MATBAANIN İCADI
Alparslan AKÇA
Anlatı geleneği, insanlık tarihiyle yaşıttır. Bütün medeniyetlerde gelenek önce sözlü anlatımla yürüdü, büyüdü, yayıldı.
Anlatım geleneği ve iletişim, yazının bulunmasıyla birlikte kurşun, bakır, gümüş ve altın gibi madenlerden yapılan levhalarda, ağaçlarda, taşlarda, papirüslerde ve parşömenlerde hayat buldu.
Ve nihayet kâğıdın icadıyla da kalemle kâğıt kavuşmuş, yazı geleneği insanoğlunun en önemli iletişim aracı hâlini almış oldu. Basit ve çalakalem yapılan resimlerden sembolik şekillere, harf dizilerinden yazı biçimlerine ve geliştirilen özel dillerin abecelerine giden bir serüvenden ibaret yazma eylemi.
Yazma ihtiyacı zamanla bilgiyi depolama, çoğaltma, yayma ve saklama gibi kaygı ve istekleri de beraberinde getirdi. El yazması eserler, önceleri bu ihtiyacı büyük oranda görse de ilerleyen süreçte hem yetersiz gelmeye başladı hem de fazla emek istiyor ve bu da çok yorucu oluyordu.
Bu kez yazma ve yazılanı çoğaltma işini daha kolay hâle getirecek teknik bir yazı çoğaltma aracının ihtiyacı doğmuştu: Matbaa. İnsanoğlunun hayatını kolaylaştırma güdüsüyle bulunan bütün icatlar gibi matbaanın icadı da insanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Matbaa, milletler arası kültür alışverişi, tarih, edebiyat, kültür ve medeniyetlerin sonraki nesillere aktarımı, bilginin yayılması ve artması gibi hususlarda âdeta dünyanın seyrini değiştiren kırılma noktalarından biri olmuştur.
Günümüzde kullanılan matbaanın icadı, 1450 yılında Almanya’nın Mainz kentinde Johannes Gutenberg tarafından geliştirilmiştir. Gutenberg’in bulduğu bu hareketli metal harf sistemiyle yazının insan hayatındaki gerçek değeri anlaşılmıştır. Böylece bilginin teknik ve sistemli aktarımı sayesinde sanayileşmenin, modern hayatın ve hatta şu anki teknolojik gelişmelerin büyük kısmının da yolu açılmış oldu.
Hiç şüphesiz Gutenberg’in icadından önce, tarihte birçok matbaa çalışmaları yapılmıştır. Bu konuda yazılan kaynaklara baktığımızda matbaanın ilk denemelerini hangi milletlerin yaptığı hususunda birbirinden farklı iddia ve görüşlere (Uygurlar, Çinliler, Koreliler gibi…) rastlamak mümkündür. Hepsinin ortak bir noktası şudur ki: Kadim matbaa çalışmalarının yapıldığı bölgeler, yine önemli bir kırılma noktası olan kâğıdın bulunduğu Uzak Doğu - Asya topraklarıdır.