Söyleşi: Mahir KILINÇ


Konya Selçuklu Numune Hastanesi Kreşi Kur’an Kursu Öğreticisi
Asiye ERSARI BAĞCI:
“Meslek hayatımda elimden geldiğince aşk ile görevimi ifa etmeye ve hizmetimi sadece görev yerim ve saatlerimle sınırlı tutmamaya çalışıyorum. ”

Selçuklu Müftülüğü bünyesinde 4-6 yaş Kur’an kursu öğreticisi ve engelli eğitim koordinatörü olarak görev yapmaktasınız. Ancak bu görev tanımınızı oldukça aşan, insanların hayatlarına dokunmayı kendisine şiar edinmiş bir din gönüllüsüsünüz. Yapmış olduğunuz çalışmalardan kısaca bahseder misiniz?
Bendeniz, 14 yıldır Diyanet İşleri Başkanlığında Kur’an kursu öğreticisi olarak görev yapmaktayım. Kurumumuzun eğitim hizmetlerinde hedef kitlemizin artmasıyla hemen hemen hepsine yönelik faaliyetlerde bulunmak nasip oldu. Hanımlara yönelik (ihtiyaç odaklı) kurslarımızda başladığım görevime 4-6 yaş, işitme ve görme engellilere yönelik hizmetlerle devam ettim. Ayrıca kurumumuzun manevi rehberlik hizmetleri kapsamında huzur ve sevgi evlerinde, üniversite öğrencilerine yönelik çalışmalarında da uzun müddet görev aldım.
Allah’ın rızasını kuşanarak yaptığınız çalışmalarınızda gerek engellilerden gerekse ailelerinden ne gibi dönüşler alıyorsunuz?
Başkanlığımız 2014 yılında her ilden bir öğreticiyi Rize Müftü Yusuf Karali Eğitim Merkezinde eğitime alarak işitme ve görme engelli bireylere eğitim verebilecek seviyede işaret dili ve Braille alfabesi eğitimi almamızı sağladı. İllerimize döner dönmez tabiri caizse kolları sıvayıp engelli sınıfları oluşturarak eğitim faaliyetlerimize başladık. Özel insanlar için sunulan bu özel hizmet halkımız tarafından büyük memnuniyet ve teveccühle karşılandı. Engelli okullarından mezun olduktan sonra neredeyse hiçbir eğitim ve sosyalleşme alanı bulamayan engelli vatandaşlarımız, kurslarımız sayesinde yeniden topluma, eğitim hayatına ve sosyal hayata katılmanın mutluluğunu yaşıyorlardı. Bu mutluluk, yalnızca engelli öğrencilerimizin değil, ailelerinin de mutluluğu oldu aynı zamanda. Evlatlarının gözlerindeki yeni şeyler öğrenme ve başarmanın mutluluğu ve çocuklarının bu sayede kazandıkları özgüven aileler için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Afyonkarahisar Engelsiz Kur’an Kursumuzun faaliyete geçmesiyle yalnızca engelli öğrencilerimiz değil aileleri de rahatça bir araya gelip çeşitli etkinlikler yapabilecekleri bir ortama kavuştular. Aynı kaderi paylaşan engelli çocuk sahibi velilerimizin bir araya gelmesi; hem kendilerini rahat ifade edebilecekleri bir ortama kavuşmalarına hem de engelli ebeveyni olmaları nedeniyle toplumdan soyutlanmış bir hayattan sıyrılıp sosyal hayata katılmalarına vesile oldu. Bu memnuniyet dilden dile kulaktan kulağa yayılınca ilçelerimizden hatta Uşak ve Kütahya gibi yakın çevre illerimizden engelli bireyler ve aileleri eğitimlerimize ve etkinliklerimize saatler süren yolculukları göze alarak düzenli şekilde katıldılar.
Ayrıca ülkemizin birçok yerinden işitme ve görme engelli öğrencilerimle sistem olarak uzak olsa da gönül yakınlığına dayanan uzun soluklu eğitimler gerçekleştirdik ve uzaktan eğitim sınıflarımızla hâlâ eğitimlerimize devam ediyoruz.
Mesai mefhumu gözetmeden gerçekleştirdiğiniz çalışmalarınızın yanı sıra hayata geçirmeyi düşündüğünüz projelerinizi anlatır mısınız?
Emsal teşkil etmesini umduğumuz Engelsiz 4-6 Yaş Kur’an Kursu sınıfları için hazırlıklarımız sürüyor. Yine, 2024-2025 eğitim öğretim yılında engelli bireylerimize eğitim hizmeti sunmanın yanında sosyal ve manevi hayatlarını desteklemek adına çeşitli gezi ve programlar için de birtakım çalışmalarımız var.
