Denizli Pamukkale Kur’an Kursu Öğreticisi
Hacer YENİDEDE:
“Yüce dinimiz İslam’da engelli ya da engelsiz her insan değerlidir.”
Söyleşi: Mahir KILINÇ
Denizli müftülüğünde engelliler koordinatörü olarak görev yapmaktasınız. Ancak bu görev tanımını aşan, insanların hayatlarına dokunmayı kendisine şiar edinmiş bir din gönüllüsüsünüz. Bu çalışmalarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Allah’ın kelamı Kur’an ile bağ kuran; onu öğrenmeye, anlamaya ve hayatında yaşamaya çalışan, gözleri görmeyen öğrencilerimin bu emekleri ve azimleri gerçekten takdire şayandır. Allah’ı sevmek, O’na yakın olmaya, rızasını kazanmaya çalışmak, sevgisini elinden geldiğince gücü neye yetiyorsa o imkân dâhilinde kullanarak Kur’an’ı parmaklarıyla elleriyle okuyan gayretli, gönülleri engelsiz öğrencilerimin emekleri her iki cihanda da karşılığını bulsun diyorum.
Engelli kardeşlerimize dinî bilgiler, Kur’an öğretiminin yanı sıra ayrıca manevi rehberlik yaparak engelli kadın, genç, çocuk, özel insanlarımızın kendilerine ve ailelerin ihtiyacına göre her zaman yanlarında olmaya çalışıyorum. Başkanlığımızın verdiği bu görevle özel kardeşlerimize hizmet yolunda, dinî konularda aydınlanmalarına vesile olarak hayatlarına dokunabilme gayreti içerisindeyim.
Şu bir gerçektir ki yüce dinimiz İslam’da, engelli ya da engelsiz her insan değerlidir ve bizzat Yaradan’dan ötürü insan olması hasebiyle hürmete layıktır. İnancımıza göre asıl önemli olan, kişinin zihnini, gönlünü ve sahip olduğu imkânları, Allah’ın emaneti olduğu bilinciyle kendisini toplumun hayrına olabilecek şekilde değerlendirebilmesidir. Dolayısıyla her bir engelli kardeşimiz, eşref-i mahlûkat yani yaratılanların en şereflisi olarak saygı gösterilmeyi, toplumun kıymetli bir parçası olarak da hizmet almayı hak eder.
Bizler de engelli kardeşlerimizin kendi gücü nispetinde Kur’an-ı Kerim öğrenmelerini, dinî görev ve sorumluluklarını yerine getirmedeki gayretlerini takdir ediyoruz. Onlara karşı acıyarak ve yüksek beklentilerle değil iyi niyetle, hoşgörüyle, yapabilecekleri kadarıyla görevler vererek başarı duygusunu destekliyoruz.
Sadece özel gün ve haftalarda değil her zaman bu özel öğrencilerimizle ve velilerimizle her hafta düzenli olarak bir araya geliyoruz. Koordinatör ekibimizdeki hocalarımızla her ay engelli vatandaşlarımıza ve ailelerine “Engelsiz-Cami Buluşmaları” gerçekleştirip destek ve moral olmaya çalışıyoruz.
İl genelinde bulunan rehabilitasyon merkezleri, engelli yaşam merkezleri, özel eğitim kurumları, engelli dernekleri vb. yerlerde engellilere yönelik programlar düzenlemekteyiz. Dinî, millî gün ve gecelerde, kandillerde, önemli gün ve haftalarda farkındalık oluşturan faaliyetler ve etkinlikler düzenliyoruz.
Çalışmalarınızda gerek engellilerden gerek ailelerinden ne gibi dönüşler alıyorsunuz?
Bir gülümseme, bir ev ziyareti, onları dinlemek, yeni bir şeyler öğrenmelerinin mutluluğuna şahit olmak, gönüllerine şefkatli bir dokunuş… Rabbimizin de buyurduğu gibi “İyiliğin karşılığı yalnız iyiliktir.” (Rahman, 55/60.) Bu kardeşlerimiz bizi yanlarında gördükleri zaman seviniyorlar ve mutluluklarını her fırsatta dile getiriyorlar.
Onların sevgisini, muhabbetini, sıcaklığını, dualarını, ilgilerini daha önce görev yaptığım alanların hiçbirisinde bu kadar yoğun hissetmemiştim. Rabbime beni engelli alanında istihdam ettiği, onlara hizmet edebilmeyi nasip ettiği için şükrediyorum.
