MÜŞAVERE HEYETİNDE BİR HEKİM DR. HASAN FEHMİ GÖKALP - 1

Dr. Mehmet BULUT
DİB Emekli Başkanlık Müşaviri

Bu yazının başlığı “Dâhiliye Mütehassısı Bir Dersiam” da olabilirdi, “Dersiam Bir Tıp Doktoru” da... Köşemizin “Diyanet Arşivi” adını taşıdığını göz önünde tutarak yukarıdaki ibareyi tercih ettim.

Kuruluşundan itibaren Reislik teşkilatında bir danışma ve karar birimi olarak sürekli yer almış olan Müşavere Heyeti/Müşavere Kurulu/Din İşleri Yüksek Kurulunda bugüne kadar yüzlerce kişi aza/üye olarak görev yaptı; kuşkusuz bunlardan her biri tanıtılmaya değerdir. Burada, Hasan Fehmi Gökalp’i seçmemin nedeni, onun hem medrese/dinî yüksel tahsil hem de munzam bir tıp eğitimi görüp Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere Heyetinde üyelik yapmış tek kişi olmasıdır. Küçük bir yanılma payı bırakarak onun için, “Diyanet’te bu vasıftaki tek kişi” tanımını da yapabiliriz. Bununla birlikte, bütün araştırmalarıma rağmen, Başkanlığımızca yayımlanan albümlerdeki kısa tanıtım yazıları dışında onun hakkında yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlamadım. Bu makalede verilen bilgilerin kaynağını, onun Diyanet İşleri Başkanlığı ve Sağlık Bakanlığındaki özlük dosyalarında bulunan belgelerle 1948 yılına ait Müşavere Heyeti karar defterindeki kayıtlar teşkil etmektedir. Buna göre makaleyle amacımız, tam bir biyografi yazmak değil, Gökalp’in işaret edilen oldukça manidar vasfını öne çıkarmaktır.

Yazıda Gökalp’in önce kısa bir özgeçmişi verilecek, ardından da bazı yönleri detaylandırılacaktır.

Doğumu ve Tahsili: Hasan Fehmi Gökalp, 1313 (1897)’te İstanbul’da doğmuş. Babası Süleyman Efendi, annesi Havva Hanım’dır. İlk tahsilinden sonra Fatih Rüştiyesini bitirmiş. Bir süre Fatih Bahr-i Siyah Çiftebaş Kurşunlu Medresesinde Dersiam Nasuhi Efendi’den ders okumuş. Daha sonra, bizzat kendisinin verdiği bilgiye göre, kaydolduğu Dârü’l-Hilâfeti’l-Aliyye Medresesinin bütün kısımlarını ve bu medresenin ihtisas kısmı olan Süleymaniye Medresesini sonuna kadar okumuş; ancak buradan icazet/diploma alamadan 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatılmış. Bu durumdakiler için yapılan bir düzenleme sonucu Hasan Fehmi ve emsali talebe, aynı kanunla kurulan Darülfünun İlahiyat Fakültesine imtihanla alınmış. Bu imtihanı kazananlar Süleymaniye Medresesi mezunu sayılmış ve kendilerine icazetname/diploma verilmişti. Devlet Bakanlığına bir vesile ile gönderdiği 30 Aralık 1971 tarihli dilekçesinde ise Gökalp, 1340 (1924) tarihinde Süleymaniye Medresesi ihtisas kısımlarından Kelâm-Felsefe-Tasavvuf şubesinden icazet/doktora diploması alarak mezunu olduğunu ve dersiam olarak İstanbul Müftülüğüne kaydını yaptırarak dersiamlık maaşı almaya başladığını belirtmiştir. Öte yandan Reislik de değişik vesilelerle resmi makamlara onunla ilgili yazdığı yazılarda Hasan Fehmi’nin Süleymaniye Medresesi mezunu olduğuna vurgu yapmıştı. Reislikte göreve başlayınca derecelendirmesinin yapılması için icazetnamesi, 12 Ekim 1940 tarih ve 3679 sayılı yazı ekinde Maarif Vekâletine gönderilmiş, Vekâletten Reisliğe yazılan 24 Ekim 1940 tarihli cevabi yazıda H. F. Gökalp’in Süleymaniye Medresesinden aldığı 25 Eylül 1340 (1924) tarihli icazetnamesinin 6 yıllık yüksek tahsile tekabül ettiğine karar verildiği bildirilmiştir.

