Şanlıurfa Suruç Mürşitpınar Camii İmam Hatibi
Salih YILDIZ:
“Din hizmetinde insanların kalbine dokunabilmenin en güzel yolunun tatlı dil, güler yüz ve nezaketten geçtiğini tecrübe ettim.”
Söyleşi: Mahir KILINÇ
Sınırın sıfır noktasında yer alan Mürşitpınar köyünde din gönüllüsü olarak görevinizi yapıyorsunuz. Böylesi hassas bir bölgede görev yapmanın zorluklarından bahsedebilir misiniz?
Görev yaptığım Mürşitpınar Camii, Suruç ilçesi sınırının en uç kısmında yer almaktadır. Ülkemize yönelik saldırılardan nasibini almış, çatışma esnasında mihrap kısmına havan topu düşmüş, duvarı yıkılmış olan camimizin pek çok kısmında ve minaresinde mermi izleri mevcut. Karşılıklı olarak ellerin tetikte olduğu böyle bir ortamda din hizmeti görevini sürdürebilmek elbette çok zor. Çünkü her an ne olabileceğine dair bir bilginiz yok. Buna rağmen bu camiyi ayakta tutabilme ve ezanı semadan âleme yankılatma adına görevimi sürdürüyorum. Cami, ilk başta halk, görev yapan asker ve öğretmenlerimiz için büyük bir manevi destek oluşturdu. Okunan ezanlar sınırdaki insanlara desteğin yanı sıra karşı taraftaki kimseler için de tüm zorluğa rağmen hâlâ bir hayat olduğu mesajını veriyordu.
Göreve başladığınızda özellikle çocukların ilgisini camiye çekmeyi başardınız. Çocukları camiye ve etrafına alıştırırken ne gibi faaliyetlerde bulundunuz?
Buraya görevli olarak geldiğimde savaşın etkileri insanlar üzerinde devam ediyordu. İnsanlar en ufak bir sesten dahi ürküyor ve dışarı çıkmaya cesaret edemiyordu. Büyükler böyle bir psikolojinin içerisindeyken gözlerinin nuru çocuklarını dışarı çıkarmaya çekiniyorlardı. Ben ise köyde ne kadar ev varsa kapı kapı dolaştım ve çocuklarını camiye göndermeleri için ailelerle tek tek konuştum. Ayrıca köyde gezerken çocuklara kendimi tanıttım ve kendilerine küçük küçük hediyeler verdim. Bununla beraber namaz vakitlerinin dışında oyun oynayan çocukların oyununa katıldım. Onlarla yeri geldi top oynadım yeri geldi bisiklete bindim. Zamanla hem aileler hem çocuklar artık bana güvenmeye başladı. Bunu fırsat bilerek çocukları camiye davet ettim ve yaz kurslarına katılmalarını söyledim. Cami onların sesiyle şenlenmeye başlayınca çeşitli hediyelerle onları sevindirdik. Artık çocukların dünyasında camiyi yavaş yavaş merkeze almaya başladım. Cami merkezli etkinliklerle her yeni gün farklı bir faaliyet yapıyordum. Bir gün misket oynuyorduk bir gün futbol maçı yapıyorduk bir gün de bisiklet yarışları düzenliyorduk. Bazı günler topluca çizgi filmler izliyorduk. Neticede öyle bir iletişimimiz oldu ki caminin hoparlöründen anons yaptığım an beni hemen çevrelerler. Onların saf ve temiz gönüllerine girmiş olmaksa beni oldukça mutlu ediyor.
Bu faaliyetleriniz hem köydeki hem de çevrenizdeki insanlar tarafından nasıl karşılandı?
Öncelikle aileler çocuklarının cami etrafında toplanmasından çok hoşnut oldular. Çocuklarının psikolojik olarak rahatlamaları onları mutlu ediyordu. Faaliyetlere çocuklarının katılmalarını, çocuklarından önce onlar ister oldular. Ayrıca çocuklara yönelik çalışmalarımızı gören pek çok hayırsever de çocuklara ya da çocukların ailelerine ne gibi destekte bulunabileceklerini sorup yardımlarını esirgemediler. Çocuklar vesilesiyle ailelerle de diyaloğum arttı. Cuma namazları çıkışı onlarla da hasbihal için bir araya gelmeye başladık. Hatta herhangi bir sıkıntıları söz konusu olduğunda elbirliğince çözüm yoluna gittik.
