Misafir olduğumuz bu hayatın içinde her birimiz için ayrı zorluklar var. Hayat, inişlerin, çıkışların, çukurların, ayağımıza takılan taşların, bazen de baharın bahçenin, çiçeklerin olduğu bir yer.
Kimileri için ölümler, kayıplar, ayrılıklar var; kimileri için ihanetler, hatalar, ailesi ile imtihanlar var.
Hepsi de bize üzüntü verir. Üzüntü, yaşantımızın ve insan olmamızın bir parçasıdır. Ancak toplum bize yaşadığımız birçok zor olayın ardından üzülmememiz, ağlamamamız, güçlü durmamız gerektiğini söyler. Var olan duygumuzu, acımızı, üzüntümüzü yutmaya başlarız, susarız, aslında o enerjiyi içeriye döndürürüz. İçe dönen enerji bazen bedenimizde bir hastalık olur bazen de adı depresyon olur. Ancak toplum bize depresyonu da yasaklar. Maneviyatı güçlü olan için depresyon olmaz der, namaz kıl, Kur’an-ı Kerim oku, dua et, der. Haklı olduğu kısım, bunların bizim ruh hâlimize iyi geleceğidir, yanıldığı kısım ise tek başına depresyonu iyileştirmeyeceğidir. Tıpkı midemiz hastalandığında doktorsuz bunu iyileştiremeyeceğimiz gibi.
Bugün de hepimiz yaşanan afete şahitlik ediyoruz. Sevdiklerini, evini, işini, düzenini kaybedenlerimiz var. Afetler, kayıplar yaşıyor olmak ya da bunlara şahitlik etmek bize hüzün, acı, umutsuzluk, çaresizlik, zaman zaman da suçlululuk hissettirir. Hissettiğimiz bu duyguların yaşanılanların bir parçası olduğunu ve yaşanması gereken duygular olduğunu hatırlayalım. Lütfen üzüntünüzü, acınızı yaşayın, yasınızı tutun. Güçlü olmak, güçlü görünmek zorunda değilsiniz. Yaşanılan depremden dolayı hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, kayıplar yaşayanların acılarının hafiflemesini diliyorum.
Depresyonda mıyım?
Depresyon, kişinin yaşadıkları ve duyguları ile baş etmekte zayıf kaldığı için ortaya çıkan bir tanı değildir. Depresyon, bizim zayıf olduğumuzu da göstermez. Depresyon, beyindeki kimyasal dengenin bozulması ile beyni etkileyen bir hastalıktır. Kendimizi üzgün hissetmekten çok daha ötesinde bir durumdur. Depresyondaki kişilerin düşünce yapılarında, davranışlarında, duygu durumunda, bedensel işlevlerinde ya da ilişkilerinde olumsuz yönde bir etkilenme görülür.
Eğer yaşadığımız zor dönemde kendimizi psikolojik olarak iyi hissetmeme hâli iki üç haftayı geçiyor ve günlük yaşamı idame ettirme hâlimizi etkiliyorsa bunun adına depresyon denilebilir. “İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor, geleceğe karşı hiçbir umudum yok, karamsarlık hissediyorum, sürekli olarak üzgün hissediyorum, hemen hemen her konuda kendimi suçluyorum, düşünmekte, karar vermekte, konsantre olmakta zorluk yaşıyorum, eskisi gibi enerjim yok, hayattan zevk alamıyorum, içimde anlayamadığım bir boşluk hissi var, çok unutkan ya da alıngan birisi oldum, çabuk yoruluyorum, bu aralar sürekli bir şey yemek istiyorum ya da iştahım çok kapandı ve kilo veriyorum, sürekli uyumak istiyorum ya da uykuya bir türlü dalamıyorum, geceleri sık sık uyanıyorum, uyandığımda yorgun kalkıyorum ya da bazen ölümü, ölmeyi düşünüyorum…” diyorsanız profesyonel bir destek almaktan kaçınmayın çünkü depresyonda olabilirsiniz.
Depresyondan nasıl çıkabilirim?
