Söyleşi: Mahir KILINÇ
Görev yaptığınız caminin müştemilatında öğrencilere yemek ikram ederek gençlere yönelik önemli bir hizmette bulunuyorsunuz. Öğrencileri merkeze alan bu faaliyet nasıl ortaya çıktı ve gençler nezdinde nasıl karşılık buldu?
Fatih Sultan Mehmet Camii’ne atandıktan sonra cami müştemilatının çeşitli faaliyetlere uygun olduğunu gördüm. Cami merkezinde cami cemaati başta olmak üzere mahalledeki gençlerle çeşitli etkinlikler düzenlemeye başladık. Öğle aralarında namaza gelen gençlerle kurduğum diyalog sonucu evlerinin okullarına uzak olduğunu öğrendim. Evleri uzak olduğundan onlara öğle vakitlerinde yemek ikram etmenin isabetli olacağını düşündüm. Bu düşüncemi de hayırsever bir kardeşimize açtım. O da gençlere yönelik bu fikrimi çok beğendi ve sonrasında gençlerin öğle yemeği için malzemeler aldı. Ben de o öğrencilere müştemilatta yemek pişirdim. Gençlere yapılan yemek ikramını gören diğer hayırsever vatandaşlarımız da çeşitli yardımlarda bulundular ve bu faaliyetin okul bitene kadar sürmesinde yardımcı oldular. Yemek ikramımıza ilk zamanlar üç gencimiz gelirken bu sayı her geçen gün daha da arttı ve bu faaliyetimiz birçok gencimize ulaşmamıza vesile oldu. Camideki bu ikramımızı duyup gelen gençlerimizle öğle yemeğinin akabinde namaza kadar sohbet edip onların dertlerini dinledim ve ezan vaktine kadar da dinî konulardaki sorularını cevapladım. Sonrasında da hafta içi öğle namazlarımızı birlikte kıldık. Camimizde gençlerle süslenmiş bir cemaatimiz oldu. Sağ olsunlar, gençlerimiz kendilerine attığımız adımların hiçbirini geri çevirmedi ve samimi iletişimimize olumlu cevaplar verdiler. Beni kendi büyüklerinden biri gibi görüp saygı gösterdiler.
Gençlere yönelik gerçekleştirdiğiniz diğer etkinliklerden ve bunların geri dönüşlerinden bahseder misiniz?
Üniversite öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin dışında okul sezonu olduğunda ilkokul ve ortaokul seviyesindeki çocuklarla da pazar günleri öğle namazında buluşup namaz sonrası halı saha maçları düzenliyoruz. Bu vesileyle onları da cami etrafında toplamaya çalışıyoruz. Bu çocuklarımızla dinî ve millî günlerde programlar düzenliyoruz. Çocuklarımıza, bu günlere özel şiirler, ilahiler söyletip bunları sosyal medyada paylaşıyoruz. Bu faaliyetlerimizin çocukların öz güvenlerine yönelik çok önemli katkılar sağladığını görüyoruz. Bunların dışında her ay camimizde “gençlik buluşmaları” adı altında programlar düzenleyip camimizin neşesine neşe katıyoruz. Çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik bu faaliyetlerimizden camimizin cemaati de çok hoşnut oluyor. Hem cami cemaatinden hem de çevreden bu etkinliklerden haberdar olan kimseler kendilerince de katkı sağlamak istediklerini söyleyerek yanımıza geliyor ve bizlere destek oluyor.
Camiyi merkez alarak gerçekleştirmiş olduğunuz faaliyetler çerçevesinde veren el ile alan el arasında bir köprü oluşturuyorsunuz. Bunun görev yaptığınız cemaatin üzerindeki yansımalarını anlatabilir misiniz?
Malumunuz biz din görevlileri, bulunduğumuz çevredeki insanları tanıyan ve onların birçok durumuna da vâkıf olan kimseleriz. İnsanlar cami cemaatinden olsun olmasın kendi hâllerini, sıkıntılarını anlatmak için imamları tercih ederler. O yüzden de bizler aslında toplum içinde sır taşıyanlarızdır aynı zamanda. Bize türlü sıkıntılarıyla gelen insanlara yönelik çözümler üretmeye ve yardımcı olmaya çalışırız. Maddi durumu yerinde olmayan ve sıkıntıda olan kimselerin gidip bir başkasından yardım istemesi ona ağır gelebilir. O yüzden bizler yardım etmek isteyen kimselerle onları, birbirlerinin haberi olmadan buluştururuz ve aralarında bir iyilik köprüsü kurarız. Lakin yardım eden kimseye neyi, nereye ulaştırdığımıza dair de bilgi sunduğumuzda memnun oluyor. Bu şekilde güven ortamı oluşuyor. Bu güven tesis edilince de yardım konusunda cemaatimiz birbiriyle yarışıyor. Çünkü yaptıkları her bir iyiliğin yansımasını tabiî olarak kendisinde ve ailesinde buluyor.
Sizin gibi din hizmetinde bulunan görevlilerimize edinmiş olduğunuz tecrübelerden de yola çıkarak ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Din görevlisi olarak bizler sadece camiye gelen cemaate namaz kıldırmakla kendimizi vazifeli görmemeliyiz. Camiyle tanışma fırsatı bulamamış ve camiye gelmeyen kimselere de ulaşabilmek için uğraşmalıyız. Özellikle çocuklara ve gençlere camiyi bir şekilde sevdirebilmek için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor. Caminin yanı sıra cami dışında da sosyal hayatın içerisinde varlığımızı göstermeliyiz. Gerek cemaatten gerekse cemaatten olmayan insanların sevindikleri ya da üzüldükleri günlerde yanlarında olmalıyız. Bu günleri hem onlarla hem de o cemiyete katılanlarla iletişim kurmada vesile aracı olarak görmeliyiz.
Öz Geçmiş
Ahmet Reşit Erciyas, 1976 yılında Kayseri’de dünyaya geldi. Develi İmam Hatip Lisesinde okudu. Son sınıfı İncesu İmam Hatip Lisesinde okuduktan sonra mezun oldu. Askerliğini 1997-1999 yılları arasında tamamladıktan sonra özel sektörde çalıştı. 2004 yılında imam hatip olarak Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Kavlaklar köyüne atandı. Burada altı yıl görev yaptıktan sonra 2010 yılında atandığı İncesu Fatih Sultan Mehmet Camii’nde müezzin kayyım olarak görevine devam ediyor.