İKİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ DERS HOCASI
MEHMET ŞÜKRÜ ÇAKIROĞLU

Dr. Mehmet BULUT
DİB Emekli Başkanlık Müşaviri

Mehmet Şükrü Çakıroğlu (1869-1936), Osmanlı döneminde doğmuş, o dönemin eğitim müesseselerinde ilim öğrenmiş, feyiz almış, dersiamlık payesine nail olarak kendisi de ders okutmuş, talebe yetiştirmiş, yine bu dönemde çeşitli devlet hizmetlerinde bulunmuş, sonra Millî Meclis Hükûmetleri döneminde ve nihayet Diyanet İşleri Reisliğinin ilk yıllarında fetva makamlarında bulunmuş mümtaz âlimlerimizdendir.
Hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemini idrak etmiş ulemamız vardır. M. Rıfat Börekçi, A. Hamdi Akseki, Ömer Nasuhi Bilmen ve daha birçok zevat. Makalemize konu olan Mehmet Şükrü Efendi’yi de bu cümleden zikretmeliyiz.
Bilinen bir husustur; ulemamızın büyük bir kesimi kendilerini insan yetiştirmeye hasretmiş; hocalarından, dinî-ilmî eserlerden edindikleri ilim ve irfanı kendi görüş ve içtihatlarını da ekleyerek yeni nesillere nakletmişlerdir. Bu durumdaki zevat, risale yazmak, eser telif etmek imkânı bulamamış veya buna ihtiyaç duymamış ya da tevazuları buna mani olmuştur. Binaenaleyh, onların en büyük eseri yetiştirdikleri seçkin şahsiyetlerdir ve bu, onlar için en büyük iftihar vesilesidir. Yetiştirdikleri insanların bir kısmı ülkenin maddi manevi hayatına yön verecek konuma gelmişlerse bu, onlar için paha biçilmez bir mükâfat olmuştur. Bu cümleden olarak Diyanet İşleri Başkanlığı makamını ihraz etmiş iki reise hocalık yapmış bir âlim olarak Şükrü Efendi’yi o bahtiyar insanlardan sayabiliriz. Evet, üçüncü Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki (1887-1951) ve altıncı Diyanet İşleri Başkanı Hasan Hüsnü Erdem (1889-1974) icazetlerini, derslerine devam ettikleri Mehmet Şükrü Efendi’den almışlardı. Erdem’in icazetnamesi 1912, Akseki’nin icazetnamesi ise 1914 tarihini taşımakta. Ne var ki Şükrü Efendi’nin ömrü vefa etmemiş ve bu iki talebesinin o makama gelişlerini görememiştir. Matbu bir eseri olmamakla birlikte Şükrü Efendi’nin hizmetleri talebe yetiştirmekle sınırlı kalmamış, Osmanlı döneminde çeşitli devlet hizmetlerinde bulunduğu gibi Şer’iyye Vekâleti yıllarında Heyet-i İftaiye ve kuruluşundan itibaren Diyanet İşleri Reisliğinde 12 yıl boyunca Müşavere Heyeti azalığında bulunmuştu.
M. Şükrü Efendi ile ilgili bilgilerimiz onun özlük dosyalarındaki kayıtlarla sınırlı. Biri Şer’iyye Sicilleri Arşivinde diğeri Diyanet İşleri Başkanlığı Personel Sicil Arşivinde olmak üzere onunla ilgili iki ayrı özlük dosyası bulunmakta. Doğumu, ailesi, tahsili ve Osmanlı dönemindeki hizmetlerinin bir kısmına ilişkin en eski kayıtlar, Şer’iyye Sicilleri Arşivindeki dosyasında yer alan ve 23 Mayıs 1926 tarihinde doldurduğu anlaşılan tercüme-i hâl varakasında yer almakta. Tercüme-i hâl varakası, Osmanlı’da bir devlet hizmetine girişte her memurun doldurmakla yükümlü olduğu bir formdur.