Hepimiz yaşadığımız zor duygular ile birbirimizden farklı yollarla baş etmeye çalışırız. Bize acı veren duygularla başa çıkabilmek için yaşadığımız o acıyı, üzüntüyü yok sayarız, bastırırız, inkâr mekanizmasını kullanırız. Bazen de yansıtma yaparak o duygumuzu başka şeylere, başka kişilere yansıtırız. Kimi zaman da içimizdeki o boşluğu doldurmak için çılgınlar gibi yemek yeriz, çılgınlar gibi çalışırız. Fakat bunların hiçbiri, içinde bulunduğumuz o depresyonu geçiştirmez, sadece bir süreliğine iyileştirmiş gibi görünür.
Biz duygularımızdan korkan, onları yaşamayı zayıflık olarak gören ve bu yüzden duygularını yok sayan bir toplumuz. Çocuklarımızı, “Ağlama, sadece zayıflar ağlar.” diyerek büyüttük. Düştüğünde, “Bak burada ne var.” diyerek ilgisini başka yere çektik ve acısını yok saymasını öğrettik. Yetişkin olarak sevdiğimiz birisini kaybettiğimizde yasını tutmak, ağlamak, acısını yaşamak yerine, teselli niyetiyle söylenen, “Çocukların var, güçlü olmalısın.” cümlelerini duyduk. İşimizle ilgili yaşadığımız stresin, bizi üzen kişilerin, öfkelendiğimiz zamanların üzerini örttük. Kaçtığımızı, üzerini örttüğümüzü sandığımız duygular bugün belki de kılık değiştirip depresyon olarak ortaya çıktılar. Bu sebeple depresyondan çıkmak için öncelikle neden depresyonda olduğumuza, buraya nasıl, ne sebeple sürüklendiğimize, hangi duyguları yuttuğumuza, hangi cümlelere sustuğumuza, hangi kişilere sınır koyamadığımıza bakmak gerekir.
Depresyon, depresif belirtileri sever. Tüm gün evde pijamalarla dolaşmayı, yataktan çıkmamayı, yatakların toplanmamasını, evin içine kendimizi kapatmayı, sürekli kendimizi uykuya bırakmayı sever ve bunlar depresyonu daha çok besler. Bazen kendi kolumuzdan kendimizi tutup kaldırmak gerekir. Elimizden tutup, doğadaki şifanın içine bırakmak kendimizi, haftanın üç gününde otuz dakika tempolu yürüyüş yapmak ruhumuza nefes olacaktır. Uyandığımızda yataktan hemen çıkmak, yatağı toparlayıp günlük kıyafetlerimizi giyinmek, içimizden gelmese de birkaç arkadaşımızla buluşmak, ruhumuza iyi geleceğini düşündüğünüz uğraşlar edinmek, reddettiğimiz becerilerimize dönmek; örgü örmek, kitap okumak, ahşap boyamak, şiir ya da yazı yazmak bize iyi gelecektir. Şükretmek de ruhun şifasını artıran en güçlü duygulardan birisidir. Çünkü şükür, duygular arasında frekansı en yüksek olanıdır ve geçtiğimiz zor dönemlerin içinde şükrettiklerimize bakmak, dile dökmek, yine ruhumuza şifa olacaktır. Hepsinden daha önemlisi belki de yazmak olacaktır. Dile dökülmemiş olanları, yaşananları, pişmanlıkları, duyguları yazıya dökerek ifade etmek, içe yönelmiş olanları dışarı çıkaracağı için bizi hafifletecek ve özgürleştirecektir. Bugün birçok araştırma, yazmanın depresyon üzerindeki tesirinden bahseder. Yapılan çalışmalar depresyonda olan kişilerin, her gün ne hissettiklerini, neler yaşadıklarını sadece yazdıkları takdirde depresif belirtilerinin yüzde 50’sinin azaldığını gösteriyor.
Unutmayın, size sizden daha iyi gelecek kimse yok! Kendi ilacınız yine sizsiniz. Kendinize destek olun, olamadığınızı hissettiğiniz yerde size destek olacak birisine teslim olun. Ruhunuzu depresyonun karamsarlığına teslim etmeyin.
Gerektiğinde profesyonel bir destek almayı da kendinizden esirgemeyin. Toplumumuzun zaman zaman algıladığı gibi destek almanın bir zayıflık ya da utanılacak bir konu olmadığını, depresyonun ilaç ya da terapi desteği ile tedavi edilebilir olduğunu hatırlamak gerekir. Psikoterapi desteği almak kendinizi anlamak, hayatınız boyunca devam eden döngülerinizi kırmak için kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik olacaktır.
Kendinizle ve sevgiyle kalın.