Köy halkına ve burada yaşayan insanlara yönelik ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Göreve başladığım ilk zamanlarda insanlar camiye gelmek istemiyordu. Çünkü her an bir çatışmanın yaşanacağını düşünerek korkuyorlardı. Rabbimizin lütfuyla camiye ve görevime sahip çıkmam, insanlar nezdinde burada kalıp sabırla görevime devam edeceğim kanaatini oluşturdu. Bu yaklaşımı görüp ortalığın sakinleştiğine şahit olmalarıyla cami de dolmaya başladı. Belirli aralıklarla ev ziyaretlerimi sürdürdüm ve tabiri caizse kapı kapı dolaştım. Bunun yanı sıra köyde durumu iyi olmayan aileleri tespit ettim. Onlara yönelik ne gibi yardımlarda bulabileceğimi düşünerek hayırseverlerin kapısını çaldım. Tespit ettiğim o ailelere yardımlar ulaştırmaya, onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştım. Korona dönemi de bu hayır yarışının bir parçasıydı. Başta maske olmak üzere bazı gereksinimler doğrultusunda yardımları ulaştırmaya çalıştım. Tüm bu çalışmalarımız esnasında Suruç Müftülüğümüzün çok desteğini gördüm. İnsanların şahit olduğu çalışmalarımız, Diyanet İşleri Başkanlığının sadece namaz kıldırıp ezan okuyan din görevlisi yetiştirmediği algısını yerleştirdi. Çünkü insana dokunan ve sosyal hayatın bizatihi içerisinde olan görevliler bu kurumun nihai gayesidir.
Görev yaptığınız süre içerisinde unutamadığınız bir anınızı okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?
Buraya tayin olduğum ilk yıl, akşam ezanına yakın bir zaman diliminde askerlerimizin nöbet tuttuğu kulübelerden gelen tam teçhizatlı bir asker kapıda beliriverdi. Nöbet için gelip giderken de selamlaştığım, hasbihâl ettiğim asker kardeşlerimizdendi. Bana doğru seslenip: “Selamün aleyküm Hocam, biliyor musun ben hafızım. Gönlümde imam hatip olma isteği var. Eğer sizde ilmihâl kitabı varsa verebilir misiniz? Ben de boş zamanlarımda imam hatiplik sınavlarına çalışmak istiyorum.” dedi. O sınır boyunda hafız-ı kelam bir askerimizin olmasına ve onun da samimi duygularla gelip benden kitap istemesine çok sevindim. Hemen kitaplığımdaki ilmihâli kendisine hediye ettim.
Din hizmeti görevinizi sürdürürken ve bu göreviniz dışındaki faaliyetleri yürütürken edinmiş olduğunuz tecrübelerden yola çıkarak sizin gibi din hizmetinde bulunan kimselere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Kıymetli meslektaşlarıma hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemelerini, bıkkınlık göstermemelerini tavsiye ederim. Din hizmetinde bulunmak sabır ister. Emeklerimizin sonucu belki yıllar sonra belki ahirette karşılık bulacaktır. Güler yüzlü, tatlı dilli olduğumuz müddetçe açamayacağımız kapı yoktur. Din hizmetinde insanların kalbine dokunabilmenin en güzel yolunun tatlı dil, güler yüz ve nezaketten geçtiğini tecrübe ettim. Son söz olarak meslektaşlarıma çok kitap okumamız gerektiğini, yeniliklerden ve çevremizden haberdar olmanın bizi bir adım ileri taşıyacağını unutmamalarını hatırlatmak isterim. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı ailesinin fertleri olarak sorumluluğumuzun bilinciyle hareket etmek zorundayız. Allah yâr ve yardımcımız olsun.
Öz Geçmiş
Salih Yıldız, 1979 yılında Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde doğdu. İlkokul, ortaokul ve imam hatip lisesini doğup büyüdüğü Suruç’ta okudu. Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine 2015 yılında Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine bağlı Büyükhan köyünde başladı. Hâlihazırda Suruç Mürsitpınar Camii’nde imam hatip olarak görev yapan Salih Yıldız, evli ve 4 çocuk babasıdır.