İnsanların hem sosyal hayatına hem de gönüllerine dokunduğunuz bu çalışmalarınız arasında unutamadığınız, gönül telinizi titreten bir anınızı paylaşabilir misiniz?
Afyonkarahisar’da görev yaptığım dönemde yaz Kur’an kursumuzu işitme ve görme engelli çocuklarımıza yönelik gerçekleştiriyorduk. O yıl çocuklarımızı aynı sınıfta aynı vakitlerde eğitime almak istedim. İlk günler yan yana oturmaktan çekindiler. Görme engelli çocuklar, işitme engelli öğrencilerimizin farklı sesler çıkarmaları ve konuşamamaları nedeniyle tedirgin oluyor, işitme engelli öğrencilerim ise “Onlar işaret dili bilmiyor, görmüyor da biz arkadaş olamayız ki...” diyerek kendileri gibi işitme engelli arkadaşlarıyla oturmak istiyorlardı. Tabii benim de tüm dersleri hem sesli hem de işaret diliyle anlatmam icap ediyordu. İlk günler gerçekten ben de “Böyle karma engelli bir sınıf oluşturmakta hata mı ettik acaba?” diye tereddüte kapıldım. Fakat birkaç gün sonra birbirlerini gerçekten anlamaya ve birbirlerine bir çocuktan beklenmeyecek olgunluk ve yardımseverlikle destek olmaya başladıklarını gördüm. İşitme engelliler, görme engelli arkadaşlarının ellerinden tutup teneffüse çıkarıyor, onları çevrelerindeki eşyalara çarpmaktan veya düşmekten korumaya çalışıyorlardı. Görme engelli öğrencilerimiz de benim de desteğimle onlardan işaret dili öğrenmeye çalışıyor, onların ellerine dokunarak işaretlerini anlamaya gayret ediyor: “Hocam, arkadaşım susamış... Hocam, bak ben arkadaşımdan işaret dili yeni kelimeler öğrendim...” gibi neşeli cümleler kuruyorlardı. Her iki öğrenci grubum da o kadar mutlu oldular ve birbirlerine o kadar bağlanmışlardı ki yaz kursunun sonunda sınıfta hüzün havası vardı. Herkes birbirine sımsıkı ve tekrar tekrar sarılıyordu. Daha sonra bu dostluklarını sürdürebilmeleri için okul döneminde de hafta sonları onları buluşturmaya gayret ettim.
Yavrularımız, kendi engelleri için üzülüp hayıflanmayı bırakmış, yalnızlık hissetmemiş ve engelli başkalarına destek için engel olmadığını öğrenmişlerdi.
Sizin gibi hâlihazırda görev yapmakta olan din görevlisi arkadaşlarınıza ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Meslek hayatımda elimden geldiğince aşk ile görevimi ifa etmeye ve hizmetimi sadece görev yerim ve saatlerimle sınırlı tutmamaya çalışıyorum. Rabbimizin, yüce dinimiz İslam’a hizmet ve onunla müşerref olmuş mümin kullarına rehberlik etme lütfunu bizlere bahşetmesinin şükrünü az da olsa ancak bu şekilde eda edebileceğimi düşünüyorum. Bu kutsal göreve yeni başlayan meslektaşlarıma da her zaman ve her mekânda hizmet etmeye gayret etmelerini, insanlar dile getirsin getirmesin her birinin bize ve rehberliğimize, bazen sadece yanına oturmamıza, gülümsememize, elimizi omzuna koymamıza ihtiyacı olduğunu akıllarından çıkarmamalarını haddim olmayarak hatırlatmak isterim.

Öz Geçmiş
Asiye Ersarı Bağcı, Konya Çumra’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Çumra’da tamamladı. 2002 yılında Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 2010 yılında Burdur Müftülüğüne Kur’an kursu öğreticisi olarak atandı. Daha sonra sırasıyla Burdur, Erzurum, Afyonkarahisar il müftülüklerine bağlı kurslarda görev yaptı. Topkapı Sarayı Nakışhanesi’nden tezhip eğitimi alan ve çeşitli dergilerde yayımlanmış şiir ve denemeleri bulunan Ersarı, Diyanet İşleri Başkanlığı 2021 Yılı Camiler ve Din Görevlileri Haftası Yarışmalarında şiir dalında Türkiye birincisi oldu. Diyanet İşleri Başkanlığının işitme engellilere yönelik hazırladığı müfredat ve kaynak kitap çalışmalarında aktif rol alan ve hâlen Selçuklu Müftülüğü’nde görevine devam eden Ersarı, evli ve üç kız çocuk annesidir.