Bu çalışmalarınız arasında unutamadığınız, gönül telinizi titreten bir anınızı paylaşabilir misiniz?
Engelli öğrencilerimden Seher Hanım on altı yaşından sonra görme yetisini kaybetmiş, sonradan görme engelli olmuş. Hayatında kabartma yazı öğrenme imkânı bulamadığını ve en büyük hayalinin de dokunarak eliyle tutabileceği bir kitaptan Kur’an öğrenmek olduğunu söyledi. O zamana kadar öğrenememenin burukluğu, aynı zamanda öğrenebilirim isteği ve azmi vardı. Kur’an kursuna ilk geldiğinde parmak hissiyatını kazanıp kazanamayacağı, Braille öğrenemeyeceği kaygısı çok yüksekti. İlk günler üçer beşer harf, seyrek seyrek yazarak dokunup öğrenmeye çalışıyordu. Ancak Seher Hanım, hiç aksatmadan derslere düzenli olarak devam etti. Tahmin ettiğimden kısa bir sürede elifba kitabını bitirip Kur’an-ı Kerim’e geçmişti. Yüzüne Kur’an okumayla beraber Yasin, Mülk gibi uzun sureleri ezberliyordu. Birkaç ay sonra Başkanlığımız engelli ve başarılı öğrencilerimizi motive etmek, başarılarını takdir etmek amacıyla umre ödüllü bir yarışma düzenledi. Seher Hanım’ın bu yarışmaya katılması için kendisini ikna ettim. Çünkü o “Kur’an’a yeni geçtim, yapamam, benden daha iyileri vardır.” diyerek yarışmaya katılmak istemiyordu. Ancak yarışma sonrasında il birincisi oldu ve eşiyle beraber umre ödülü kazandı. Kur’an-ı Kerim’i öğrenme heyecanını, azmini, disiplinini ve Rabbimizin kelamını öğrenmenin sevincini, mutluluğunu ve aşkını onda görmüştüm. Bu sevgisinin ve çalışmasının sonucunda ona Allah’ın misafiri olmak nasip olmuştu.
Sizin gibi hâlihazırda görev yapmakta olan din görevlisi arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Engelliler ve ailelerinin psikolojik veya sosyal çevrelerindeki yaşadıkları zorlukları anlamalarına ve çözüm üretmelerine katkı sağlayabilmek için eğitimcinin öncelikle bu alanı sevmesi, duyarlı, hoşgörülü ve sabırlı olması gerekir. Onlarla ilgili bilinç kazanmamız, onlar için daha neler yapabiliriz, iyi olma hâllerini nasıl artırabiliriz noktasında manevi çözüm yollarını bilmeli ve özel eğitimler alarak kendimizi geliştirmeliyiz.
Engellilerin, azim, gayret, çaba, irade ve hedefe odaklanma sayesinde her şeyi başarabileceklerine önce kendimiz inanmalı ve bu inancımızı onlara da aksettirebilmeliyiz. Engelliyle tanışmak, empati kurmak ve onların yerine kendimizi koymak için farklı engel grupları hakkında bilgilenmeli ve onları samimi bir şekilde anlamaya çalışmalıyız.
Bizler, yüzünü Allah’a dönmüş engelli kardeşlerimizi ilim öğrenme yolculuklarında elimizden geldiğince öğretmeye, her anlamda yanlarında olup birlikte çalışmalıyız. Onların, “Acaba yapabilecek miyim?”, “Gerçekten Kur’an’ı okuyabilecek miyim?” kaygılarını, Kur’an’ın öğrenmesi, ezberlemesi kolay mucize bir kitap olduğunun altını çizerek ortadan kaldırmalıyız.
Öz Geçmiş
Hacer Yenidede, 1979 yılında Denizli’de doğdu. Sarayköy İmam Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra (2000) Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi. (2005) Manevi Danışmanlık ve Rehberlik alanıyla ilgili olarak “Farklı Engel Gruplarında Algılanan Stigmanın İncelenmesi” adlı teziyle yüksek lisansını İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde tamamladı. (2022) Denizli’de 8 yıldır il engelli koordinatörlüğünün yanı sıra görme engellilerde Kur’an kursu öğreticiliği yapan Yenidede, görme ve işitme engelli bireylere eğitim verebilmek için Diyanet İşleri Başkanlığının açmış olduğu seminerlerin haricinde Braille alfabesi ve işaret dili eğitimleri aldı.