HAKİKATLİ
Mehmet AYCI
“Hakikat” kelimesi de “gerçek” kelimesi karşısında mevzi kaybediyor, yerini yavaş yavaş gerçeğe bırakıyor. Oysa gerçek gerçek, hakikat hakikattir; birbirinin yerini tutmaz. Ne kadar anlam genişlemesine uğrarsa uğrasın, biri diğerini kuşatamıyor.
Türkçe ne güzel Allah’ım! Hakikat kelimesinden bir de hakikatli çıkarmışız ki hakikaten dilimizin gücüne hayran kalmamak elde değil.
Hem dosdoğru olacak, onun elinden dilinden eyleminden emin olacaksınız, hem de o doğruluk hâlinden çıkmayacağından emin olacaksınız.
Dünyanın öbür ucunda olsa bile varlığıyla kendinizi yalnız hissetmeyeceksiniz. Aranızdaki “hakiki” bağ kopmayacak. Yanınızda, yakınınızda gibi sizi gönendirmeye, gönlünüzü beslemeye devam edecek.
Bir insan size yakınlık duyabilir. Zor zamanınızda yanınızda olabilir. Bir insandan emin olabilirsiniz. Yâriniz ve yardımcınız olabilir başınız dara düştüğünde. Onun yakınlığı, cömertliği, gönül dostu olması, eminliği başka şeydir, bütün bu hususiyetleri ve meziyetleri içkin hakikatli olması başka şeydir.
Hakikatli insan az bulunur. Şairin deyimiyle “halk içinde yüzdeki ben” gibi nadir ve kıymetlidir. Kıymet bilir, nadirattan anlar.
Ne güzel Yozgat türküsüdür o:
“Ak koyun meler gelir
Dağları deler gelir
Hakikatli yar ise
Geceyi böler gelir.”
Türküdeki sembollerin, ak koyunun, gecenin, dağın ve delmek eyleminin çözümlemesini yapmak meseleyi uzatmak olacaktır. Bir zorlukla karşılaştığınızda, dünya size zindan kesildiğinde, dağ gibi bir dertle başa çıkamadığınızda sizi o dertten kurtaracak, aydınlığa çıkaracak kişi hakikatli kişidir.
Öyle birinin yeryüzünde yaşıyor olması ümidi bile sizi çareli kılmaya yeter.