Doğumu, ailesi, şöhreti: Sözü edilen iki dosyadaki verilerden öğrendiğimize göre Mehmet Şükrü Efendi, 30 Mayıs 1285/11 Haziran 1869 tarihinde Bayındır’ın Falaka (Zeytinova) köyünde doğmuş. İsmi Mehmet, mahlası Şükrü’dür. Babası “Molla Çakıroğlu” şöhretiyle bilinen Hafız Hasan Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Hafız Hasan Efendi, Falaka köyünde bir süre mektep hocalığı ve cami imamlığı yapmış sonra istifa ederek ticaret ve ziraatla iştigal etmiştir. Eşi, Ayşe Hanım’dır. Mehmet Saim, Hasan Hayri ve Fatma Sabahat adlarında üç evladı vardır.
Daha önce yazmış olmalıyım; Osmanlı ilim geleneğinde ulema, memleketlerine nispetle anılmıştır: Aksekili Ahmet Hamdi, Erzurumlu Ömer Nasuhi, Konyalı Mustafa Fevzi, Amasyalı Mustafa Tevfik gibi. Benzer şekilde Şükrü Efendi de Bayındırlı Mehmet Şükrü Efendi ya da dersiam olması hasebiyle Fatih Muciz Dersiamlarından Bayındırlı Mehmet Şükrü Efendi olarak tanınıp bilinmiştir. Bir dersiam, icazetname verme yetkisine de sahipse o, “muciz dersiam” olarak nitelendiriliyor. Soyadı kanunundan sonra ise daha çok Müşavere Heyeti azasından Mehmet Şükrü Çakıroğlu olarak anıldı.
Tahsili: İlk tahsilini ve hıfzını babasından yaptıktan sonra 11 yaşında Tire’ye giderek Abalı Şeyh Medresesinde dört sene Emsile, Bina, Maksud, Halebi ve Kuduri gibi kitapları okudu. Tahsilini ikmal etmek üzere babasının tensibiyle İstanbul’a gitti. Pek çok müderrisin cami dersleri yanında Sirozlu Hacı Eyyüb Efendi’nin derslerine devam ederek 16 Cemaziyelahir 1316/1 Kasım 1898’de ondan icazetname aldı. 1898’de imtihanla Mekteb-i Nüvvab’a kaydoldu. Dört yıllık bir tahsilden sonra 9 Teşrinievvel 1318/23 Ekim 1902’de buradan şahadetname aldı. 1902’de Darülfünun Ulum-i Aliye-i Diniye şubesine imtihanla kaydolmuşsa da rahatsızlığı dolayısıyla buraya devam edememiş, üç ay sonra buradan ayrılmıştır.
Ders hocalığı: Özlük dosyasındaki kayıtlara göre Mehmet Şükrü Efendi, 11 Mayıs 1318/24 Mayıs 1902’de ruus imtihanını birincilikle kazanarak ders verme hakkını elde etti. 1 Mayıs 1319/14 Mayıs 1903 tarihinde Fatih Dersiamı olarak ders vermeye başladı ve bu hizmeti 31 Ağustos 1325/13 Eylül 1909 tarihine kadar sürdü. 5 Ocak 1908’de İbtida-i Hariç Müderrisliği, 2 Mayıs 1910’da Hareket-i Hariç ve 2 Ocak 1918’de Süleymaniye rütbeleri verildi. Ömer Hilmi Efendi’nin Miyarü’l-adale adlı eserinin tashih ve nakillerinin tahrici için Bab-ı Fetva’da teşkil edilen komisyonda çalıştı.
Osmanlı döneminde devlet hizmetleri: Camilerde ders hocalığı devlet hizmetlerinden ayrı olarak değerlendirilmekte. Kayıtlara nazaran Mehmet Şükrü Efendi’nin Osmanlı’da ilk devlet hizmetine girişi, Fetvahane-i Âli ikinci sınıf müsevvidi olarak 1 Eylül 1325/14 Eylül 1909’dadır. Bu tarihten 20 Teşrinievvel 1338/1922’ye kadar sırayla Ders Vekâleti Birinci Sınıf Kitabeti, Meclis-i Mesalih Talebe Azalığı, Sahn Medresesi Müdür-i Umumiliği, Darü’l-Hilafeti’l-Aliyye Medresesi Müfettiş-i Umumiliği, Süleymaniye Medresesi Fıkıh Müderrisliği ve Sahn Medresesi Müderrisliği hizmetlerinde bulunmuş.
