizdeki kiraz ağacı nimet. Bahçenizde olmayabilir, herhangi bir yerde gördüğümüz kiraz ağacının çiçekleri gözleriniz için nimet. Meyvesi nimet. Meyvesinin renkleri nimet. Sapı nimet. Yaprağı nimet. Kiraz ismi de bir nimet. Eskiler kızlarına Nimet ismini de verirlermiş; ne güzel. Kiraz kurusu, kiraz reçeli, kiraz şurubu nimet. Bir kiraz ağacının varlığının, varlığın cemi cümlesine kattığı ne varsa nimet. “Öyleyken Rabbimizin nimetlerini nasıl inkâr edebiliriz.”
Alıp verdiğimiz nefesten bedenimizin işlevlerine ve evrenin her hâl ve hareketine; denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa yazamayacağımız bir nimet sayısızlığına mazhar olarak doğuyoruz dünyaya. Dünya da başlı başına bir nimetler bütünü olarak ayrıca nimet…
Bize “hak” olarak verilen/gelen nimetin bizim üzerimizdeki hakkını kavradığımızda dünya daha yaşanılır hâle geliyor. Bir nimet bilincine ihtiyacımız var: Şayet nimeti hakkıyla nimet olarak bilseydik her nimetin hakkını gözeten bir varlık anlayışının açtığı sonsuz alanda, bugün karşılaştığımız onca sorunla karşılaşmazdık. Tüketim çılgınlığının israfa, israfın yoksulluğa, yoksulluğun toplumsal bozulmalara meydan vermesine müsaade etmezdik. “Su içtiğimiz tas bize merhaba derdi”, duyardık. Bulutların gövdemizden ağdığına şahitliğimiz bizi başka bir düzlemde daha yaşanası bir dünyanın insanları yapardı.
Verilen her şeyi nimet olarak kabul etmek, verilen her şeyin üzerimizde hakkı olduğunu peşinen kabul etmeyi gerektirir. Toprağın, suyun, havanın; toprakta, suda ve havada olanların; bu üçünün birlikte insan için doğurduğu imkânlar dünyasının hakkını gözetmek, ona göre davranmak, hayatımızı ona göre tanzim etmek, var olan her şeyin bize gönül koymasına yol açmayacak bir gönül derinliğine sahip olmak da bir nimet. Bizi yargılar ve yanılgılar girdabından çıkarıp insan olduğumuzu hatırlatır; dünyaya verilmiş bir nimet olduğumuzun altını çizerek…
Çevrecilerin, eko sistemcilerin geldikleri son nokta nimet bilinci olacaktır; ötesi yok çünkü.
Çizgi de bir nimet. Harfler birer nimet. Kelimeler, cümleler, yazılar nimet. İsraf etmeyelim ve hakkını teslim edelim.
Çocukken, harman yaparken, babam kuşların ve karıncaların hakkını gözetirdi. Kuşların ve karıncaların ulaşamayacağı bir yerde bir buğday tanesi kalmışsa, bereket o buğdaydadır belki diyerek onu insana, kuşlara ve karıncalara yakın kılacak bir yere taşırdı. Dünya bizi taşırken biz de dünyayı taşıyoruz. Yükümüzü hafifletmenin yegâne yolu nimeti nimet olarak kabul etmekten geçiyor.