Dersiamlığı: Bilindiği gibi dersiam, medreselerde talebeye, camilerde de halka açık ders verme yetkisine sahip müderrislerin unvanıdır. Medreselerin kapatılmasıyla artık böyle bir mansıp kimseye verilmemiştir. Ancak bu unvanı almış kişilerin müktesep hakları vefatlarına kadar Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Hâl böyle olunca, Başkanlıktaki özlük dosyasında Fehmi Gökalp’in dersiamlığı ve bilhassa dersiamlık maaşına ilişkin bir hayli kayıt bulunmaktadır. Mesela hükümet tabibi olarak Ilgın’a tayini dolayısıyla 1925’ten beri İstanbul’dan aldığı dersiamlık maaşının Ilgın’a nakli talebine karşılık Reislikçe hazırlanan 20 Kasım 1932 tarihli yazıda adı geçenin Dersiam Defterinin 347/440 numarasında kayıtlı 6 lira maaşlı dersiam olduğu beyan edilmiştir. Yine aynı göreve başlaması dolayısıyla 1 Aralık 1932’de doldurduğu formda da Gökalp, ilk memuriyetinin dersiamlık olduğunu, 1924’te Süleymaniye Medresesini bitirince İstanbul Müftülüğüne tercümeihâl verdiğini, dersiam olarak kayıt yaptırdığını, 17 Kânunusani 1341 (Ocak 1925) tarihinde 4 liradan göreve başladığını, maaşına 19 Mayıs 1926’da 1, bir sene sonra yine 1 lira zam yapılarak 6 liraya iblağ edildiğini yazmıştır. Gökalp, sözünü ettiği tercümeihâlinin 5601 numarada kayıtlı olarak Reislikte muhafaza edildiğini de beyan etmiştir. Nitekim onun bu beyanı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletinden Reisliğe gönderilen 14 Kânunuevvel (Aralık) 1932 tarihli yazıda dile getirilerek, adı geçene ait sicil dosyasının gönderilmesi istenmiştir. Gökalp, resmî makamlara yaptığı diğer bir kısım müracaatta da ilk memuriyetinin deirsiamlık olduğunun altını çizmiş, bu unvanından âdeta iftihar etmiştir.

Bu köşede daha önce çıkan yazılarımda ifade etmiş olmalıyım; dersiam maaşı, hak etmiş kişilere, üzerlerinde resmi başka görev olsun olmasın, kaydıhayat şartıyla verilmiş bir ücretti. Bu konuda bir Şûra-yı Devlet (Danıştay)kararı bulunmaktaydı ve bu karar ilgililerce, “mazide ilmî hizmet görmüş olanlara devletimizin yüksek bir eser-i atıfeti” olarak değerlendiriliyordu. Nitekim Hasan Fehmi Gökalp de doktor olarak görev yaptığı yıllarda bile bu ücreti alacaktır. Bununla birlikte bu süreçte bu maaşın ödenmesinde ve dersiamlıkta geçen sürenin intibakta değerlendirilmesinde sıkıntılar yaşanmıştır. Mesela, Reislikten Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletine yazılan 2 Eylül 1940 tarihli yazıda, Reislik Sicil Mümeyyizi Hasan Fehmi Gökalp’in, doktorluk görevinden önce 7 yıl 9 ay 10 günlük dersiamlık müddetinin bulunduğu ve bu sürenin hesaba dâhil edilmediği ifade edilerek adı geçenin bu hizmetinin de nazarıitibara alınarak intibak ve hizmet cetvelinin buna göre tashihi istenmiştir. 1972 yılına geldiğimizde bile Gökalp, Devlet Bakanlığına bir dilekçe göndererek bu hususta mağdur edildiğini ifade etmişti. Gökalp’in, Devlet Bakanlığından Diyanet İşleri Başkanlığına havale edilen 30 Aralık 1972 tarihli bu dilekçesine Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Tayyar Altıkulaç imzasıyla yazılan yazıda intibakının yeniden yapılmasına ilişkin mucibin İstanbul Müftülüğüne gönderildiği bildirilmiştir.

