NECİP FAZIL’IN İDEALİST GENÇLİĞİ


Mustafa UÇURUM

Kişiler, bulundukları ve temsil ettikleri göreve, konuma, mevkie göre çeşitli sıfatlarla anılırlar. Bu, sadece meslek anlamında değil insanların meşgul oldukları uğraşlarda da aynı yolu izler. Şair, yazar olmak kişinin ortaya koyduğu eserlerle belirlenen bir sıfattır. Kişi eğer şiirler yazıp kendini bu alanda ifade ediyorsa o kişiye şairdir diyebiliriz. Yazarlık da aynı çizgide ilerler. Bunların yanına; düşünce adamı, bilim insanı, dava adamı gibi sıfatlar koymak sadece bir şeyler yazmakla mümkün değildir. Bir düşünce uğruna kendini adamak insanı dava adamı yapar.
Necip Fazıl Kısakürek, ömrünün bir kısmını sadece şair olarak geçirmiş, yazdığı şiirlerle bu sıfatı tam anlamıyla hak etmiş bir şairdir. Örneğin; Kaldırımlar, bu döneme ait bir şiirdir.
1934 yılında; “Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız; / Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!” diyerek vasfettiği Abdulhakim Arvasi ile tanışır. Artık o, şairliğinin yanında dava adamı olmak gibi bir sorumluluğu da üzerine almıştır. Düşüncelerini daha geniş kitlelere ulaştırmak için Büyük Doğu dergisini çıkarmış, izlenecek yol ve yöntemleri buradaki yazılarında hedef kitlesi olan gençlere ulaştırmaya başlamıştır.
Bir fikir adamıdır Necip Fazıl. Kökünü tarihten ve İslam’dan alarak bir nakış gibi dokuduğu düşüncelerini bir davaya gönül vermiş idealist gençler yetiştirmek için oluşturmuş, yaymış ve kabul ettirmiştir. Her zaman arkasında, yanında, en yakınında onun düşünceleriyle kendini geliştiren ve onu ayakta tutan gençler olmuştur.
Düşüncesinin kaynağı nettir: İmana peygamberce bir ciddiyetle sarılmak ve iman esaslarına da sahabe sadakatiyle bağlı kalmak.
İdeal bir gençlik hedeflemiştir üstat. Yani değişmez, sarsılmaz, eskitilemez ideallere sahip bir gençliğin hayali ile yola çıkmış, ayağına takılan tüm çakıl taşlarını bertaraf ederek hedefini gerçekleştirmiştir.
Bir gençlik ama nasıl bir gençlik? Her dönemin akıl çelici ayak oyunları vardır. Gençlik her zaman hedefte olan bir zümredir. İyi niyetli ya da kötü niyetli kişilerin hedefinde hep gençler olmuştur. Donanımlı bir gençlik ancak bu toprakların idealist genci olabilir. İman ve Aksiyon isimli kitabında Necip Fazıl, idealist gençliğin özelliğini şöyle sıralıyor:
1. Başta samimiyet, her şubesiyle O’nun ahlakı.
2. Tek ümmet modeli olarak sahabiyi almak.
3. Fedakârlık ve disiplin.
4. Üstün akıl ve sır idraki.
5. Nefis muhasebesi.
6. Eşya ve hadiselere tahakküm ve onları tasarruf mizacı.
7. Aksiyon ruhu.
8. Gözü karalık.
9. Aşk.
10. En derin merhamet içinde en keskin şiddet.
11. Zarafet ve estetik.
Bu özelliklerle donanmış bir gençliği hayal ediyordu üstat. Geniş bir çerçeveyle çizdiği Büyük Doğu gençliğinin de temellerini bu ideallerle atmış oldu.
İdealist gençliğin önünde peygamber ve sahabe gibi örnekler varken onlar gelip geçici hiçbir hevesin taklidine yeltenmezler. Batı’yı taklit etmek gibi bir hataya düşmez idealist genç. Onun inancı en büyük zırhıdır. Kendini korumasını bilen genç, kendini yarınlara hazırlayacak kaynağı da doğru yerde arar.
Necip Fazıl, tüm ideallerini “Büyük Doğu” olarak adlandırmıştır. Kaynağı sünnete ve cemaat olmaya dayanan, ruhunun ve milliyetinin farkında olarak yetişen, tefekkürü eksik olmayan bir idealdir bu. Duyarsız olamaz gençler. Çevresinde olup bitene kulak tıkayamaz. Her dönem, şart ve durumda imani duruşundan taviz veremez.
Necip Fazıl’ın çevresinde yetişen, ona yol arkadaşlığı eden birkaç isme bakmak bile onun bu ideallerinin bazı ruhlarda vücut bulduğunu gösteriyor bize. Sezai Karakoç, M. Akif İnan, Rasim Özdenören gibi isimler onunla birlikte hareket etmiş, ondan aldıkları güç ve ilhamla duruşlarını pekiştirmişlerdir.
Düşünceyi aksiyona çevirme anlamında çok etkili olan Necip Fazıl, şiirlerinde de gençlere bir yol çizerek onların gelecekte oluşturacakları fikrî alt yapının temellerini atmıştır. Birçok şiirinde gençlere seslenerek “Büyük Doğu” idealinin hedefini belirlemiştir.
“Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış; ebed bizimdir!” derken bir umudu her zaman diri tutmuştur üstat. Gelecek, umut demektir. Gençlik zaten umudun diğer bir adıdır. Bugün durum ne olursa olsun umudu diri tutarak yarınlara daha güvenle bakabilir gençler.
İnsana düşen elinden geleni yapmaktır. Şartlar çok kötü olabilir, zorluklar tüm kapıları kapatabilir, insan bir çıkış yolunu bulmakta zorlanabilir. Elinden geleni yapmak denen o keskin çizgide kalakalır insan. Böylesi durumlarla en çok da gençler baş başa kalır. Üstadın, Utansın şiiri de gençler için bir umut aşısıdır âdeta.
“Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!”
Hayatını idealleri uğruna yönlendiren, değiştiren Necip Fazıl, bu toprakların sağlam maya tutması için ömrünün sonuna kadar ideallerinin peşinden koşmuş bir dava adamıdır. Onun işaret ettiği Büyük Doğu hedefine ulaşmak için yola düşen her genç, ülkenin de aydınlık yüzü ve geleceğidir. Işık doğudan yükseldiği müddetçe de bu idealler hep canlı kalacaktır.