Medaris-i İlmiyenin ıslahı çalışmaları çerçevesinde tanzim edilen 10 Zilkade 1332/30 Eylül 1914 tarihli nizamname gereğince açılan Darü’l-Hilafeti’l-Aliyye medresesinin tefsir dersi hocalığının Mehmet Şükrü Efendi’nin uhdesine verildiği, Şeyhülislam Hayri Efendi imzasıyla yazılan 25 Eylül 1330/8 Ekim 1914 tarihli tebligatla bildirilmiştir. İlgili tebligat yapılırken dönemine göre modern sayılan bu eğitim kurumuna devletin atfettiği önem hatırlatılarak ders konusunda gerekli titizliğin gösterilmesi de istenmişti.
Bir fikir olması açısından, Şükrü Efendi’nin Osmanlı döneminde değişik yıllarda aldığı maaşlara da yer vermek istiyorum. 1 Mayıs 1319/14 Mayıs 1903 tarihinde aylık 95 kuruş maaş almaya başlamış. Zamanla terfi ederek maaşı peyderpey artmış. 1 Mart 1325/14 Mart 1909 tarihinde 800 kuruş maaşla ikinci sınıf fetvahane müsevvitliğine tayin olmuş, 1 Mart 1326/14 Mart 1910 tarihinde de 1000 kuruş maaşlı birinci sınıf müsevvitliğine terfi etmiş. Hocanın 23 Mayıs 1326/5 Haziran 1910 tarihi itibarıyla maaşı ise 1600 kuruştur. Bu rakamlar, Osmanlının sıkıntılı dönemlerinde bile ilim adamlarının maddi yönden nasıl bir ilerleme kaydettiğini göstermesi açısından dikkat çekicidir.
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti ve Diyanet İşleri Reisliğindeki hizmetleri: Şükrü Efendi, Sahn Medresesi müderrisi iken 21 Teşrinievvel 1338/Ekim1922’de Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti Heyet-i İftaiye azalığına getirilmiş ve bu görevi 30 Nisan 1340/1924’e kadar sürmüş. Talebesi A. Hamdi Akseki de bu yıllarda sözü edilen vekâlette Tedrisat Umum Müdürü’ydü.
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti 3 Mart 1924’te lağvedilip Diyanet İşleri Reisliği kurulunca, bu yeni kurumda ana birim olarak 8 üyeden oluşan bir Müşavere Heyeti’ne yer verilmişti. Bu birim, adı geçen vekâletteki Heyet-i İftaiye’nin karşılığıydı ve bu heyetin hizmetlerinden bir kısmını deruhte için oluşturulmuştu. Kapatılan vekâletin Reisliğe aktarılan bir kısım personeli arasında Heyet-i İftaiye azasından bazıları da bulunuyordu. Nitekim onlardan birisi olan Mehmet Şükrü Efendi, Reisliğin kuruluşundan iki ay sonra 1 Mayıs 1340/1924 tarihinde Müşavere Heyeti azalığına nakledildi. 17 Mayıs 1924 tarihli Resmî Ceride’de bu üyeliklere ilk defa getirilen kişilerin isimleri bir liste hâlinde yayımlanmıştı. Bu listede Mehmet Şükrü Efendi yanında şu isimler yer alıyordu: Tevfik Efendi, Abdülhalim Halim Efendi, Harun Efendi, Ali Himmet Efendi, Mehmed Bahaeddin Efendi, Seyyid Taha Efendi ve Aksekili Ahmed Hamdi Efendi. Görüldüğü gibi, öğrencisi Akseki ile bu heyette meslektaş olmuşlardı.