Medreselerin kapatılmasını
müteakip dersiamlar vaiz olarak görev alabilmişlerdir; ancak Gökalp’in hizmet sirkülerinde böyle bir göreve rastlamıyoruz.

Gökalp’in özlük dosyasındaki dersiamlığıyla ilgili evrakın önemli bir kısmı, görev yeri değiştikçe dersiam maaşının yeni görev yerine aktırılmasına ilişkin işlemlerdir. Uygulamaya göre memur dersiamlar, görev yerleri değiştikçe Diyanet İşleri Reisliğine veya tayin oldukları yerin il müftülüklerine müracaatla maaşlarının tayin edildikleri yerin emvalinden tediyesini talep ediyorlar ve bu talepler yerine getiriliyordu. Nitekim Gökalp de her görev değişikliğinde dersiam maaşının oraya nakli için talepte bulunmuştu. Mesela Tıp Fakültesinden mezun olarak Ilgın’da hükümet tabipliğine başlayınca Reisliğe yazdığı 16 Kasım 1932 tarihli dilekçesinde, 1925’ten beri İstanbul Müftülüğünden aldığı dersiam maaşının Ilgın’a tahvilini istemişti. Bu talep yerine getirilmiş, Hasan Fehmi’nin dilekçesine Reislikçe hazırlanan 20 Kasım 1932 tarihli yazıda onun 6 lira maaşlı dersiam maaşının Ilgın kazasına naklini uygun görmüştür. Bu nedenle, süreçte dersiamlar tanımlanırken bazen maaş aldıkları yere nispet ediliyorlar, mesela, “İstanbul kadrosundan maaş alan dersiam Fehmi Gökalp” diye ifade ediliyorlardı.

Tabipliği: Hasan Fehmi Gökalp, hangi yıl başladığını tespit edemediğim İstanbul Darülfünun Tıp Fakültesinden 1932’de mezun olmuş, mezuniyetini müteakip 27 Ekim 1932’de Ilgın’a hükümet tabibi olarak tayin edilmiştir. Kayıtlardan Ilgın’dan sonra sırayla 19 Şubat 1934’de Adana Sıtma Mücadele Tabipliğine, 31 Mart 1936’da Heybeliada Verem Sanatoryumu asistanlığına, 30 Kasım 1937’de Haydarpaşa Numune Hastanesi dâhiliye asistanlığına, 11 Mayıs 1939’da Kocaeli Sıtma Mücadelesi ve 19 Şubat 1940’ta Ankara Sıtma ile Mücadele Tosya Şubesi tabipliğine naklen tayin edilmiştir.

Diyanet İşleri Reisliği Sicil Mümeyyizliği ve Zat İşleri Müdürlüğü: Diyanet İşleri Reisliği Sicil Mümeyyizliği görevini yürüten Muammer Börekçi’nin Reislik Yazı İşleri Müdürlüğüne tayini dolayısıyla münhal hâle gelen bu göreve, Süleymaniye Medresesinden mezun dersiamlardan Ankara Sıtma Mücadele Mıntıkası Tosya Şubesi tabibi Dr. Hasan Fehmi Gökalp, Başkanlık onayıyla ve 40 lira maaşla 1 Haziran 1940’ta naklen tayin olunmuş ve adı geçen bu göreve 26 Haziran 1940’ta başlamıştır. Bu görevdeyken 17 Eylül 1942’de Zat İşleri Müdürlüğüne tayin edilmiş ve 9 Ocak 1948’e kadar bu görevi sürdürmüştür.