65 yaşını doldurması sebebiyle 13 Temmuz 1935’te emekliye sevk edilmesi gerekirken “ihtisaslarından bir müddet daha istifade edilmek” gerekçesiyle Reisliğin 12 Haziran 1935 tarihli teklifi ve Bakanlar Kurulunun 28 Haziran 1935 tarihli kararnamesiyle yaş tahdidinden istisna edilerek Şükrü Efendi’nin görev süresi bir yıl uzatılmış. Şükrü Efendi, Müşavere Heyeti azalığını 1924’ten vefat tarihi olan 4 Ocak 1936’ya kadar 12 yıl boyunca aralıksız sürdürdü. Buna göre Cumhuriyet döneminde veya başka bir ifadeyle Diyanet İşleri Reisliğinde onun tek memuriyeti Müşavere Heyeti azalığıdır.
Ankara’da ikametgâh olarak Keçiören Çoraklık Mevkii’nde bulunan 47 veya 57 numaralı evi kullanmıştı.
Maaşları: Mehmet Şükrü Efendi Müşavere Heyeti azası iken bu görevinden dolayı Reislik bütçesinden bir maaş aldığı gibi cüzi de olsa “dersiamlık maaşı” adıyla ikinci bir maaş da almaktaydı. Tarihi bir malumat olması açısından bu konuya da bir not düşmek isterim.
Medreselerin kapatılmasından sonra dersiamlardan bir kısmı Diyanet İşleri Reisliğinde görev almış bir kısmı da boşta kalmıştı. Bilahare herhangi bir resmî görev almamış olsalar bile vaktiyle dersiam payesini almış kişilere kaydıhayat şartıyla müktesep bir hak olarak dersiamlık maaşı bağlandığı gibi bir memuriyete tayin edilmiş olanlar da memuriyet maaşı yanında bu maaşı almaya devem etmişlerdi. Diyanet veya başka bir resmî kurumda görev almış dersiamlar “memur dersiam” olarak isimlendirilmekteydi. Buna göre dersiam olan Mehmet Şükrü Efendi’nin, Müşavere Heyeti azası olarak iki ayrı maaşı bulunuyordu. Reislik kadrolarındaki dersiamların maaşları müftülüklerce tediye ediliyordu. Ancak zamanla bazı yetkililer inisiyatif kullanarak bu maaşları iptal etme cihetine gitmişler, bu durumdaki kişiler de haklarını adli mercilerde aramışlardı. Mehmet Şükrü Efendi de bu muameleye maruz kalmış dersiamlardandı. Emsali gibi o da hakkını arama cihetine gitmiş, bu işlemi hukuksuz bularak 20 Şubat 1935’te Şura-yı Devlet (Danıştay) nezdinde dava açmış, vefatından bir yıl önce 10 Nisan 1935’te dava lehinde sonuçlanmıştır.
70 lira olarak yıllar boyu hiç değişmeyen Müşavere Heyeti azalığı maaşı vefatından kısa bir süre önce 26 Haziran 1935 itibarıyla 80 liraya çıkartılmıştı.
Sağlık sorunları ve vefatı: Özlük dosyasında saklanan doktor raporlarından da anlaşıldığı üzere Hocamız uzun yıllar şeker hastalığından mustariptir. Bu yüzden raporlu istirahatler yanında sık sık izin de kullanmıştır. Sadece 1925-1932 yılları arasında izinli veya raporlu olarak 17 ay görevinden uzak kaldığını söylersek bu durum anlaşılacaktır sanırım. Sonraki yıllarda da rapor veya izin kullanarak aylarca mesaiye devam edememiştir. 1935 yılından itibaren hastalığının ilerlediği anlaşılmakta.
Çakıroğlu, Müşavere Heyeti azası iken 4 Ocak 1936’da vefat etti. Ankara’da Solfasol köyünde defnedildi.
Sonuç yerine: Öz geçmişine ilişkin arşiv belgelerinden derlediğim bilgilerden de anlaşılacağı gibi Mehmet Şükrü Efendi, iyi bir eğitim sürecinden geçmiş, verdiği dersler yanında Osmanlı döneminde önemli devlet hizmetlerinde bulunmuş, ara dönem Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti yıllarında ve Diyanet İşleri Reisliğinin başlarında fetva kurumlarının içinde bulunmuş kıymetli bir âlimimizdir. Sağlığı elvermediği için Başkanlık döneminde ilmî birikimini hizmete yeterince kanalize edemediğini tahmin etmek zor olmayacaktır. Rahmetler olsun.