Müşavere Heyeti Azalığı: Öncelikle belirtmek gerekir ki Hasan Fehmi Gökalp’in altı yıllık bir dinî yüksek tahsile tekabül eden Süleymaniye Medresesi mezunu ve dersiam oluşu, Müşavere Heyeti azalığı için yeter bir ön şarttı. Başka bir ifade ile azalık, Gökalp’in müktesep bir hakkıydı. Nitekim Başbakanlığa Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki imzasıyla yapılan Gökalp’in Müşavere Heyeti azalığına tayin teklifinde, onun altı yıllık Süleymaniye mezunu dersiamdan oluşuna vurgu yapılmıştır. Bu teklif üzerine Zat İşleri Müdürü Hasan Fehmi Gökalp’in Müşavere Heyeti azalığına tayinine ilişkin Başbakan Hasan Saka ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü imzasını taşıyan 6 Ocak 1948 tarihli ve 2/488 sayılı kararnamede şöyle denmiştir: “Diyanet İşleri Başkanlığında açık bulunan 90 lira aylıklı Müşavere Kurulu Üyeliğine Zat İşleri Müdürü Dersiam Hasan Fehmi Gökalp’in, 70 lira aylıklı Zat İşleri Müdürlüğüne Yazı İşleri Müdürü Muammer Börekçi’nin ve 60 lira aylıklı Yazı İşleri Müdürlüğüne de Muamelat Mümeyyizi Mesut Yüksel’in terfian tayinleri tensip edilmiştir.” Teklif ve kararnameden de anlaşılacağı gibi bu yıllarda heyet azalığı şartlarını haiz kişiler tayin yoluyla göreve getirilmekteydi.

Teklifte olduğu gibi kararname metninde de Hasan Fehmi Gökalp’in dersiam oluşunun tasrih edilmesi önemlidir. Bu onaydan, o yıllarda Reislikteki müdürlük kadrolarının farklı derecelerde olduğunu ve müdürlerin de ikili kararname ile tayin edildiklerini öğreniyoruz.

Gökalp’in azalığı sadece bir yıl sürecek, 15 Aralık 1948 tarihinde bu görevinden ayrılacaktır.

Diyanet İşleri Reisliği Daire Tabipliği: Hasan Fehmi Gökalp’in bir hekim olarak Başkanlıktaki asli görevleri yanında bir süre Başkanlığın daire tabipliğini de yaptığını kaydetmemiz gerekir. Reisliğin daire doktoru Yusuf Hikmet Oktar’ın 1 Kasım 1941’de ihtiyat subay olarak askere alınması üzerine Reislik onayıyla Sicil Mümeyyizi Gökalp bu göreve 11 Kasım 1941’de vekâleten tayin edilmiştir. İlgili mevzuat gereği, 50 lira olan doktor ücretinin üçte bir oranındaki vekâlet ücretini alması da uygun görülmüştür. Reislikten Dr. H. Fehmi Gökalp’e yazılan 7 Temmuz 1948 tarihli yazıda, Bakanlar Kurulunun 23 Haziran 1948 tarihinde aldığı kararlardan söz edilerek ifa ettiği Başkanlık doktorluğundan 1 Temmuz 1948 tarihinden itibaren ayrılması gerektiği bildirilmiştir. Başkanlığın 8 Aralık 1948 tarihli yazısında da Gökalp’in daire doktorluğundan istifasının kabul edildiği ifade edilmiştir.

Hasan Fehmi Gökalp’in Müşavere Heyeti azalığından Sinop Memleket Hastanesi dâhiliye tabipliğine naklen tayinine, Sinop’tan sonraki görevleriyle emekliliğine dair kısa bilgi ve Müşavere Heyeti azası olarak bir kısım çalışmalarına, ayrıca, tespit edebildiğim tek bir makalesine ve konunun bir değerlendirilmesine de nasipse bir sonraki yazıda yer vermek istiyorum.